Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

MOZAİK DERGİSİ - HABERLER

Duyuru

Kurban Bayramı Kutlaması

Tarih: 4 Kasım 2011 (Cuma)

Saat: 17.00’de

Yer: Şumnu Kültür Evi

Herkes davetlidir!

 

Mozaikdergisi                                                                                                                           31.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Araçların Kış Denetimleri Başlıyor

  Trafik polisleri, kış sezonuna girilmesi ile araçların kışa hazır olup olmadıklarına yönelik denetimler başlatıyor. Araçların farlarının gündüz de yakılması zorunluluğu 1 Kasım’da başlıyor. Trafik polisleri, 1 Kasım’a kadar şoförleri farlarını ceza kesmeksizin denetleyecek. Bir çok şoförün farlarından birisinin yanmadığının farkında olmadığını kaydeden KAT yetkilileri, polislerin bu araçları durdurup kış sezonu için uyardıklarını dile getiriyor. Yetkililer, ayrıca araç sahiplerinin ceza ödememeleri için kirli olan plakalarını temizlemeleri çağrısında bulunuyor. Trafik polisleri, kirli ve okunmayan plakalara karşı denetimler de yapacak. Yetkililer, kış mevsiminin gelmesi ve plakaların daha kolay kirlenmesi ve kameralar tarafından okunamaması nedeniyle bazı araç şoförlerinin daha kolay suç işleyebileceği uyarısında bulundu. Yetkililer, bazı şoförlerin ise plakalarını özellikle kirlettiğini aktarıyor. Kirli plakalar için 50 leva ceza kesiliyor.
Trafik polisleri, yağmurlu havalarda yayaları ıslatan araçlara karşı da denetimler yapacak. KAT’a ait kameralı sivil araçlar insanların yoğun şekilde bulunduğu ve araçlar tarafından ıslandıkları otobüs duraklarına yakın yerlere konuşlanacak. Yetkililer ayrıca, yayaları ıslatan araçların plakalarının KAT’a bildirilmesini istedi.
KAT, trafik kurallarını sistemli bir şekilde ihlal eden ve puanı biten şoförlerin ehliyetlerine işyerinde el koyacak. Trafik polisleri, durdurulan her bir şoförün telsiz ile merkezle bağlantı kurularak dosyasını inceleyecek. Puanı bitmiş ve gönüllü olarak KAT’a gitmemiş kişilerin ehliyetine anında el konulacak.
Emniyet, puanı tükenen ve yolda polis tarafından durdurulmayan şoförleri işyerlerinde bulma kararı aldı. Başkent Trafik polisi yetkililerinin fikri olan bu karar, şu ana kadar çok etkili sonuçlar verdi. Son dört ay içinde başkent trafik polisleri, 1659 ehliyete el koyarken, daha 300 ehliyete de el konulmasının beklendiği kaydedildi.

 

Zaman Bg                                                                                                                           31.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Köklü Ağaç 2011 Yarışması Sona Eriyor

   Köklü Ağaç 2011 yarışması, bugün sona eriyor. Yarışmada birinci olacak ve 2012 Avrupa Ağacı ünvanı için yarışacak olan ağaç için oylama, 31 Ekim gece saat 24.00’a kadar devam edecek. Bu yıl birincilik için yarışan, ilk 10 ağaç şu sıralamada:

    Berkovsko, Kalimanitsa köyünde bulunan meşe ağacı (380 yaşında)

    Veliki Preslav’taki dut ağacı (400 yaşında)

    Koprivştitsa şehri yakınlarında bulunana kayın ağacı (400 yaşında)

    Dolni Dıbnik belediyesinin Gorni Dıbnik köyü Lavrov parkı yakınlarındaki meşe ağacı (150 yaşında)

    Plevne’nin Koilovtsi köyü yakınlarındaki  meşe ağacı (300 yaşında)

    Nisovo köyü Rusenski Lom Doğa Parkı’nda  bulunan ve dilek ağacı olan karaağaç (700 yaşında)

    Petriç’e bağlı Gabrene köyündeki çınar ağacı (600 yaşında)

    Plovdiv’in Belaştitsa köyündeki bin yaşında olan çınar ağacı

    Plovdiv Tarihi Bölge Müzesi bahçesinde bulunan dut ağacı (250 yaşında)

    Botevgrad’ta bağlı Skravena köyündeki Sv. Nikolay Çudotvorets manastırı bahçesinde bulunan meşe ağacı (550 yaşında)

Rusenski Lom Doğa Parkı’ndaki karaağaç ve Skarvena köyü yakınlarındaki  meşe ağacı,  bu yıl ikinci defa yarışmaya katılıyor.

 

Mozaikdergisi                                                                                                                           31.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

"Osmanlı Bulgaristan'ı Kılavuzu" Adlı Kitabın Tanıtımı Yapılacak

"Osmanlı Bulgaristan'ı Kılavuzu" adlı kitabın tanıtımı 7 Kasımda başkent Sofya'daki BTA ajansı basın klübünde yapılacak. Kitapta Samokov, Şumnu, Vidin, Sofya gibi şehirlerdeki Osmanlı döneminden kalma tarihi mekanlar tanıtılıyor.


Product details:
Hardback: 192 pages
Authors: Dimana Trankova, Anthony Georgieff, Professor Hristo Matanov
Publisher: Vagabond Media
Language: English
ISBN: 978-954-92306-5-9
Product dimensions: 230x210 mm

 

Kırcaali Bugün                                                                                                                           31.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kurban Bayramı İçin Bulgaristan'a Gelen Göçmenlere Uyarı

 Edirne Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğünden Kurban Bayramı için Bulgaristan'a gelecek göçmenlere uyarı geldi. Başmüdürlükten yapılan açıklamada, Bulgaristan'dan Türkiye'ye girişte yolcu beraberinde açıkta et götürmek yasak olduğu bildirildi. Açıklamada ayrıca, fenni üsüllere göre kapatılmış kutulardaki hayvansal ürünler ile pastırma ve sucuk işlenmiş ete 5 kiloya kadar
muafiyet tanındığı belirtildi. Ancak sözkonusu muafiyetin uygulanabilmesi için yolcunun 3 gün yurtdışında kalması şart. Gümrük Başmüdürlüğünün açıklamsında Kurban Bayramına özgü bir
muafıyetin szökonusu olmadığı kaydedildi.

 

 

Kırcaali Bugün                                                                                                                        31.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

5. Genç Kalemler Şiir Yarışması Birincileri Belli Oldu

  Bu yıl sekizinci defa düzenlenen Genç Kalemler Şiir Yarışması Ve Şöleni ve beşinci kez komşu ülke temsilcilerinin katılımıyla 29 Ekiim 2011 tarihinde Şumnu Gençlik Evi salonunda düzenlendi.  Şumnu Nazım Hikmet 1881 Kültür Evi, Şumnu Küştür Evi Derneği, Mozaik Dergisi tarafından düzenlenen ve Şumnu belediyesi tarafından destek gören yarışmaya, gençler tarafından katılım büyük oldu.
  Programın sunuculuğunu Merlin Mehmedova ve Velahittin Necattin yaptı. Ardından ödül verme faaliyetin açılışını Mini Miss Bulgaristan ünvanını kazanan Suzan Cemil yaptı ve söylediği Bulgarca şarkıyla herkesi selamladı. Sunucular, yarışmaya katılan Türkiye Cumhuriyeti Burgas Başkonsolosluğu temsilcisi Nihal Sarıöz, Burgas Recep Küpçü Derneği Başkanı Mücela Ahmet bütün Bulgaristan'dan okul müdürleri ve öğretmenler, kültür dernekleri temsilcileri ve Deliorman Yazarlar Derneği'nden katılan misafirleri izleyenlere tanıttı.  Şumnu Destan Folklor Grubu üyelerinden solist Mirel Tuncay, Tiren Gelir Hoş Gelir türküsüyle salonda bulunanları eğlendirdi. Onun ardından Koro Grubu, İstanbul'da dört yıldan beri düzenlenen Eleman Yetiştirme Programlarında öğrendikleri eski türkülerden olan İnsan Olmaya Geldim, Ben Seni Sevduğumi, Bahçalara Geldi Bahar, Vardar Ovası, Çayelinden Öteye türkülerini seslendirdi. Renkli başlayan şölenin  devamında, yarışmayı organize eden Nurten Remzi sahneye davet edilip, misafirleri selamladı ve başka etnik grupllardan temsilcilere teşekkür mektuplarını takdim etti. Evrolil Okuma Evi'nden Diyan Simeonov ve Aleks Simeonov, Yaga (Alev) başlığını taşıyan şiiri, sahnede kendi ana dilinde Çingenece sundular.  Misafirler arasında bu yıl Yunanistan'dan gelen genç şairler yer alıyordu. Gümülcine'den, Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği Genç Akademisyenler Topluluğu Başkanı Erhan Mollaoğlu, Batı Tarkya türklerini kısaca tanıttı. Aynı derneğin As Başkanı Yücel Eminoğlu da genç bir şairdir ve sahnede kendi şiirlerinden bir tanesini okudu.  Basın Sorumlusu İrfan Hüseyin, Yunanistan'ın ünlü şairlerinden Yunanca bir şiir sundu. Batı trakya gençleri, Bulgaristan'daki Türk çocuk ve gençlerine, şairlerine destek amaçlı bulunduklarını belirttiler. 
  Ayrıca Şumnu Kız Saz Orkestrası tarafından duygusal bir sunum yapıldı. Ondan sonra Cengiz Ercan tarafından hazırlanan ve Şumnu Kültür Evi'n çalışmalarını tanıtan sinevizyon gösterisi yapıldı.
  Güzel geçen program açılışından sonra, sahneye jüri üyeleri davet edildi ve katılan genç kalemlere tanıtıldı. Jüri Başkanı seçilen Eski Cuma'dan Mehmet Çelik,  şiirlerin değerlendirmesinde göz önünde bulundurulan kriterleri açıkladı. Devamında 5.Genç Kalemler Şiir Yarışması'na şiirleriyle katılan tüm çocuklar sahneye davet edildi. Onlarla birlikte gelen öğretmenlere de söz verildi. Sahneye çıkan küçük ve büyük genç şairlerin heyecanı dorukta idi. Derece ve teşvik alanlar önce tanıtıldı. Daha sonra birincilik kazananlar da açıklandı. Yaş gruplarına göre birincilik kazananlar şöyle idi:


12 yaşına kadar:
- Birinci-     Şeytancık'tan (Hitrino'dan) Aylin Ruşen
- İkinci-      Burgas'ın Snyagovo köyünden Şaban Ehliman
- Üçüncü- Ruen'in Lyulyakovo köyünden Zehra Ahmet

18 yaşına kadar:
- Birinci-     Burgas'ın Snyagovo köyünden Cevriye Mehmet
- İkinci-      Şumnu'dan Açeliya Arifova
- Üçüncü- Şeytancık'tan (Hitrino'dan) Nalyan Sedat

32 yaşına kadar:
- Birinci-     Mestanlı'dan (Momçilgrad'tan) Semiha Bekir
- İkinci-      Şumnu'nun Aydoğdu (İzgrev) köyünden  Emel Seyhan
- Üçüncü- Kırcaali'den Sevinç Emin

 

  Sekiz yıldan beri Genç Kalmler ve Dünya Çocuklarla Güzel şiir ve kompozisyon yarışmalarında birincilik ve teşvik kazananların yazıları, fotoğrafları ve kısa yaşam öyküleri Şumnu Belediyesi tarafından desteklenen Bulgaristan'da Öz Değerlerimizi Koruma Yoluna Düşen Genç Kalemler kitabında yer alacak. Bu yılki şiir yarışmasından en güzel şiirler, misafirlerin, küçük şairlerin ve onların öğretmenlerinin sunumları, Mozaik dergisi sayılarında basılacak.

Mozaikdergisi                                                                                                                          30.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan’da Avrupa Gençlik Günü Düzenleniyor 

  Ülkemizin 9 şehrinde bugün ilk defa Avrupa gençlik günü düzenleniyor. Etkinliğe 11 okuldan, 13-18 yaş arasında 2 bin öğrenci katılıyor ve istikrarlı gelişim, Avrupa vatandaşlığı, medya , hoşgörüye adanan küçük projeler sunacaklar. Avrupa gençlik günü Avrupa Komisyonu’nun desteği ile gerçekleştiriliyor. Bulgaristan, Romanya ve Estonya’dan örgütler katılıyor.

 

 

 

 

 

BNR                                                                                                                           28.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan’da Turşu Zamanı 

 

  Ekim, turşu ayı olarak biliniyor. Bu da bir rastlantı değil. Pazarlar, sonbaharın getirdiği bolluklarla dolup taşıyor. Diğer taraftan soğukların gelmesi, lahana turşusunun da kurulmasının gerektiğini hatırlatıyor. Bulgaristan’daki ailelerinin kış hazırlıklarını Petra Taleva anlatıyor:
 “Sonbaharın gelmesiyle, Bulgaristan vatandaşı pazarlara hücum ediyor. Pazarlardaki sergilerde kırmızı biber ve domatesler ilgi çekiyor. Üzüm, altın rengiyle parlarken, pazarların sonbahar hükümdarı kabaklar ise turuncu kiyafetiyle Pazar standlarında geri kalmıyor. Bu bolluk ve bereket, biraz da hüzünle yazı andırıyor. Bu bolluktan biraz da olsa soğuk kış günlerine korumamız lazım. Markete koşacağımıza, bodrumda veya kilerdeki turşulardan yararlanmak daha kolay ve daha lezzetli olur. Bazıları buna kış hazırlıkları dese de burada çok eskiden kalan gelenekler, adetler, şenlikler ve hiç bir yerde kayıtlı olmayan komşuluk ilişkileri yatıyor.
  Bu konuyu inceleyelim diyorum!
  Kim, nerede, ne kadar , nasıl ve neden kışa hazırlıklar yapıyor?
  Tahsil, sosyal durum, gelir bakmaksızın, birçok marketin celbedici fiyatlarına rağmen, istatistiklere göre, vatandaşların üçte ikisi kış hazırlıklarını yaptı.
  Bulgaristan’da ilk konserve fabrikası, 1899 yılında kuruldu. Bu sayı 1939 yılında 50’yi buldu. Tüm konserve fabrikalarına rağmen, aile tarifleri çoğalıyor, zenginleştiriliyor ve deneniyor. Hatta bölgesel simgeleri kazandırdıyor. Örneğin: Gorno Oryahovitsa sucuğu, Istranca lyukankası, Banskı starets...gibisi..
  Nesiller, yıllar boyunca kaynatıyor, kurutuyor, pişiriyor, soğup, gavanozlara dolduruyor, kapatıyor...Daha sonra tatma zamanı geliyor. Bununla birlikte büyük bir merakla şarap ve rakılar hazırlanıyor. Daha sonra son söz, ustaya kalıyor. Dinamik bir zamanda yaşadığımızın en büyük kanıtı, erkeklerin büyük yarışmalara katılıp en güzel turşu ödüllerini kazanmalarıdır. Yemek tarifleri nesileden nesile geçiyor ve aile hazinesi olarak korunuyor. Sadece her bölge değil, her ailenin yemek tarifi gururu var.
 “Güveç, bilmiyorsanız , söyleyeyim. Domates, patlıcan, acı biber ve havuç arasında bir uyumdur. Kapağını kaldırıp, pişiriyorsunuz. Buna evda hazırlanmış bir kavanoz et katıyorsunuz. Doğrusu ağızında eriyor”. Bunu sevgili dostlar bir Alman söylüyor. Bertram Rolman-Alman-Bulgar Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı. 10 yıldır kendisi Güney Bulgaristan’ın Gotse Delçev kasabasında yaşıyor. Bir gün kendisine bir Bulgar ailenin kilerine girmesine izin vermişler. Orada evde hazırlanmış et kavanozundan tatmış. O günden bu güne dek, kış için hazırlananları seviyor ve “ Yok böyle bir şey “diyor.
  Orta direk bir ailenin bodrumu veya kileri ne kadar turşu alıyor? Allah, bahçede, köyde veya küçük kasabada ne verirse. Yetmeyen, pazardan alınıyor. Pazar da, sonbaharda en ziyaret edilen yerlerden biridir. Yetmediğimizi oradan tamamlıyoruz:bir kilo kambe biberi, bir baş sarımsak, veya dereotu.
Sağlıklı ve katkı maddesiz!
  Dünyanın en güçlü kadınları da bunlardan tatmıştır. Örneğin Sliven’in Kruşare köyünde doğup büyüyen ve beş kez dünya güreş şampiyonu olan Stanka Zlateva. Kendisi nereye giderse gitsin, yarışmalar arasında ev yapımı Kruşare sucuğunu çok seviyor. Tadı ve lezzeti diyorlar eşi benzeri yokmuş. İçindeki baharatlar ise zafere kokuyor.

 

 

BNR                                                                                                                         28.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan, Dünyada En Düşük Nüfus Artış Hızına Sahip 

  Birleşmiş Milletler’in 2010-2015 dönemine ait raporuna göre, dünya nüfusunun 7 milyarda ulaşması öncesinde Bulgaristan, dünyada en düşük nüfus artış hızı olan ülkedir. Bulgaristan ile ilgili verilere göre, ülkede negatif büyüme eksi 0.7’e yaklaşıyor.Ulusal İstatistik Kurumu’na göre, Bulgaristan’da ilk defa negatif büyüme 1990 yılında kaydedildi. En büyük sorunlardan biri Avrupa ‘da en büyük olan ölüm oranıdır.

 

 

 

 

BNR                                                                                                                           28.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ruşçuklular Ankara’da Düzenlenen Bayrama Katıldı

  Rusçuk Açık Tolum Kulübü’nün Ankara Teknik Üniversitesi Mezunlar Derneği partneri olarak, AB’nin Sivil Toplum Ve Dialog programına bağlı Dialog Aracı Folklor projesinde yer alan Rusçuk grubu, Ankara’ya 70 km uzaklıkta bulunan Fevzie köyünü ziyarette bulundu.
  Çok sayıda boşnağın yaşadığı Fevzie köyünün seçilmesinin amacı, Balkanlar’daki etnik çeşitliliği, renkliliği göstermek. Renkli geçen folklor programında, Rusçuk Üniversiresi Harmoniya dans topluluğu tarafından Makedon oyunu, Kırklareli’den bir grub kız çocuğunun oynadığı Trakya oyunu v.b. sergilendi. Yapılan değişik ve atraktiv gösterilerin ardından misafirlere, köydeki yaşlı boşnak kadınlarının hazırladıkları pilav ve helva ikram edildi.

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                           27.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Açık Havada Dolaşmak, Görme Algısına Olumlu Yansıyor

  Uzmanların yapmış oldukları araştırma sonucu, açık havada dolaşmanın  miyop olma riskini azalttığı gösteriyor. Çoğu insan ve de özellikle çocuklar, televizyon ve bilgisayar başından ayrılamıyor ve dışarıda zaman geçirmek yerine evden çıkmamayı tercih ediyor. Ve böylece zaman geçtikçe insanın görme algısı git gide kötüleşiyor. Anne babaların bu konuda dikkat etmleri gereken nokta, çocuklarının boş zamanlarını nerede ve nasıl geçirdikleri. Çocuklar olabildiğince temiz havada daha fazla zaman geçirmeli ve daha az televizyon seyretmeli, daha az bilgisayar başından durmalı.

