ÇOCUK KULÜBÜ - ATASÖZLERİ

ATASÖZLERİ

A

Abanın kadri, yağmurda bilinir.
Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.
Abdalın arkadaşlığı yol görününcüye kadardır.
Abdestsiz sofuya namaz dayanmaz.
Aca dokuz yorgan örtmüşler,yine uyuyamamış.
Acele giden ecele gider.
Acele ise, şeytan karışır.
Acele yürüyen yolda kalır.
Acemi katır kapı önünde yük indirir.
Acı acıyı bastırır,su sancıyı.
Acı patlıcanı kırağı çalmaz.

Acıkan doymam,susayan kanmam sanır.
Acındırırsan arsız, acıktırırsan hırsız olur.
Aç ayı oynamaz.
Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız edersin.
Aç koynunda azık durmaz.
Aç köpek fırın yıkar.
Aç kurt insana saldırır.
Aç tavuk rüyasında kendini darı ambarında görür.
Aç tokun halinden bilmez.
Açık yaraya kurt düşmez.
Açın imanı olmaz.
Açın karnı doyar gözü doymaz.
Açlık ile tokluğun arası bir dilim ekmek.
Adam eşeğinden, kadın döşeğinden belli olur.

Adamak kolay,ödemek güçtür.
Adamakla mal tükenmez.
Adamın iyisi iş başında belli olur.
Adı çkmış doksana, hiç inmez seksene.
Ağaca balta vurmuşlar "sapı bedenimde"demiş.
Ağaca çıkan keçinin doğurduğu oğlak dala bakarmış.
Ağaca dayanma çürür,insana dayanma ölür.
Ağacı kurt, insanı dert bitirir.
Ağaç ne kadar meyve verirse ,dalı o kadar yere eğilir.
Ağaç ne kadar uzarsa uzasın göğe değmez.

Ağaç ne kadar yüksek olsa da yaprakları yere düşer.
Ağaç yaş iken eğilir.
Ağaçlı köyü su basmaz.

Aba da bir diba da giyene, güzel de bir çirkin de sevene
Abanın kadri yağmurda bilinir
Aba vakti aba alan, yaba vakti yaba alan yanılmamış
Abdal abdala çatmayınca, kasnak boyna geçmez
Abdal abdalın ne onduğunu ister, ne de bulduğunu