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                           27.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tırgovişteli Eko Kulüb Üyeleri İş Başında

  Tırgovişte Çocuk Kompleksi’ne bağlı olan Eko Kulüb’ü doğacı üyeler, Salı günü Tırgovişte’deki İşçi Stadyumu’nu temizlemek için kolları sıvadılar. Temizlenen stadyum’da Kasım ayının yarısına kadar futbol turnuva düzenlenecek. Doğaseverler, sadece yaşadığımız çevre ve etrafın temiz tutlması gerektiğini değil, toplum olarak katıldığımız ve gittiğimiz yerleri de temiz tutmamız gerektiği messajını verdi.

 

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                           27.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Genç Kalemler Edebiyat Külübü,
Düzenlenecek Olan Şiir Yarışmasına Hazırlanıyor

  29 Ekim 2011 tarihinde düzenlenecek olan 5. Genç Kalemler Şiir Yarışması Ve Şöleni hazırlıkları son hızla devam ediyor. Şumnu Kültür Evi’ne bağlı olan ve 8 yıl önce kurulan Genç Kalemler Edebiyat Külübü yaratıcıları, birkaç haftadan beri ısrarla şiir yazma özellikleri üzerinde çalışmalarda bulunuyor ve genç şairler yarışmaya katılmak için şiir yazıp, onları okuyup, pürüzlerini düzeltmek için toplantılarda bulunuyor. Ayrıca kültür kurumu elemanları, davetiye ve afiş, program senaryosu, dekor, tebrik mektupları, birincilik ve teşvik kazananlara ödiller ve bütün Bulgaristan çocuk ve gençlerini haberdar etmek için yoğun çalışmalarda bulunuyor.
  Deliorman Yazarlar Derneği şair ve yazarları, çok köy ve şehirlerden yoğun katılan çocuk ve gençlerin şiirlerini, 12,18, ve 32 yaş grubuna göre değerlendirecek. Ödül töreninde birincilik ve teşvik kazananlar, sunduklarını canlı canlı kendi sesleriyle okuyacak.
  Bu sene Şumnu Belediyesi destekleri ve başka sponsorların katkıları sayesinde, gelenek haline gelen Genç Kalemler Şiir ve Kompozisyon yarışmalarında birincilik ve teşvik alanlar, memleketimizde Türk medyalarında basılan gençlerin şiirleri, Bulgaristan’da Özdeğerlerimizi Koruma Yoluna Düşen Genç Kalemler kitabında ve Mozaik dergisi sayfalarında yer alacak.
  Şiir yarışmasının ödül töreni, Şumnu Gençlik Evi Salonu’nda, 29 Ekim 2011 tarihinde, saat 14.00’te düzenlenecek. Şumnu Kültür Evi Derneği ve Mozaik dergisi ekibi, şiir yarışma ve şölenine katılan genç kalemlere önceden teşekkürlerini sunuyor ve katılacak olan şiirseverleri davet ediyor.

 

Mozaikdergisi                                                                                                                           26.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tırgovişte’li Çocuklar, Türkiye’nin Bafra Şehrinde Filiz Dikti

 Tırgovişte IV OU İvan Vazov okulunu temsil eden öğrenciler, Mavi Gök, Yeşil Yaprak projesi nedeniyle Türkiye’nin Bafra şehrinde yapılan ilk buluşmadan döndü. 4 öğretmen ve 5 öğrencinin Bulgaristan’ı temsilen katıldığı buluşmada, Polonya, Yunanistan, ve Türkiye’den partnerleriyle beraber öğrenciler, Bafra şehrinde 120 fidan dikti. Türkiye’deki misafirlikleri süresince Tırgovişteli öğrenciler, Samsun şehri’nde bulunan kültür ve tarihi yerleri ziyarette bulundu. Proje kapsamındaki bir diğer buluşma, Nisan ayında Yunanistan'da yapılacak. Mavi Gök, Yeşil Yaprak projesi, Komenski programına bağlı olarak gerçekleşiyor. Projenin amacı, Polonya, Yunanistan, Türkiye ve Bulgaristan devletleri arasında, çevre eğitimi faaliyetlerini arttırmakla beraber kalıcı arkadaşlık ve dostluk kurmak.

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                           26.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Şumnu Kültür Evi Folklor Grupları,
Seçim Kampanyalarında

  Şumnu Kültür Evi’nden dokuz yaşında olan Destan Foklor Grubu ve üç yıldan beri çalışan Davul Orkestrası, birçok Türk köy muhtarları ve belediye başkanları adaylarının seçim kampanyalarına davet edildi. Farklı parti temsilcileri olan adaylar, kültür evinin özellikle Deliorman bölgesinde ün salmış başarılı ve atraktiv  Destan gençlerini, kendilerine destek amaçlı folklor gösterileri ve konser sunmalarını istedi. Özellikle Davul Zurna Orkestrası’nın Deliorman güreşlerini canlandırma programına hayran kaldıklarını belirttiler. Folklor ve Orkestra üyeleri, Şumnu ve Varna sahnelerinde, gösterilerinin ardından gür alkışlar aldılar. Ayrıca sadece Türk değil, Bulgar olan Şumnu Belediye Başkanı adayları tarafından da ilgi görüp, davet edilip, maddi destekler aldı.

 

Mozaikdergisi                                                                                                                           26.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kuzey Bulgaristan’da “Bedreddin’in İzinde”
Adlı
Geleneksel Yürüyüş Düzenlenecek

  Bulgaristan Türkleri Deliorman Kültür Derneği, Eğitim, Gençlik ve Bilim Bakanlığı ve Silistre, Dulovo, İsperih, Razgrad Belediyeleri ve müzeleri tarafından 31 Ekim ve 1 Kasım 2011 tarihlerinde artık 15.kez “Bedreddin’in İzinde” adlı geleneksel yürüyüş organize edilecek. Şeyh Bedreddin, İslâm tasavvufunun Vahdet-i Vücud okuluna mensup ünlü Türk mutasavvıf, filozof ve kazaskerdir. Bugün Yunanistan topraklarında bulunan Simavna’da dünyaya gelmiştir, babası Türk, annesi Rum asıllı bir Hıristiyan iken Müslüman olan Melek Hatun'dur. 1413 yılında Şeyh Bedreddin, Osmanlı İmparatorluğuna karşı büyük bir ayaklanma düzenlemiştir. Ayaklanma bugünkü Silistre şehrinden yol almıştır ve Kuzeydoğu Bulgaristan’dan Edirne ve Anadolu’ya kadar uzanan toprakları kapsamıştır.
  Bedreddin’in isyancılar ordusunda Türkler, Bulgarlar, Gagavuzlar ve Yahudiler yer almıştır.
  Şeyh Bedreddin’in bir sufi, düşünür ve devrimci olarak fikirleri Balkan milletleri ve tüm dünya için çok değerli sermayedir.
  15. “Bedreddin’in İzinde” yürüyüşü pazartesi günü saat 8.30’da Silistre’deki Şehir Galerisinde sunulacak kısa program ve Prof. Hristo Matanov’un konuşmasıyla açılacak.
  İki gün içinde yürüyüşe katılanlar, Dulovo, Okorş, İsperih, Sveştari, Yasenovets’den geçerek, Razgrad’a varacaklar.
Peşin olarak ise, ülke içindeki tüm okullarda Şey Bedreddin’i konu edinenen ulusal öğrenci müsabakası düzenlendi. Mültimedya projeleri, kompozisyon, şiir ve resim dallarını içeren müsabakanın konuları “Bedreddin’in Zamanı (1359-1420) ve Onun İsyanı (1413-1418)” ve “Çağdaş ve Modern Dünya Açısından Bedreddin’in Fikirleri” idi.

 

Kırcaali Haber                                                                                                                           26.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Gençler Arasındaki İşsizliği Azaltma Projesi 

  Birçok diğer devlette olduğu gibi Bulgaristan’da da gençler arasındaki işsizlik ciddi bir sorundur. Ulusal İstatistik Kurumu tarafından yılın ikinci üç aylık dönemine ilişkin açıklanan verilere göre 15 ile 24 yaş arasındaki grupta istihdam oranı yüzde 25’tir. Bu oran Avrupa ortalamasına göre neredeyse iki kat düşüktür. Avrupa’da gençlerde istihdam oranı, yüzde 35 olarak hesaplanıyor.
  Hal böyleyken AB’nin “İnsan Kaynakları” programının gençlere kendi işini kurma fırsatını sağlaması, müjde niteliğindedir. Bu program kapsamında finanse edilen “Girişimci vatandaşlara destek” projesi ile ilgili ayrıntıları, İstihdam Ajansı “Avrupa fon ve programları” Müdürlüğü Şefi İvan Krıstev anlatıyor:
 “Kendi işini kurmak isteyen her işsiz vatandaş, ilk önce bu konuda profesyonel eğitim almalı veya danışma hizmetinden yararlanmalıdır . Bu sayede onlar daha sonra fikirlerini hayata geçirmek üzere finansman için müracaat hakkına sahip olacak. ”
  İvan Krıstev, projenin aslına sırf genç işsizlere yönelik olmadığını söylüyor. Kayıtlı bulunan her işsiz vatandaş, projeye katılabilir. Proje iş kurmaya istekli olanları yeni ve çok ilginç perspektiflere kavuşturuyor.
 “20 milyon leva tutarında kaynak tahsis ettik. Küçük ve orta ölçekli işte yardımcı ve iş hizmetleri olmak üzere iki meslek üzerine eğitim veriyoruz. Böyle bir eğitim kursuna katılmak isteyen herkes, işsiz olarak kayıtlı olduğu iş bürosuna müracaat etmeli. Bürodan evrak alan vatandaşlar, bu tür kurslar veren eğitici kuruluşlara müracaat edecekler” diyen İvan Krıstev, yapılan bir araştırmanın ülke genelinde projeye yoğun ilgi duyulduğunu gösterdiğini de ekledi.

 

BNR                                                                                                                           26.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Şarkıcı Olmanın Formülü Yetenek Ve Emektir

  Nargiz Saidova, Bulgaristan’ın Sesi yarışmasından sonra Kelimelik’e özel konuştu.
 - Bulgaristan’ın Sesi adlı yarışmaya katılmanız nasıl oldu? Amacınız neydi – kendinizi kanıtlamak, sınav etmek, Türkleri temsil etmek veya sadece eğlenmek mi?
 - Ben, kendisini her gün kanıtlayan şarkıcılardanım. Yarışmaları severim, çünkü yarışmalarda rekabet var. İlk katıldığım yarışma 1992 yılında İtalyan Radyo ve Televizyonu’nun düzenlediği uluslararası yarışması oldu. Burada tüm Avrupa’dan katılım vardı ve ben Özgürlük Şarkısı adlı eserimle birinci oldum. 1999 yılında Erato Uluslararası Şarkıcı yarışmasında üçüncü oldum. 2004 yılında Kazakistan’da düzenlenen Asya’nın Sesi yarışmasında iki özel ödülü kazandım.
  Bulgaristan’ın Sesi yarışmasına ise şarkı söylemek, büyük sahnede olabilmek ve kat kat artan hayranlarımı sevindirebilmek için katıldım.
 - Yarışma geride kaldı. Sesinizi ve şarkı söylemenizi çok kişi beğendi. Siz şahsen nasıl değerlendiriyorsunuz bu yarışmayı? Memnun musunuz?
 - Yarışma benim için çok güzel geçti. En önemlisi birçok şarkıcının hayal ettiği büyük sahne hakkında büyük tecrübe ve bilgi topladım. Sahneye; kendim için, şarkılar için, müzik için ve beni şarkıcı olarak seven insanlar için çıktım.
 - Şimdi nereye? İleriye dönük planlarınızı açıklarmısınız? Albüm planlarınız var mı?
 - Ben faal bir şarkıcıyım ve bu yarışma yalnız çalışmalarımından birisiydi, Bulgar seyircilerin karşısına çıkabildiğim bir sahneydi. Benim sanat kariyerim hiçbir şekilde bu yarışmaya bağlı değildir. 13’ü profesyonel olarak olmak üzere 30 yıldır müzikle uğraşıyorum. Ve yeteneğim oldukça şarkı söylemeye devam edeceğim. Şimdiye kadar dört albüm çıkardım. 1999 yılında Kopnej, 2000 yılında Selam Aleyküm, 2002 yılında Uçan Kuşlar, 2009 yılında Aşk. Yeni şarkılar ve yeni albüm üzerinde çalışmalarımı hiç kesmedim.
 - Ne zamandan beri şarkı söylüyorsunuz? Şarkı sevgisi ne zaman başladı?
 - Şarkı söylemeye 4 yaşında başladım, o zamandan beri de piyano çalıyorum. Daha sonra şarkı bestelemeye ve sözler yazmaya başladım. Şarkılarımın 10’u disklerde yayınlandı. Yaklaşık 60 şarkımın stüdyo kaydı var. Söz müziği bana ait şarkıların sayısı da 20’den fazla.
 - Kendinizi şarkıcı olarak yetiştirmenizde hangi şarkıcıların etkisi oldu? Kimin şarkılarıyla büyüdünüz?
 - Başkaların sanatını taklit eden veya başkalarından etkilenen birisi değilim. Müzik kariyerimde gerçek müziğin etkisi büyüktür. Profesör Veneta Viçeva’nın Bodra Pesen temsili korosunda 7 yıl çalışmamı, çok sayıda yarışmalara katılmamı ve sahnede çalışmalarımın faydasını göz ardı edemem.
 - Yıllar önce söylediğiniz Uçan Kuşlar şarkısının klibini televizyonlardan da seyrediyorduk. Başka klipleriniz oldu mu?
 - Şimdiye kadar yaklaşık 12 klip çektim. Sayı olarak az olabilir ama kliplerim müzik severlerce biliniyor. Örnek olarak Uçan Kuşlar, Çapkın, Ti si Lübovta, Da, Da, Binnaz, Şinanay gibi kliğleri gösterebilirim. Sürekli ekranlarda görünmen gerekmiyor, önemli olan insanların arasında, canlı sahnede olmak.
 - Bulgaristan’da bir şarkıcı olarak yükselmek için neler gerekiyor? Bir Türk şarkıcının başarması veya Türkçe şarkıyla başarmak mümkün mü?
 - Başka ülkelerden farklı olarak Bulgaristan’da yalnız yeteneğine güvenerek kariyer yapmak çok zor. Bu iş için çok para gerekiyor. Ancak ben her zaman yeteneğime ve emeğime güvenmişimdir. Stüdyoda ve sahnede yardımcı olan da bunlardır. Gerçek bir şarkıcı olmanın formülü yetenek ve emektir. 21/10/2011

 


 

Kelimelik                                                                                                                           25.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Organik Tarım Projelerine İlgi Artıyor

  Avrupa Komisyonu’nun 2014-2020 Ortak Tarım Politikasıyla ilgili değişiklik tekliflerinde, “ yeşil” sektörün teşvik edilmesi önemli yer alıyor. Tarım üreticilere ödenen doğrudan yardımlardan yüzde 30’nun, kırsal bölgeleri kalkınma programlarından ise yüzde 25’nin “yeşil” üretime ayrılması tavsiye ediliyor. Bulgaristan, sahip olduğu doğasıyla ve tarımdaki gelenekleriyle, organik tarım alanında öncü rol oyanayabilir. Ancak bir dizi nedenden dolayı ülkemizde organik tarım hala çok az yer alıyor.
  Rakamlara bir göz atacak olursak, 2010 yılında organik bitki yetiştiren 820 kayıtlı çiftçi var. Organik bitkilerin dışında organik arıcılığa yönelen arıcıların sayısı da artıyor. Ancak organik tarımın uygulandığı arazi miktarı çok çok düşük- 25 bin hektar civarında. Bundan dolayı Kırsal Bölgeleri Kalkınma Programı çerçevesinde organik tarım için ödenen Avrupa yardımları da son derece az- 2010 yılında ancak 11,1 milyon avroya ulaştı.
  Tarım Bakan Yardımcısı Svetlana Boyanova, Bulgaristan Radyosuna şöyle konuştu:
 “Ülkemizde organik tarım, yeterli derecede gelişmiyor. Bürokrasi prosedürleri konusunda yapılacak çok şey var. Bunu itiraf etmemiz gerekiyor. Ancak ben iyimserim. Avrupa fonlarının desteğiyle ve ülkemizin doğal kaynaklarıyla tüm engelleri aşacağımızı düşünüyorum. Aslında rakamlar, insanların mali destekten memnun olduğunu gösteriyor. Bundan sonra da organik tarım ile uğraşacakları apaçık ortada.”
  Svetlana Boyanova”Ülke çapında mali destek görmeyen yaklaşık 200 organik tarımcı var ve bundan sonra çalışmalarımız onlara yönelik olacaktır” dedi.
  Bu amaçla, Tarım Bakanlığı 32 milyon avro öngörmüştür.
  Svetlana Boyanova şunları belirtti:
 “2006 yılında ekonomik durum çok farklıydı. Bu arada tohum, organik gübre, iş gücü masrafları kat kat arttı. Tüm hesaplamaları yaptık ve daha yüksek ödemeler öngördük. Avrupa Komisyonu’nun onayladığı anda organik tarımla uğraşan çiftçilerimize Aralık ayında daha yüksek sübvansiyonlar ödeyebileceğiz.”
  Bugün Bulgar organik ürünlerinin yüzde 95’i yurtdışında alıcı buluyor. Ancak ülkemizde onların tüketimi son derece yetersiz. Ülkemizde üretilen organik ürünler arasında mantar ve organik aromalı yağ bitkileri başta geliyor. Bunlar arasında organik arazilerinin yüzde 10’u lavanta bitkisine ait. Ayrıca oragnik ceviz, fındık, badem ve tahıl ürünlerine karşı ilgi artıyor. Organik sebze üretimi Bulgaristan’da son derece yetersiz. Diğer taraftan organik hayvancılıktan bahsederken sadece koyun ve keçiden bahsedebilir ve bu da çok az miktardadır.

 

BNR                                                                                                                                   25.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Haskovo’nun Republika Mahallesi Beklediği Camisine Kavuşuyor

  Eski Haskovo Müftüsü Faik Hoca zamanında Republika mahallesine yapılmak istenen caminin yeri satın alındı. Tamamı Müslüman halktan oluşan mahallede, bu yerin satın alınmasından halk oldukça mutlu oldu. Caminin 2-3 tane de alternatif projesi mevcut. Bunlardan biri seçilecek ve caminin inşasına başlanılacak. Zaman’a konuşan şimdiki Haskovo müftüsü Basri Eminefendi, bu hizmete vesile olduğu için çok mutlu. Republika mahallesinde yaşayan Müslümanlara caminin hayırlar getirmesini dileyen Basri Eminefendi şunları söyledi. ‘Cami yerini almak bu yılın sonlarına doğru nasip oldu. 362 metrekare olan yere halka yetecek büyüklükte bir cami inşa edilecek. Caminin inşa edilmesiyle halkımızın beş vakit namaza hassasiyetlerinin artacağına inanıyorum. Çünkü mahallede beş vakit ezan okunacak. Bölge Müslümanları tayin edilecek genç imam sayesinde dini bilgilerini de arttıracak. Republika mahallesinde her yıl 2 yerde Kuran kursu veriliyor. Bu Kuran kursuna talep oldukça fazla. Caminin inşa edilmesinden sonra Kuran kursu camide verilecek.’ Cami yerinin alınmasında ve caminin inşaasında Haskovo’daki hayırsever esnafın ve siyasilerin de katkısı oldu. Onlar da bu hayırlı işin bir an önce tamamlanmasını istiyor.