Abdala “kar yağıyor” demişler, “titremeye hazırım” demiş.
Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır.
Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.
Abdalın dostluğu köy görünceye kadar.
Abdalın karnı doyduktan sonra, gözü yoldadır (papucundadır)
Abdal (derviş) tekkede, hacı Mekke`de bulunur.
Acele bir ağaçtır, meyvesi pişmanlık.
Acele ile menzil alınmaz.
Acele işe şeytan karışır.
Acemi katır kapı önünde yük indirir.
Acıkan doymam (sanır), susayan kanmam sanır.
Acıkmış kudurmuştan beterdir.
Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur.
Acı patlıcanı kırağı çalmaz.
Acı (kötü) söz insanı (adamı) dininden (çıkarır), tatlı söz (dil) yılanı deliğinden (ininden) çıkarır.
Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.
Aç (arık) at yol almaz, aç (arık) it av almaz.
Aç ayı oynamaz.
Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız (yüzsüz) edersin.
Aç doymam, tok acıkmam sanır.
Aç elini kora sokar.
Aç gözünü, açarlar gözünü.
Açık ağız aç kalmaz.
Açık yaraya tuz ekilmez.
Açık yerde tepecik kendini dağ sanır.
Açılan solar, ağlayan güler.
Açın gözü ekmek teknesindedir (olur).
Açın karnı doyar, gözü doymaz.
Aç kurt bile komşusunu dalamaz.
Açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna.
Aç ne yemez, tok ne demez.
Aç tavuk (düşünde) kendini buğday (arpa, darı) ambarında sanır (görür).
Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü.
Aç tokun yüzüne bakmakla doymaz.
Adalet ile zulüm bir yerde barınmaz.
Adam adama her daim muhtaç (gerek olur).
Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil (Adam adama yük olmaz).
Adam adamdan korkmaz, utanır (hatır sayar).
Adam adam denmekle adam olmaz.
Adam adamdır, olmasa da pulu; eşek eşektir, olmasa da çulu.
Adam adamı bir kere (defa) aldatır.
Adama dayanma ölür, duvara (ağaca) dayanma yıkılır (kurur).
Adam ahbabından bellidir (Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu diyeyim).
Adamak kolay, ödemek güçtür.
Adamın (insanın) adı çıkacağına canı çıksın .
Adamın iyisi alış verişte belli olur.
Adamın iyisi iş başında belli olur.
Adamın yere bakanından, suyun ağır (sessiz) akanından kork (sakın).
Adam olana bir söz yeter.
Âdemoğlu (insanoğlu) çiğ süt emmiştir.
Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur.
Ağacı kurt, insanı dert yer.
Ağaç kökünden yıkılır.
Ağaç yaprağı ile güzeldir (gürler).
Ağaç yaş iken eğilir.
Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter.
Ağır giden yol alır, hızlı giden yolda kalır.
Ağır kazan geç kaynar.
Ağır ol, batman gelesin.
Ağır taş batman döver (yerinden oynamaz).
Ağır yongayı yel kaldırmaz.
Ağız yer, yüz utanır.
Ağlamayan çocuğa meme vermezler.
Ağlatan gülmez.
Ağrısız baş mezarda gerek (olur).
Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar.
Ah alan onmaz.
Ahlatın (armudun) iyisini ayılar yer.
Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez.
Ahmak iti yol kocatır.
Akacak kan damarda durmaz.
Ak akçe kara gün içindir.
Akan su yosun (pislik) tutmaz.
Akar su çukurunu kendi kazar.
Akan suya inanma, el oğluna güvenme.
Akıl akıldan üstündür.
Akıl için tarik (yol) birdir.
Akıl kişiye (adama) sermayedir.
Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır (Deli dostun olacağına akıllı düşmanın olsun).
Akıllı hırsız, şaşkın ev sahibini bastırır.
Akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer.
Akıllıyı arkada tutma, akılsızı kılavuz etme.
Akıl para ile satılmaz.
Akılsız başın zahmetini (cezasını) ayaklar çeker.
Akıl yaşta değil baştadır.
Ak koyunun kara kuzusu da olur.
Akla gelmeyen başa gelir.
Aklına geleni işleme, her ağacı taşlama.
Akraba (dost) ile ye, iç, alışveriş etme.
Akşama karşı gitme, tana karşı yatma.
Akşamın hayrından sabahın şerri yeğdir (iyidir).
Alacağın olsunda da alakargada olsun.
Alacakla verecek (borç) ödenmez.
Alçak uçan yüce konar, yüce uçan alçak konar.
Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır.
Alçak yer yiğidi hor gösterir.
Al elmaya taş atan çok olur.
Alet işler, el övünür.
Alışmış kudurmuştan beterdir.

B

Baba koruk (ekşi elma, erik) yer, oğlunun dişi kamaşır
Baba malı tez tükenir, evlât gerek kazana
Baca eğri de olsa duman doğru çıkar
Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun (Bağda izin olsun, üzüm yemeye yüzün olsun)
Bağla atını, ısmarla Hakk`a
Bağlı koyun yerinde otlar
Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur

C

Cahile söz anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur.
Cambaz ipte, balık dipte gerek.
Cana gelecek (kaza-zarar) mala gelsin.
Can boğazdan gelir.

Can canın yoldaşıdır
Can cümleden aziz (dir).

D

Dağ başı dumansız olmaz
Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur
Dağ ne kadar yüce olsa yol (onun) üstünden aşar
Damlaya damlaya göl olur
Danışan dağı aşmış, danışmayan (-ın) yolu şaşmış
Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz
Davul bile dengi dengine çalar
Davulun sesi uzaktan hoş gelir
Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan
Deli deliden hoşlanır, imam ölüden
Deli ile çıkma yola, başına getirir (gelir türlü) belâ.

E

Ecel geldi cihana, baş ağrısı bahane.
Eceli gelen köpek cami duvarına işer.
Eden bulur, inleyen ölür.
Eğilen baş kesilmez.
Eğreti ata (el atına) binen tez iner.
Eğri otur, doğru söyle.
Ekmeden biçilmez.
Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını.
El elden üstündür.
El el ile, değirmen yel ile.
El elin eşeğini Türkü çağırarak arar.
El eli yıkar, iki el de yüzü.
El için kuyu kazan, evvelâ kendi düşer.
El ile gelen düğün bayram.
El kazanı ile aş kaynamaz.
El mi yaman, bey mi?
El yarası onulur (geçer, iyi olur) dil yarası onulmaz (iyi olmaz).
Emanete hıyanet olmaz.
Emek olmadan yemek olmaz.
Er ekmeği er kursağında kalmaz.
Erkek arslan dişisinden kuvvet alır.
Er olan ekmeğini taştan çıkarır.
Erteye kalan, arkaya kalır.
Esirgenen göze çöp batar.
Eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez.
Eşeğe altın semer vursalar, eşek yine eşektir.
Eşeğini sağlam kazığa bağla, sonra Allah`a ısmarla.
Eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme; kimi uzun, kimi kısa der.
Eşek bile bir düştüğü yere bir daha düşmez.
Eşek hoşaftan ne anlar; suyunu içer, tanesini bırakır.
Etle tırnak arasına girilmez.
Etme bulma dünyası.
Ev alma komşu al.
Evdeki hesap çarşıya uymaz.
Evi ev eden avrat, yurdu şen eden devlet.
Evli evinde, köylü köyünde gerek.

F

Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp.
Fare (sıçan) deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna (kıçına) kabak bağlamış.
Faydasız baş mezara yaraşır.
Fazla (artık) mal göz çıkarmaz.
Fırsat her vakit ele geçmez.

Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar.

G

Gafile kelâm, nafile kelâm.
Gammaz olmasa tilki pazarda gezer.
Garip kuşun yuvasını Allah yapar.
Gâvurun ekmeğini yiyen, gâvurun kılıcını çalar.
Gelene git denilmez.
Gelen gidene rahmet okutur (Gelen gideni aratır).
Gemisini kurtaran kaptan.
Gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir (anlaşılır).

Gençlikte para kazan (taş taşı), kocalıkta kur kazan (ye aşı).
Gidilmeyen yer senin değildir (olmaz).
Gidip de gelmemek, gelip de görmemek (bulmamak) var.
Göğe direk, denize kapak olmaz.

Gönlün yazı var, kışı var.
Gönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılmaz.
Gönülden gönüle (kalpten kalbe) yol vardır. (Kalp kalbe karşıdır).
Gönül ferman dinlemez.
Gönülsüz namaz göğe (göklere) ağmaz (Gönülsüz davara giden köpekten hayır gelmez).
Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır, ya baş.
Gön yufka yerinden delinir. (İp inceldiği yerden kopar).
Görenedir görene, köre nedir köre ne?
Görünen köy kılavuz istemez.
Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur.
Göz görmeyince gönül katlanır.
Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulamaz.
Gülme komşuna, gelir başına.
Gülü seven dikenine katlanır.
Gün doğmadan neler doğar.
Güneş balçıkla sıvanmaz.
Güneş girmeyen eve doktor girer.
Güvenme dostuna, saman doldurur postuna.
Güvenme varlığa, düşersin darlığa.
Güzün gelişi yazdan bellidir.

H

Hacı hacı olmaz gitmekle Mekke`ye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye.
Haddini bilmeyene bildirirler.
Hak deyince akan sular durur.