 

Zaman Bg                                                                                                                           25.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ay’da Zengin Titanyum Yatakları Bulundu

  Dünya’da yaygın olarak kullanılan değerli kimyasal element titanyumun Ay’da bol miktarda bulunduğu ortaya çıktı. Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)’nın Ay Keşif Uydusu (LRO), bazı türleri çelik kadar sağlam, ancak ondan daha hafif olan titanyumun, ‘Maria bölgesi’ adı verilen zengin yataklarını görüntüledi. ABD’deki Arizona Üniversitesi’nden Mark Robinson ve Baltimore Johns Hopkins Üniversitesi’nden Brett Denevi’nin LRO görevi bünyesindeki ortak çalışmasına göre, Ay’da sanılandan en az 10 kat daha fazla titanyum var.  Fransa’nın Nantes şehrinde geçtiğimiz günlerde düzenlenen bir kongrede araştırma sonuçlarını açıklayan Robinson, Ay yüzeyinin, görünebilen ve ultraviyole dalgalarıyla elde edilen bir haritasında titanyum arazilerini keşfettiklerini kaydetti. Harita, LRO’nun çektiği 4 bin fotoğraftan oluşturuldu. 7 farklı dalga boyundaki ışığın Ay yüzeyinde gezdirildiğini belirten Robinson, sonuçların LRO kameralarına yansıdığını anlattı. Doğru araçlarla Ay’a bakıldığında, gri yüzeyin bazı bölgelerde kırmızı ve mavi renge dönüştüğünü aktaran Denevi, bunun Ay’daki toprağın kimyası hakkında önemli bilgiler verdiğini, yüzeyin altında çok zengin titanyum ve demir madenleri olduğunu ifade etti. İlk kez 1791’de İngiltere’de William Gregor tarafından keşfedilen titanyum, günümüzde sağlık, silah ve otomotiv sanayilerinden uzay mekiği ve jet motorları yapımına kadar birçok alanda kullanılıyor.

 

Cihan                                                                                                                                    25.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kışlık Gıdaların Vazgeçilmez Tadı Lütenitsa

  Kış öncesi hazırlıklar arasında kışlık gıdaların vazgeçilmez ismi olan lütenitsa (kahvaltılık salça), Bulgaristan halkının zahmetine seve seve katlanarak yaptığı bir ürün. Evde yapılan lütenitsanın önceliği, sadece maliyeti değil, aynı zamanda muhtevası ve ham maddelerinin göz önüne alınmasıdır. Ne renklendirici, ne de koruyucu madde ihtiva etmeyen bir ürünü yemek elbette daha güvenli bir gıda tüketimi anlamına geliyor. Bulgaristan vatandaşlarının, hangi ülkeye giderse gitsin vazgeçemediği tat olan lütenitsa, birkaç asırlık bir tarihi aksettiriyor. Domates de, biber de Bulgaristan topraklarına birkaç yüzyıl önce gelmiş olsa da bunların karışımından yapılan lütenitsa geleneksel bir ürün olarak yerleşmiş durumda. Balkan ülkelerinde de buna benzer ürünler üretilse de Bulgaristan’daki alışagelmiş tadından çok farklılık arz ediyor. Sebzeleri püre hale getirmek için şimdilerde yeni teknolojiler devreye giriyor. Kimisi blender kullanıyor, kimisi elektrikli et kıyma makinesi. İşini keyifçe yapmak isteyenler el çevirme makinesini tercih ediyor. Lütenitsa’nın domateslerdeki ekşi tadı gidermek için bazı yerlerde yarım paket ekmek sodası ilave ediliyor. Sonuçta herkes kendi zevkine göre bir tarif kullanıyor.
  Lütenitsanın onlarca tarifi mevcut
  Klasik lütenitsa için verilen tarifte 40 kg. sivri biber, 20 kg. domates, 10 kg. patlıcan, 3-4 kg. havuç, 2 litre sıvı yağ, tuz, kimyon ve kara biber yer alıyor.  Biberler teneke üzerinde güzelce közlendikten sonra soyuluyor. Daha sonra önceden doğranan domateslerle birlikte kıyma makinesinden geçirilerek püre halinde, 70-80 cm. çapı olan büyük kazana aktarılıyor. Havuçlar ince ince doğranarak ilave ediliyor. Kazana ilk önce yağ, daha sonra ise diğer sebzeler ilave edildikten sonra ateşe konuyor. Ateşin çok hızlı olmamasına dikkat edilerek tava, uzun tahta kaşık ile sürekli karıştırılıyor. Lütenitsa, duruma göre 4-5 saat sürekli karıştırılarak kaynatılıyor. Koyulmasına az kala şeker ve tuz da ilave edildikten az bir zaman sonra kazan indirilerek, sıcak olarak kavanozlara dolduruluyor. Daha sonra sterilize edilme işlemi yapılıyor. Sıcak olarak doldurulan kavanozlar ters çevrilerek üzeri kalın battaniyelerle örtülerek bir akşam bekletiliyor, ya da sıcak suda kaynatılarak havası alınıyor.
  Lütenitsa için başka bir tarife göre ise 30 kg. domates, 20 kg. kırmızı sivri biber, 10 kg. patlıcan, 2 litre yağ, yeterince şeker ve tuz kullanılıyor. Domatesler doğranır, biberler közlenerek kabukları ayrılır ve patlıcanlarla birlikte doğranır. Hepsi kazana atılarak kaynatılmaya verilir. Koyulaşmaya başladıktan sonra gevge denen filtreden veya blender kullanarak işinizi kolaylaştırabilirsiniz. Daha sonra biraz daha kaynatılarak baharatlar ilave edildikten sonra ekşi tadını kesmek için azar azar tadına bakılarak bikarbonat soda da ilave edilebilir. Tam burada sodanın ayarlanması önemli bir ayrıntıdır. Çünkü fazla katıldığında tadında farklılıklar hissedilebilir.
  Lütenitsanın adına has olarak birçok kişi acı biber katmayı da ihmal etmiyor. Tabi her şey tercih meselesi. Yeşil biberle yapıldığında daha çok şeker katılması gerekiyor. Bu yüzden biberin kırmızısı tercih ediliyor.
  Lezzetli ürünün yapımında en zor kısım, kuşkusuz ateş yanında sürekli karıştırmak. Kimi zaman dumanın, kimi zaman da sıcağın etkisiyle bunalıp son kez lütenitsa yaptığınız aklınıza gelebilir, ama yine de ev yapımı lütenitsanın tadı ve güvenliği tercih ediliyor.
  Standart getirilip, geleneksel ulusal ürün için başvurulacak
  Fabrikalarda yapılan lütenitsanın yerli domatesten elde edilmesi çok daha pahalıya mal olduğu için dışarıdan getiriliyor. Aslında marketlerden alınan lütenitsada kullanılan sebzelerin çoğunluğunun Çin’den geldiği biliniyor. Domates püresi olarak ithal edilen salçadan yapılan piyasadaki kavanozlar için de standart getirilmesi söz konusu. Standarda göre, lezzetli gıda ürünü için domates ve biberin dışında sadece baharatların konulması gerekiyor. Kabak püresi ve koruyucu maddelerin, planlanan standardın dışında tutulması bekleniyor. Geleneksel ürüne has olmayan her şeyi yasaklayacak olan Gıda Güvenliği Ajansı (BABH), sadece doğal ürünlerin katılmasına izin verecek. Standart, aynı zamanda domates ve biber püresinin kullanım oranının da açıklanmasını isteyecek. BABH Başkanı Yordan Voynov, standardın hazırlandıktan sonra Brüksel’de lütenitsanın geleneksel Bulgar gıdası olarak patentini talep edecek.

 

 

Beynur Süleyman                                                                                                                           25.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

“Sınırsız Eğitim” Fuarına 18 Ülke Katılıyor 

  Bulgaristan’da üniversite ve lise eğitimine yönelik en büyük ve başarılı fuarı sayılan ” Sınırsız eğitim” fuarı, 21-23 Ekim tarihleri arasında Sofya’da Ulusal Kültür Sarayı’nda beşinci kez düzenleniyor. Uluslararası forumu, öğrencilere, üniversite öğrencilerine, üniversite adaylarına ve gençlere, velilerine, öğretmen ve eğitim uzmanlarına İngiltere, Hollanda, Kanada, Kıbrıs, Avusturya, Belçika, İsveç, İsviçre, Japonya ve daha dokuz ülkeden en prestijli lise ve üniversitelerinin programları hakkında bilgiler sergilemek üzere kapılarını açıyor.