Hak gelince, batıl gider.
Hak yerde kalmaz.
Hak yerini bulur.
Hamala semeri yük değildir (olmaz).
Hamama giren terler.
Haramın temeli olmaz (Haramdan şifa olmaz).göremez.
Harman dövmek keçinin işi değil.
Hastalık sağlık bizim (insan) için.
Hatasız kul olmaz.
Hay`dan gelen, Hu`ya gider (Selden gelen, suya gider).
Hayır dile komşuna, hayır gele başına.
Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar söyleşe söyleşe ( konuşa konuşa) anlaşır.
Hayvan yularından, insan ikrarından tutulur.
Hayvanı yardan düşüren bir tutam ottur.
Hekimden sorma, çekenden sor.
Hekimsiz, hâkimsiz yerde oturma.
Her ağacın meyvesi olmaz.
Her ağaçtan kaşık olmaz.
Her çok azdan olur.
Her damardan kan alınmaz.
Her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan.
Her Firavun`un bir Musa`sı olur.
Her horoz kendi çöplüğünde öter.
Her inişin bir yokuşu vardır.
Her işin başı sağlık.
Her kaşığın kısmeti bir olmaz.
Herkes bildiğini okur.
Herkesin arşınına göre bez vermezler.
Herkesin ettiği yoluna gelir.   
Herkesin tenceresi kapalı kaynar.
Herkesin yorulduğu yere han yapılmaz.
Herkes kaşık yapar ama sapını ortaya getiremez.
Herkes ne ederse kendine eder.
Her koyun kendi bacağından asılır.
Her kuşun eti yenmez.
Her şeyin bir vakti var, horoz bile vaktinde öter.
Her şeyin yenisi, dostun eskisi (makbuldür).
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.
Her yiğidin gönlünde bir arslan yatar.
Her zaman gemicinin istediği rüzgâr esmez.
Her ziyan bir öğüttür.
Hesapsız kasap, ya bıçak kırar ya masat (Hesabını bilmeyen kasap, ne satır bırakır, ne masat).
Hırsızlık bir ekmekten, kahpelik bir öpmekten.
Hiddetle kalkan nedâmetle oturur.
Hocanın (imamın) dediğini yap (söylediğini dinle), arkasından gitme (yaptığını yapma).
Hocanın (öğretmenin) vurduğu yerde gül biter.
Horoz ölür, gözü çöplükte kalır.

Horozu çok olan köyde sabah geç olur.
Huy canın altındadır.

Huylu huyundan vazgeçmez.

I-İ

Irmak kenarına çeşme yapılmaz.
Irmaktan geçerken at değiştirilmez.
Irz insanın kanı pahasıdır.
Isıracak it dişini göstermez.
İbadet de gizli, kabahat de.
İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır.
İki at bir kazığa bağlanmaz.
İki baş bir kazanda kaynamaz.
İki cambaz bir ipte oynamaz.
İki dinle (bin işit) bir söyle.
İki el bir baş içindir.
İki karpuz bir koltuğa sığmaz.
İki ölç, bir biç.
İnsan beşer, kuldur şaşar.
İnsan doğduğu yerde değil, doyduğu yerde.
İnsan göre göre, hayvan süre süre (alışır).
İnsan insanın (adam adamın) şeytanıdır.
İnsanoğlu çiğ süt emmiş.
İnsan yedisinde ne ise, yetmişinde de odur.
İp inceldiği yerden kopar.
İsteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü.
İşine hor bakan (sanatını hor gören) boynuna torba takar.
İş insanın aynasıdır.
İşleyen demir ışıldar (pas tutmaz).
İş olacağına varır.
İşten artmaz, dişten artar.
İt derisinden post olmaz.
İtin (köpeğin) duası kabul olunsaydı gökten kemik yağardı.
İt itin ayağına (kuyruğuna) basmaz.
İtle çuvala girilmez.
İtle yatan bitle kalkar.
İt ürür, kervan yürür.
İyi dost kara günde belli olur.
İyi evlât babayı vezir, kötüsü rezil eder.
İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı.
İyilik eden iyilik bulur.
İyilik et, denize at, balık bilmezse Hâlik bilir.
İyilik (muhabbet) iki baştan.
İyi olacak hastanın hekim ayağına gelir.

K

Kaçan balık büyük olur.
Kaçanın anası ağlamamış.
Kalaylı bakır küflenmez.
Kalıp kıyafetle adam, adam olmaz.

Kalp kalbe karşıdır.
Kanaat gibi devlet olmaz.
Kanatsız kuş uçmaz (olmaz).
Kanı kanla yumazlar, kanı su ile yurlar.
Kara haber tez duyulur.
Kardeş kardeşi atmış, yar başında tutmuş.
Kardeş kardeşi bıçaklamış, dönmüş yine kucaklamış.
Karga, kekliği taklit edeyim demiş; kendi yürüyüşünü şaşırmış.
Karga yavrusuna bakmış, “benim ak-pak evlâdım” demiş.
Kartala bir ok değmiş, o da kendi yeleğinden.
Kâr, zararın kardeşidir (ortağıdır).
Katıra “baban kim?” demişler, “dayım attır” demiş.
Kaynayan kazan kapak tutmaz.
Kaza geliyorum demez.
Kazanmayanın kazanı kaynamaz.
Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.
Kazma elin kuyusunu, kazarlar kuyunu.
Keçi can derdinde, kasap yağ derdinde.
Keçi nereye çıkarsa oğlağı da oraya çıkar.
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur.
Kedinin boynuna ciğer asılmaz.
Kedi uzanamadığı (yetişemediği) ciğere pis (murdar) der.
Kele, köseden yardım gelmez.
Kelin ilâcı olsa başına sürer.
Kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur.
Kem göz, kalp akçe sahibinindir.
Kendi düşen ağlamaz..

Kesilen baş yerine konmaz.
Keskin sirke küpüne (kabına) zarar verir.
Kılavuzu karga olanın burnu boktan kurtulmaz.
Kılıç kınını kesmez.
Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan.
Kırkından sonra azanı teneşir paklar.
Kırk yıllık Kâni, olur mu Yani.
Kısmetinde ne varsa kaşığına o çıkar.
Kızı gönlüne (keyfine) bırakırsan ya davulcuya varır, ya zurnacıya.
Kızını dövmeyen, dizini döver.
Kimi köprü bulamaz geçmeye, kimi su bulamaz içmeye.
Kiminin parası, kiminin duası.
Kimse ayranım (yoğurdum) ekşi demez.
Kimseden kimseye hayır yok (gelmez).
Kimsenin âhı kimsede kalmaz.
Koça boynuzu yük değil.
Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
Kork Allah`tan korkmayandan.
Korku dağları bekletir.
Korkulu rüya (düş) görmektense uyanık yatmak yeğdir (hayırlıdır).
Korkunun ecele faydası yoktur.
Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler.
Köpeğe gem vurma kendisini at sanır.
Köpek ekmek veren kapıyı tanır.
Köpek sahibini ısırmaz.
Köpeksiz sürüye (köye) kurt dalar (iner).
Köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı derler.
Körler memleketinde şaşılar padişah olur.
Körle yatan şaşı kalkar (İtle yatan bitle kalkar).
Kötü komşu insanı (adamı) hacet sahibi eder.
Kötülük her kişinin kârı, iyilik er kişinin kârı.
Kötü söyleme eşine, ağu katar-aşına.
Kul azmayınca Hak yazmaz.
Kul hatasız (kusursuz) olmaz.
Kurda, “Neden boynun (ensen) kalın?” demişler; “İşimi kendim görürüm de ondan” demiş.
Kurt dumanlı havayı sever.
Kurt kocayınca köpeklere maskara olur.
Kurt tüyünü (köyünü) değiştirir, huyunu değiştirmez.
Kuru lâf karın doyurmaz.
Kurunun yanında yaş da yanar..

Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.
Kuzguna yavrusu güzel (anka) görünür.
Küçük suda büyük balık olmaz.
Kürkçünün kürkü olmaz, börkçünün börkü.

L

Lâfla peynir gemisi yürümez.
Lâf torbaya girmez.
Lâtife lâtif gerek.

Leyleğin ömrü laklakla geçer.
Lodosun gözü yaşlı olur.
Lokma çiğnenmeden yutulmaz.

M

Mahkeme kadıya mülk değil.
Mal bulunur, can bulunmaz.
Mal canın yongasıdır.
Mart kapıdan baktırır, kazma-kürek yaktırır.
Mart`ta yağmaz, Nisan`da dinmezse sabanlar altın olur.
Maşa varken elini ateşe sokma.
Mayasız yoğurt çalınmaz (tutmaz).

Mazlumun âhı, indirir şahı (yerde kalmaz).
Merhametten maraz doğar.