 

 

 

 

 

 

BNR                                                                                                                           21.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bayram Bereketi Türkiye'den Afrika'ya Uzanacak

  Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), Türkiye'de yaşayan vatandaşlara bu yıl 380 liraya, başta Afrika ülkeleri olmak üzere yurt dışında da vekaletle kurban kesme imkanı sağlıyor. Kurbanlar, Diyanet İşleri Başkanlığı ve TDV'den görevliler nezaretinde yurt dışında ihtiyaç olan bölgelerde kesilerek, yoksullara hemen dağıtılacak.
  TDV Genel Müdürü Süleyman Necati Akçeşme, Aa muhabirine yaptığı açıklamada, vakıflarının 1993 yılından itibaren vekaletle kurban kesimini organize ettiğini söyledi.
  Bununla kurbanlarını kesemeyen, kesip dağıtacak yer bulamayan vatandaşlara yardımcı olmayı amaçladıklarını ifade eden Akçeşme, "Önce herkesin kendisinin kesmesini, kendi fakir fukarasına dağıtmasını istiyoruz. Ancak bunu yapamayanlar için kurban etlerinin müstahak olanlara ulaştırılması amacıyla bu organizasyonu her yıl düzenliyoruz" dedi.
  Bu yıl farklı bir uygulamayı hayata geçirdiklerini anlatan Akçeşme, Türkiye'deki vatandaşların yurt dışında da kurban kesebilmesi için iki ayrı organizasyon yaptıklarını bildirdi.
  Vatandaşların isterlerse Türkiye isterlerse yurt dışında vekaletle kurban kesebileceğini dile getiren Akçeşme, "Türkiye'deki kurban bedelini 550 lira olarak belirledik. Yurt dışında kurban kesimini ise yaptığımız araştırmalara göre fiyatlar daha ucuz olduğundan 380 lira olarak ilan ettik. İnşallah sağlıklı şekilde vatandaşların kurbanlarını keserek, ihtiyacı olanlara bir an önce ulaştıracağız" diye konuştu.
  Geçen yıl Bulgaristan, Romanya, Makedonya, Rusya, Kazakistan'ın da aralarında bulunduğu 27 ülkede vekaletle kurban kesilerek ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığını ifade eden Akçeşme, bu yıl daha fazla ülkede kurban kesiminin yapılacağını bildirdi.
  Afrika'da da başta Somali olmak üzere, Etiyopya, Kenya, Nijer, Sudan'ın da aralarında bulunduğu ülkelerde kurban kesmeyi planladıklarını belirten Akçeşme, "Arkadaşlarımız Afrika'ya giderek bir ön çalışma yaptı, nerede kesip kesemeyeceğimizi tespit etti. Ardından faaliyetlere başladık" dedi.
  Akçeşme, yurt içinde ise Et ve Balık Kurumu işbirliğiyle kesilen kurbanların, konserve şeklinde muhtaç ve yoksullara, Kur'an kursları ve yurtlarda kalan öğrencilere ulaştırılacağını bildirdi.
Akçeşme, 2009'da 45 bin, geçen yıl 46 bin civarında olan vekalet verenlerin sayısının, bu yıl 50 binin üzerine çıkmasını beklediklerini kaydetti.
  TDV'nin organizasyonuna katılmak isteyen vatandaşlar, kurban bedellerini en geç 3 Kasım mesai bitimine kadar Vakıfbank, Halkbank, Ziraat Bankası, PTT iş yerleri, Kuveyt Türk ve Bank Asya'nın bütün şubelerinde açtırılan "Türkiye Diyanet Vakfı Kurban Hesabı"na ya da "www.diyanetvakfi.org.tr" adresinden kredi kartıyla yatırabilecek. Bu banka şubelerinin bulunmadığı yerlerde ise hayırseverler, en yakın il veya ilçe müftülüklerine başvurabilir. - Ankara

 

 

Son Dakika                                                                                                                           21.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan, Moskova’da Düzenlenen Fuarda
K
ayak Turizmini Popülarize Ediyor 

  Ekonomi, Enerji ve Turizm Baknlığı, 21-23 Ekim tarihleri arasında Moskova’da düzenlenen SKI&BOARD SALON 2011 18. Uluslararası Turizm fuarında Bulgaristan’ın katılımını organize etti. Rusya’nın başkentinde açılan turizm borsasında ülkemizin 42 metre karelik enformasyon standı olacak . Son yıllarda Bulgaristan, Rusya pazarında , uygun fiyatta kaliteli hizmetler sunan bir kış tatil merkezi olarak yerini aldı. Bakanlık, Moskova fuarına yedinci kez katılıyor, bu seneki standında beş turizm şirketi temsil verecek.

 

 

 

BNR                                                                                                                           21.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

"Edirneli Bedrettin" Kitabı Çıktı

  Eğitimci yazar Ayhan Tunca'nın yazdığı "Edirneli Bedrettin" kitabı çıktı. Kitabın yazarı Tunca, yaptığı yazılı açıklamada, "Edirneli Bedrettin" kitabının Yöre Dergisi Yöresel Yayınlar dizisinin 7. kitabı olarak yayımlandığını belirtti.
  Tunca, yoğun araştırmalar sonucu kitabı yayıma hazırladığını ifade ederek, şunları kaydetti:
"Kitapla ilgili yaklaşık 2 yıllık bir araştırma dönemi geçirdim. Bu süre için de Bedrettin'in doğum yeri Bulgaristan'daki Simavna'ya gittim. Burada Bedrettin tarikatı ile ilgili çalışmalar yaptım ve tarikatın izlerini buldum. Çalışmalar sırasında 100 kaynak tarandı ve İstanbul'da 2. Mahmut'un haziresinde bulunan Bedrettin'in mezarının Edirne'ye nakli için girişimler yapıldı.
  Çalışmalarımıza İstanbul'da bu konu ile ilgili kurulan bir platform destek verdi ve 100 kişilik bir ekip çalışmalara başladı. Ayrıca Bedrettin ile ilgili bir konferans vermek için İstanbul'a gideceğim."

 

 

 

Son Dakika                                                                                                                           20.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan'da Bursa Coşkusu

  Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından Bulgaristan'da gerçekleştirilen programda Kibariye, sevilen şarkılarını seslendirdi.

  Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre; Bulgaristan'da Kırcaali Arena amfi tiyatroda gerçekleştirilen program, Bursa ile Balkanlar arasındaki dostluk bağlarını daha da güçlendirdi.
  Kültür AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Rıfat Yolu'nun kafile başkanlığındaki programda, Bursa Kültür ve Sanat Derneği üyeleri en özel gösterileriniBulgaristanlı vatandaşlar için sahneledi.
  Programın özel konuğu ise şarkıcı Kibariye oldu. En güzel şarkılarını soydaşlarla birlikte söyleyen Kibariye, hareketli şarkılarıyla sevenlerini eğlendirdi.
  Kırcaali Belediye Başkanı Hasan Azis, Hak ve Özgürlükler Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lüftü Mestan, Milletvekili Remzi Osman ve Büyükşehir Belediyesi Protokol ve Dış İlişkiler Şube Müdürü Turgay Mercan'ın da katıldığı programda birlik ve beraberliğin en güzel örneği yürekleri ısıttı.
  Hasan Azis, 25 yıldır ilk kez böyle kapsamlı bir organizasyonun gerçekleştirildiğini belirterek, 10 bini aşkın insanın uzun zaman sonra ilk kez bir araya geldiğini, Türkleri ve Romanları bir çatıda buluşturan etkinliğin gerçekleştirilmesinden dolayı Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe'ye teşekkür etti.
  Öte yandan yaklaşık 2 saat sahnede kalan Kibariye, Bulgaristan'da sevgi seliyle karşılandı.
Gördüğü ilgiden dolayı duygusal anlar yaşayan şarkıcı, konserde kendisine verilen hediyeyi de kızının çeyizine saklayacağını söyledi. Şarkılarını ezbere bilen sevenleri, hayranı oldukları Kibariye'yi karşılarında görmenin sevincini yaşadı. Soğuk havaya rağmen mekanı dolduran hayranları Kibariye'nin hareketli şarkılarında sahneye de çıkarak dans etti.

 

 

Son Dakika                                                                                                                           20.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Eğitim Kurumlarının İkinci Dönemde “Okul Meyvesı” Şeması İçin Dilekçe Kabulüne Başlandı

  Devlet Tarım Fonundan, ikinci ders yılı dönemi için Avrupa Birliğinin (AB) “Okul Meyvesi” şemasına dahi edilmek üzere dilekçe kabulüne başlandığını açıkladı. Tarım Fonu İl Müdürlüklerinde 20-28 Ekim 2011 tarihleri arasında eğitim yılının ikinci döneminde “Okul Meyvesi” şeması için dilekçe kabulü yapılacaktır. Bu şemaya aday olanlar üç gruba ayrılmıştır. Birinci gruptakiler eğitim kurumlarıdır. İkinci grupta tek tüccarlar, tüzel kişiler ve onaylanan üretici örgütleri yer alıyor. Üçüncü grupta ise, belediyeler ve onların sınırlarındaki eğitim kurumları bulunuyor.
  20011-2012 eğitim yılının “Okul Meyvesi” şemasının bütçesi, 3 milyon ve 600 bin levadan fazla, onlardan birinci kabul için 2 milyon ve 700 bin leva harcanılması angajmanı alınmıştır. Bu şema Tarım Güvenliğinin Garanti Edilmesi Fonu yoluyla ve devlet bütçesinden finanse edilmektedir.
20 Eylül’de biten birinci dilekçe kabulünde toplam 304 alıcı Avrupa programına dahil edildi.
  Onaylandıklarında katılımcılar, ülkedeki 714 eğitim kurumundan yaklaşık 100 bin çocuğa haftada iki kere meyve ve sebze sağlamış olacaklar. Çocuk başına her porsiyona Katma Değer Vergisi olmaksızın, 0,68 leva mali yardım veriliyor. Şema AB’nin kamu sağlığının iyileştirilmesi ve sosyal açıdan büyük önem taşıyan hastalıkların aşılması politikasına tamamen uygundur. İkinci dilekçe kabulünden sonra “Okul Meyvesi” şemasından 133 000 çocuğun faydalanması bekleniyor. Tarım Fonu, yapılan 40 teslimata kadar mali yardım ödemesi yapacak. Ödeme Ajansından uzmanlar, ikinci ders yılı dönemi için yapılacak ikinci dilekçe kabulünün potansiyel katılımcılarına bildirmek üzere acil harekete geçtiler.
 “Okul Meyvesi” eğitim yılı çerçevesinde tüm ülke genelindeki ana okullardan çocukları 4.sınıf öğrencilerine kadar kapsamaktadır. Şemaya aday olma belgeleri ve eğitim kurumlarına meyve ve sebze sağlanması şemasının uygulanması koşulları talimatnamesi Tarım Fonu sitesinde bulunabilir.