Mermer iyi taştan, iyilik iki baştan.
Mescide gerek olan meyhaneye haramdır.
Meyveli ağacı taşlarlar.
Mızrak çuvala sığmaz (girmez).
Minareyi çalan kılıfını hazırlar.
Mirî malı balık kılçığıdır, yutulmaz.
Misafir kısmeti ile gelir.
Misafir on kısmetle gelir; birini yer dokuzunu bırakır.
Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer.
Misafir üç gün misafirdir.
Muhabbet iki baştan.
Mum dibine ışık vermez.
Mühür kimde ise Süleyman odur.
Mürüvvete endaze olmaz.

N

Namaza meyli olmayanın kulağı ezanda olmaz.
Ne doğrarsan aşına, o çıkar kaşığına.
Ne ekersen onu biçersin.
Ne karanlıkta yat, ne kara düş gör.
Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.

Nerde birlik, orda dirlik.
Nerde hareket, orda bereket.
Ne verirsen elinle, o gider seninle.
Ne yavuz (azgın) ol asıl, ne yavaş (şaşkın, miskin) ol basıl.
Nikâhta keramet vardır.
Nisan yağmuru altın araba, gümüş tekerlek.
Niyet hayır, akıbet hayır (selâmet).

O-Ö

Oduncunun gözü omçada, dilencinin gözü çömçede.
Olacakla öleceğe çare bulunmaz.
Olan dört bağlar, olmayan dert bağlar.
Olsa ile bulsayı ekmişler, hiç bitmiş (yel ile yuf bitmiş).

Ortak (kuma) gemisi yürümüş, elti gemisi yürümemiş.
Osmanlı`nın ayağı üzengide gerek.
Otu çek, köküne bak.
Otuz iki dişten çıkan, otuz iki mahalleye yayılır.
Oturduğu ahır sekisi, çağırdığı İstanbul Türküsü.
Oynamasını bilmeyen gelin yerim dar demiş.
Ödünç güle güle gider, ağlaya ağlaya gelir.
Öfkeyle kalkan, zararla (ziyanla) oturur.
Öküze boynuzu yük değil.
Ölenle ölünmez.
Ölmüş eşek, kurttan korkmaz.
Ölüm kalım (dirim) bizim için.

Ölüm ile öç alınmaz.
Önce can, sonra canan.
Önce düşün, sonra söyle.

Öpülecek el ısırılmaz.

P

Padişahın bile arkasından kılıç sallarlar.
Papaz her gün pilâv yemez.
Para ile imanın kimde olduğu belli olmaz (bilinmez).
Paranın yüzü sıcaktır.
Para parayı çeker.
Parayı veren düdüğü çalar.
Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.
Pilâv yiyen, kaşığını yanında (belinde) taşır.
Pilâvdan dönenin kaşığı kırılsın.
Püf demeye dudak ister.

R

Ramazanda yalan söyleyenin (oruç yiyenin) bayramda yüzü kara olur.
Rüşvet kapıdan girince iman bacadan çıkar.
Rüzgâra tüküren kendi yüzüne tükürür.
Rüzgâr eken, fırtına biçer.
Rüzgâr esmeyince yaprak kıpırdamaz (dal oynamaz).
Rüzgârın önüne düşmeyen yorulur.

S

Sabah ola, hayır ola (gele).
Sabır acı ise de (acıdır) meyvesi tatlıdır.
Sabreden derviş, muradına ermiş.
Sabreyle işine, hayır gelsin başına.
Sabrın sonu selâmettir.
Saçın ak mı kara mı, önüne düşünce görürsün.
Sadık dost akrabadan yeğdir.
Sefa ile yenen cefa ile kazanılır.
Sağ baş yastık istemez.
Sağ elinin verdiğini sol elin görmesin.
Sağır işitmez, uydurur (yakıştırır).
Sağlık, varlıktan yeğdir.
Sahipsiz eve it buyruk.
Sakınılan göze çöp batar.
Sana taşla vurana, sen aşla vur (dokun).
Sanatını ustadan öğrenmeyen (görmeyen) öğrenemez.
Sana vereyim bir öğüt: Kendin ununu kendin öğüt.
Sarımsağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış.
Sayılı gün tez geçer.
Sayılı koyunu kurt kapmaz.
Sebepsiz kuş bile uçmaz.
Sel gider kum kalır (kişi ettiğini bulur).
Sen ağa, ben ağa; bu ineği kim sağa?
Sen işlersen mal işler, insan öyle genişler.
Sen işten korkma, iş senden korksun..

Serçeden korkan darı ekmez.
Sermayen bir yumurta ise taşa çal.
Sevda geçer yalan olur, sonra sokar yılan olur.
Seyrek git sen (sıkça varma) dostuna, kalksın ayak üstüne.
Sıçan çıktığı deliği bilir.
Sıçan geçer yol olur.
Sinek küçüktür ama mide bulandırır.
Sinek pekmezciyi tanır.
Soğanın acısını yiyen bilmez doğrayan bilir.
Sona kalan dona kalır.
Son pişmanlık fayda vermez.
Sonradan gelen devlet, devlet değildir.
Soran yanılmamış.
Sora sora Bağdat bulunur.
Sorma kişinin aslını, sohbetinden bellidir.
Söyleyenden dinleyen arif gerek.
söz ağızdan çıkar.
söz gümüşse, sükût altındır.
sözünü bil, pişir; ağzında der, devşir.
söz var iş bitirir, söz var baş yitirir.
Su akarken testiyi doldurmalı.
Su bulanmayınca durulmaz.
Su bulununca (görülünce) teyemmüm bozulur.
Su küçüğün, söz (sofra) büyüğün.
Su testisi su yolunda kırılır.
Su uyur, düşman uyumaz.
Suyun yavaş akanından, insanın yere bakanından kork.
Sükût ikrardan gelir.
Sürüden ayrılanı (ayrılan kuzuyu, koyunu) kurt kapar (yer).
Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer.
Şahin, sinek avlamaz.
Şakanın sonu kakadır.
Şap ile şeker bir değil.
Şeriatın kestiği parmak acımaz.
Şeytanın dostluğu darağacına kadardır.
Şeytanla kabak ekenin, kabak başına patlar.
Şimşek çakmadan gök gürlemez.
Şöhret afettir.

T

Tan yeri ağarınca hırsızın gözü kararır.
Tarlanın iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın.
Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz.
Tarlaya saban, sürüye çoban.
Taşa çıkan keçinin, ağaca çıkan oğlağı olur.
Taş düştüğü yerde ağırdır (Taş yerinde ağırdır).
Taşıma (dökme) su ile değirmen dönmez.
Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
Tatlı ye, tatlı söyle (konuş).Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.
Tayfanın akıllısı, geminin dümeninden uzak durur.
Tebdil-i mekânda ferahlık vardır.
Tek kanatla kuş uçmaz.
Tekkeyi bekleyen çorbayı içer.
Tembele iş buyur, sana akıl öğretsin.
Terazi var, tartı var; her şeyin bir vakti var.
Tereciye tere satılmaz.
Terzi kendi söküğünü dikemez.
Testiyi kıran da bir, suyu getiren de.
Teşbihte (temsilde) hata olmaz.
Tevekkelin (tevekküllünün) gemisi batmaz (eşeğini kurt yemez)..

Tırnağın varsa başını kaşı.
Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır.
Tilki tilkiliğini bildirinceye kadar post elden gider.
Tilkiye, “Tavuk kebabı yer misin?” diye sormuşlar; “Adamı güldürmeyin” diye cevap vermiş.
Tok, acın hâlinden bilmez (Var ne bilsin yok hâlinden).
Tuz, ekmek hakkını bilmeyen kör olur.
Türk karır, kılıcı karımaz.
Türkün aklı sonradan gelir.

U

Ucuz alan pahalı alır (pahalı alan aldanmaz).
Ucuz etin yahnisi yenmez (tatsız olur).
Ucuzdur vardır illeti, pahalıdır vardır hikmeti.

Ulular köprü olsa basıp geçme.
Ulu sözü dinlemeyen, uluyakalır.
Ummadığın taş baş yarar.
Umut, fakirin ekmeğidir.
Ustanın çekici bin altın.
Uşağı işe koş, sen de ardına düş.
Uyuyan yılanın kuyruğuna basma (basılmaz).
Üçlenmemiş eken, olmamış biçer.

Ürümesini (ürmesini) bilmeyen köpek (it), sürüye kurt getirir.
Ürüyen köpek ısırmaz (kapmaz).
Üşenenin (utananın, erinenin) oğlu kızı olmamış.
Üzüm üzüme baka baka kararır.