 

 

Kırcaali Haber                                                                                                                           20.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

‘Ana Babalar İçin Okul’ Projesi 

  Ana baba olmak dünya kadar eskidir. Belki de bundan dolayı çoğumuz bunun bir içgüdü meselesi olduğuna inanıyorlar. Ve özel bilginin gerekmediğini düşünüyorlar. Ama hiç te öyle değil.Özellikle ilk kez ana baba olanlara sorun. O kadar çok şey sormak isterler. Nasıl iyi ebeveyen olabilirler? Nasıl koyulur sınır ve kurallar? Çocuklarımızın gereksinimlerini nasıl anlayabiliriz? İşte ne kadar çok soru vardır. Ama bizde Bulgaristan’da ebeveyenleri eğitecek yerler yok. Ana babalar genelde İnternet’ten bilgi alıyor, ve kendileri arasında tecrübe alış verişinde bulunuyorlar. İşte bu ihtiyaca cevap vermek için UNİCEF Bulagristan ‘Anababalar için okul’ programı üzerinde çalışmalar başlattı...
Vyara Angelova anlatıyor:
 ‘Biz çocukların yetiştirilmesinin doğal bir iş olduğunu kavramaya alışığız. Genelde ebeveyenlerin aldığı destek kendi ana babalarından, ninelerinden, akrabalarından geliyor.Aynı zamanda şimdiki anababaların karşılaştığı sorunlar eski yıllardan çok farklıdır. Bunun nedeni çocukların ihtiyaçları, hakları konusunda görüşlerin fikirlerin çok değişmesi son yıllarda.Eğitimin amacı değişti.’
  Bu program henüz hazırlık aşamasında. Ana-babalar ile reel çalışmalar önümüzdeki yıl Sofya’ da olmak üzere bir kaç belediyede bir pilot programıyla başlatılacak.
  Bu okula çocukları 4 yaşına kadar olan her isteyen gidebilecek.
Vera Rangelova devam ediyor: ‘ Ana baba olmak çok zor ve kompleksli bir iş. Ve desteğe muhtaçtır. Burada devletin de yeri var. Sivil toplum da katkıda bulunabilir. Bizim okulumuzda üzerinde çalıştığımız en önemli vazife , ana baba-çocuk arasında olumlu ilişkiler oluşturmak. Çocukların ihtiyaçlarını ve duygularını anlamak için yardımda bulunacağız. Aynı zamanda insanların kendi ihtiyaçlarını da unutmamalarını öğretmek isteriz. Çünkü mutlu ve memnun bir insan daha başarılı ana baba olur.
  ‘Anababalar için okul’ programı okuma evleri ve çocuk yurtlarıyla birlikte geliştirilecek. Onlar ana babalar ile görüşme için mekan sağlayacak. Ve en önemlisi söz konusu destek ücretsiz olacak. Vyara Angelova program hakkında ayrıntılı bilgi veriyor:
 ‘Programda ana babalar ile grup çalışmaları var. Uzman psikologlar ve pedagoglar veriyor dersleri. Ve mesela , yeni doğan bebeğin dili, küçük çocuğun davranışları, bebeklerin oyunları, neden çocuklar masal seviyor. İşte bunlar ilginç konulardan sadece bazıları...Bunun dışında tabi ki ana babalar kendilerini ilgilendiren sorular yöneltebilir. Ve kişisel danışmalar alabilir.Sözün kısası bundan sonra ana babalar tarafından bu tür programlara ilgi daha da çok artacak.

 

 

BNR                                                                                                                           20.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ayhan Mehmedov Japonya Yolcusu

  Tokyo (Japonya)’da, 22-23 Ekim 2011 tarihlerinde  dünyanın en başarılı karetecilerinin toplandığı 10. Dünya Karete Şampiyonası düzenlenecek. Dört yılda bir düzenlenen yarışma, Tokyo’nun en büyük salonu olan Tokyo Metropolitan Gymnasium’a yapılacak. Şinkiokuşin Karete Federasyonu kotasından Bulgaristan'ı temsil edecek olan genç yetenekler Novi Pazar karete kulübünden Vasil Vangelov, Nikolay Vırşilov, Ayhan Mehmedov  ve Valeri Dimitrov. Dünya şampiyonası,  YouTube’de ilk defa canlı yayınla izlenilebilecek /http://www.youtube.com/wkoshinkyokushinkai/.

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                           19.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Saçlar En Çok Ekim Ayında Dökülüyor

  İsveçli bilim adamlarının yapmış oldukları araştırma sonucu, Sonbahar mevsiminin  başlangıcı, sadece havanın soğuması ve sıkça yağıyan yamurlarla değil, ayrıca saç dökümü ile de bilinmekte. İnsan saç teli, ortalama 2-6 yıl varlığını sürdürüyor. Araştırmacılar, saç uzamasının en aktiv olduğu mevsim Yaz mevsimi, Sonbahardan itibaren de saçların dökülüp kendini yenilediğini belirtiyor.

 

 

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                           19.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ülkemizde Kar Fırtınasından Etkilenen
B
ölgelerdeki Durum Normale Dönüyor 

  Doğu Bulgaristan’da kar fırtınasından etkilenen illerdeki durum normale dönüyor. Kar yağışı ve şiddetli rüzgarın etkili olduğu bölgelerde afet durumunda insanların olduğuna dair bilgi alınmadı. Kurtarma operasyonlarında iki günlük yardım çalışmalarına itfaiyyeciler, kurtarıcı ve polis de olmak üzere 1500’den fazla İçişleri Bakanlığı görevlisi katıldı.600’ün üzerinde yardım kurtarma operasyonu düzenlendi, iki trenden 110 kişi dahil 670’den fazla kişi kurtarıldı. Yollarda ulaşımın tekrar açılması için ağaçlardan temizlendi.

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                           19.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Başmüftülükten Kurban Açıklaması

  Kurbanın Hükmü
  Dinen aranan şartları taşıyan kimselerin kurban kesmeleri ağırlıklı görüşe göre vâciptir. Kur'ân-ı Kerim'de Peygamber Efendimize hitâben "Rabbin için namaz kıl, kurban kes" (el-Kevser, 108/2) buyrulmasıyla ve ayrıca Sevgili Peygamberimizin bir çok hadisinde hali vakti yerinde olanların kurban kesmesi emredilmiş veya tavsiye edilmiş, hatta "Kimimkânı olduğu halde kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın", "Ey insanlar, her sene, her ev halkına kurban kesmek vâciptir" gibi ifadelerle bu gereklilik önemle vurgulanmıştır. Öte yandan kurban
kesmeyi Peygamberimiz (s.a.s.) hiç terk etmemiştir. Kimler Kurban Kesmeli?
  Bir kimsenin kurban kesmekle yükümlü olabilmesi için dört şart aranır:
  1. Müslüman olmak.
  2. Akıllı ve bulûğa ermiş olmak.
  3. Mukim olmak, yani yolcu olmamak.
  4. Belirli bir malî güce sahip bulunmak.
  Kurbanın Önemi İslâm dininde mali durumu kurban kesmeye elverişli olan Müslümanların Kurban bayramında kurban edilme şartlarını taşıyan koyun, keçi, inek, deve gibi hayvanları Allah'ın emrine uyarak ve onun adını anarak
boğazlarını kesmeleri, ardından da etlerinin üçte ikisini fakirlere dağıtmaları önemli bir vecibedir. Yüce Rabbimiz kurbanın önemini şu şekilde açıklamaktadır: "Biz her ümmete kurban kesmeyi gerekli kıldık. İlâhınız bir tek ilâhtır. Öyle ise ona teslim olun. O samimi ve mütevazi insanlara müjde ver... Biz büyükbaş hayvanları kurban etmeyi
sizin için Allah'ın dinine ait esaslardan kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şu halde onlar ayakları üzerinde dururken üzerlerine Allah'ın adını anınız, yan üstü yere düştüklerinde (canı çıkınca) onlardan hem kendiniz yeyin, hem de ihtiyacını gizleyen veya gizlemeyen fakirlere yedirin. İşte bu hayvanları şükredesiniz diye emrinize verdik. Onların ne etleri, ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat ona sadece sizin takvanız ulaşır (el-Hacc, 22/34-37).
Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğü'nün Kurban Teşkilâtı Başmüftülüğümüz geçen yıl tertiplediği Kurban Kampanyası çerçevesinde bağış yoluyla elde edilen 300'ün üzerinde kurban kesimi yaptı.
Peygamber Efendimizin sünneti üzerinde kurban etlerinin bir kısmı kurban sahiplerine, diğer kısmı da ülkemizin değişik bölgelerindeki fakirlere, yetim ve yetimevlerine, hastanelere ve İslâmî okullara
dağıtıldı.  Artık birkaç senelik tecrübemize dayanarak Başmüftülüğümüz bu sene yine Kurban Kampanyası düzenlemektedir. Kurban Kampanyasına iştirak için:

Kurban bedelleri Başmüftülük veya Bölge Müftülükleri kasalarına yatırılmalıdır.
Bir kurbanın bedeli: 220 leva.

Ödemeler için son tarih: 1 Kasım 2011.
İrtibat: Başmüftülük, Sofya, "Bratya Miladinovi" Sok. No 27.
Tel: 02/9816001

 

 

Kırcalı Bugün                                                                                                                           19.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Cuma Gününe Kadar Hava Sıcaklığı Artacak

  Yarında itibaren, Cuma gününe kadar hava sıcaklığında 15 dereceye kadar artış görülecek. Cuma gününden sonra hava tekrardan soğuyacak. Haftasonundan, gelecek hafta Salı gününe kadar hava parçalı bulutlu olacak.