V

Vakit nakittir.
Vakitsiz öten horozun başını keserler.
Var evi, kerem evi; yok evi, verem evi.
Varını veren utanmamış.
Var ne bilsin yok hâlinden.
Varsa (var mı) pulun, herkes kulun; yoksa (yok mu) pulun, dardır yolun (Paran varsa, cümle âlem kulun; paran yoksa, tımarhane yolun).

Var varlatır, yok söyletir.
Veren eli herkes öper.
Verip pişman olmaktansa, vermeyip düşman olmak yeğdir.
Verirsen doyur, vurursan duyur.
Verirsen veresiye, batarsın karasuya.
Vermeyince Mabud, neylesin Mahmud.

Y

Yabancı koyun kenara yatar.
Yağına kıymayan, çöreğini yavan (yoz, kuru) yer.
Yağmur yağsa kış değil mi? Kişi hâlini bilse hoş değil mi?
Yakın (hayırlı) dost (komşu), hayırsız akrabadan (hısımdan) yeğdir (iyidir).
Yalancı kim? İşittiğini söyleyen.
Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış.
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
Yalnız öküz, çifte (boyunduruğa) koşulmaz.
Yalnız taş duvar olmaz.
Yanlış hesap Bağdat’tan döner.
Yapı taşı, yapıdan kalmaz.
Yarası olan gocunur.
Yarım elma, gönül (hatır) alma.
Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder.
Yarınki kazdan, bugünkü tavuk yeğdir.
Yaş kesen, baş keser.
Yatan aslandan, gezen tilki yeğdir.
Yatanın, yürüyene borcu var.
Yatan kurttan, yeler tilki yeğdir.
Yavaş (yumuşak huylu) atın çiftesi pek (yavuz) olur.
Yavuz at, yemini (yavuz it ününü) kendi artırır.
Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır.
Yaza çıkardık danayı, beğenmez oldu anayı.
Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer.
Yazın gölge hoş, kışın çuval boş.
Yazın gölge kovan, kışın karın ovar.
Yeğniği yel alır, ağır yerinde kalır.
Yel, kayadan ne koparır (aparır).
Yemeyenin malını yerler (üstüne bir bardak bu içerler).
Yerdeki yüze basılmaz (kimse basmaz).

Yerini bilmeyen, yılda bir kat urba eskitir.
Yerin kulağı var.
Yılana yumuşak diye el sunma.
Yılanın başı küçükken ezilmeli.
Yıl uğursuzundur.
Yırtıcı (alıcı) kuşun ömrü az olur.
Yiğidin malı meydandadır.
Yiğidin sözü, demirin kertiği.
Yiğit arkasından vurulmaz.
Yiğit meydanda belli olur.
Yiğit yarasına yiğit katlanır.
Yiğit yiğide at bağışlar.
Yoğurdum (ayranım) ekşidir diyen olmaz.
Yoksul âlâ ata binse, selâm almaz.
Yol bilen kervana katılmaz.
Yolcu yolunda gerek.
Yoldan (yol ile) giden yorulmaz.
Yoldan kal, yoldaştan kalma.
Yol sormakla bulunur.
Yol yürümekle, borç ödemekle tükenir.
Yularsız ata binilmez.
Yumurtasına hor bakan civcivini cılk eder.
Yurdun otlusundan kutlusu yeğdir.
Yuvayı yapan dişi kuştur.
Yürük ata kamçı değmez.
Yürük at yemini kendi artırır.
Yüzü güzel olanın huyu da güzeldir.

Yüz verme arsız olur, az verme hırsız olur.
Yüz, yüzden utanır.

Z

Zahirenin ambarı sabanın ucundadır.
Zahmetsiz rahmet olmaz.
Zararın neresinden dönülse kârdır.
Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt düz ovada yolunu şaşırır.
Zenginin malı, züğürdün çenesi yorar.
Zırva tevil götürmez.
Zora dağlar dayanmaz.
Zor kapıdan girerse, şeriat bacadan çıkar.
Zorla güzellik olmaz.

Zor oyunu bozar.
Zurnada peşrev olmaz (ne çıkarsa bahtına).

Züğürtlük zâdeliği bozar.


 

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------