 

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                           18.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Antonovo Belediyesi Acil Durum Uyarısı Yaptı

  Kar yağışından dolayı tüm Antonovo belediyesi genelinde acil durum uyarısı yapıldı. Belediye başkanı İsmail İbryamov yaptığı açıklamada, belediyenin % 90'ı susuz ve elektriksiz olduğunu söyledi. Yaklaşık 60 yerleşim yerinde akşam  saatlerinde ilk olarak elektrik, 2-3 saat ardından ise su sorunu ortaya çıkıyor. Kriz çalışanlarının verdiği bilgide, bugün ve yarın belediye okulları, servis araçlarının çocukları küçük yerleşim yerlerinden alma olanağı olmadığından dolayı  tatil edildi. Belediyeden yapılan son açıklamaya göre küçük yerleşim yerlerine ulaşma çalışmaları devam etmekte ve akşama kadar durumun en acil olduğu köye bile ulaşılacağı yönünde.

 

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                           18.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

112 Yerleşim Yeri Elektriksiz Kaldı

   Е.ОN Bulgaristan elektirik firmasının konrolü altında olan bölgedeki 112 yerleşim yeri, dün gece yağan kar ve esen şiddetli rüzgarın ardından elektriksiz kaldı. Durumun en ciddi olduğu bölgeler Dobriç ve Gabrovo olarak açıklandı.  Dobriç ilinden 59, Gabrovo bölgesinden ise 35 yerleşim yerinde hayat,  kasırga rüzgarı ve sağnak yağışlar yüzünden durmuş vaziyette.  Veliko Tırnovo, Silistra ve Varna’daki köy ve kasabalarda da durum değişik değil. Bölgelerdeki ağır durum nedeniyle, firmaya gelen aramalarda 2 kat artış yaşandığı belirtildi.

 

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                           18.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Plovdiv’de Türk Usulü Kafe-Restorant Açıldı

  Plovdiv şehir merkezindeki ‘Cumayata’ meydanı, tarihi Kapana semti, Arnavut kaldırımları, tarihi binaları ve büyük çarşıya açılması sebebiyle ‘Center-Merkez’ unvanını taşıyor. Bölgenin en yeni mekanı ise kafe –restorant SOFRA. Üç kattan oluşan kafe-restorant binanın dış cephesinden tutun, katlardaki dekorasyona, duvarlardaki tablo ve çinilerin seçimine kadar ilgi çekiyor. Bu özellikler bir tarafa SOFRA’nın en üst katı şark usulü dizayn edilerek, şehirde benzeri olmayan bu tarz mekanın ilki olma ünvanını elde ediyor. Katlarda büyük ekran LCD Tv’lerde yorgunluğunuzu giderebilir, futbol karşılaşmaları için de buluşma yeri yapabilirsiniz.
  Kafe-restorant’a girer girmez yemeklerin teşhir edildiği standları gördükten sonra yemeklerden tatmamak elde değil. Ocak ve yemekler Mehmed Usta’ya, döner ise Ergün ustaya emanet. Şehir ortamının koşuşturmasına bir nebze ‘dur’ diyerek burada sakin bir ortamda yemeğinizi yiyebilir, ardından Türk kahvenizi veya çayınızı yudumlayabilirsiniz.Yeni mekanda Türk damak zevkine birebir uygun tavuk ve et döner, ızgaralardan adana, urfa, kuzu şiş, kuzu pirzola, dana şiş, dana köfte, tavuk şiş, ayrıca her gün iki çeşit sulu yemek, pide çeşitleri ve çorbaları bulabilirsiniz.

 

 

Zaman Bg                                                                                                                           18.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Filibe Başkonsolusundan Tanışma Toplantısı

  Bulgaristan Türk Öğrenciler Derneği, Filibe üniversitelerinde eğitim alan Türk öğrencileri ile Filibe Başkonsolosu Ramis Şen'in tanışma ve sohbet toplantısı düzenleyeceğini bildirdi. Toplantı yeri ve tarihi: 20 Ekim 2011, Perşembe günü, Saat 16:30’da, 10. Anfi ’de (Rektörlük binası, 2. kat)

 

 

 

 

 

 

 

 

Kırcaali Bugün                                                                                                                          18.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kar yağışı Hayatı Olumsuz Etkiliyor

  Sliven, Burgas, Varna, Dobriç, Plovdiv, Şumen ve Haskovo bölgelerinde kar yağışı hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Bu bölgelerde çok sayıda kapalı yol var. Ülke genelinde 625 yerleşim yerinde elektriğin kesildiği bildirildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

Kırcaali Bugün                                                                                                                           18.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İnce Poşetlerin Üretimi Durduruluyor

  Plastik ambalaj üreticileri, çevre vergisi uygulamasının yürürlüğe girmesinden dolayı ince poşet üretimini durdurdu. Poşet üreticilerini tek çatı altında toplayan ‘Polimerler Derneği’ de bunu doğruladı. Dernek Başkan Yardımcısı Tsvetanka Todorova, kimsenin böyle poşet üretmediğini garanti edemediğini, ancak çevre vergisinin yürürlüğe girmesiyle bu ürünü kimsenin talep etmediğini ve büyük poşet üreticilerinin üretimi durdurduğunu söyledi. En küçük naylon poşetlere (15 mikrona kadar) yönelik çevre vergisi 1 Ekim’de yürürlüğe girdi. Buna göre, şu ana kadar sebzeler için kullanılan poşetleri mağazaların 15 stotinkadan satması gerekiyor. Üreticilerin de pazara sundukları her bir poşet için 15 stotinka ücret ödemeleri gerekiyor. Çevre Bakanlığı tarafından yürürlüğe konan bu uygulama ile, çevreyi kirleten faktörlerden biri olarak görülen tek seferlik poşetlerin kullanımının sınırlandırılması amaçlanıyor. Bakanlık verilerine göre, ülkede yılda 1,2 milyar adet ince poşet tüketiliyor.
  Bir çok mağaza, yasal olmamasına rağmen müşterilerine bu tip poşetleri sunarken, bazı mağazalar da, 1 Ekim’den önce alınan ve ücret ödenmeyen poşetlerden ücret almaya başladı. Uygulamanın yeni olmasından dolayı üreticiler ve tüketiciler arasında denetimler yapılmadığı, ancak denetimlerin yapılacağı aktarıldı.

 

 

 

Zaman Bg                                                                                                                          18.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan, İşlenen Arazi Artışında Rekor Kırdı

  Bulgaristan, 2003-2010 tarihleri arasında işlenen arazi oranı bakımından yüzde 24,7 artış kaydetti. Böylece Bulgaristan, işlenen arazi artışı bakımından Avrupa’da ilk sırada yer aldı. Eurostat verilerine göre Bulgaristan’da 3 milyon 621 bin dekar arazi işleniyor. Bu da toplam AB arazilerinin yüzde 2,1’ini oluşturuyor. İşlenen arazi artışı bakımından Bulgaristan’ı yüzde 19,9 artış ile Litvanya izlerken, üçüncü sırada yüzde 18’lik artışla Estonya geliyor. İşlenen arazi miktarı en fazla düşen ülke yüzde 24,3 ile Kıbrıs Rum kesimi olurken, bu azalış Slovakya’da yüzde 9,4; Avusturya’da ise yüzde 8 civarında gerçekleşti.
  AB’de işlenen arazilerin yüzde 75’i yedi ülkede bulunuyor. AB’de en fazla toprağın işlendiği ülke 27,1 milyon dekar ile Fransa. İkinci sırada 16,7 milyon dekar ile Almanya geliyor.  Ayrıca İngiltere’de 15,9 milyon dekar, Polonya’da 14,4 milyon dekar, Romanya’da 13,3 milyon dekar ve İtalya’da 12,9 milyon dekar arazi işleniyor.

 

 

 

 

 

Zaman Bg                                                                                                                           18.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Halk, Organ Bağışı Konusunda Bilgilendirilmeli

  Bulgaristan Organ Bağışı Ajansı listesinde 911 kişi organ bağışı için sıra bekliyor. 911 kişiden 851’i böbrek, 31’i kalp, 29’u karaciğer nakli için bekliyor. Ajans Müdürü Doç. Silvi Kirilov, çocuklar arasında organ bekleyenlerin sayısının 16 olduğunu bildirdi. Nakil bekleyenler arasındaki ölüm oranının yüzde 8,5 civarında ve bunun da düşük olduğu kaydedildi. Bulgaristan, Avrupa’da organ bağışı bakımından son sırada yer aldığı belirtilirken, Bulgaristan’da 1 milyonda 1,5 kişinin organ bağışladığı, en çok bağış yapılan ülke olan İspanya’da bir milyon kişide 34,4 kişinin bağış yaptığı belirtildi. Doç Kirilov, beyin ölümü gerçekleşen hastaların organ nakli için uygun olduklarını ve toplumun bu konuda bilgilendirilmesi gerektiğini kaydetti.

 

 

 

 

 

 

Zaman Bg                                                                                                                           18.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sesten Uykuya Her Şeyin Bir Rengi Var

 “Renklerin en asili siyahtır.” dese de birçokları, herkesin favorisi başka. Bu yüzdendir ki giyimden dekorasyona, hatta elektronik eşyalara kadar sıçradı bu renk çılgınlığı. Son yıllarda, beyaz eşya kavramı değişmiş durumda. Buzdolabından çamaşır makinesine kadar siyah, kırmızı, pembe, gri, turuncu renklilerini bulmak mümkün. Bu durum (beyaz) eşyanın tabiatıyla çelişse de küçük ev aletlerinde de aynı durum söz konusu. Renklerin cazibesi bu alanlarla sınırlı değil elbette. Son yıllarda her alanda her şeyin rengini çıkardı firmalar.
  Renk çılgınlığı nasıl başladı?
  Yıllar öncesinin modası ruh haline göre renk değiştiren yüzükleri hemen herkesin parmağında görmeye alışmıştık. Tabii bu renk devrinin en ilkel versiyonuydu. Yıllar geçti, renk çılgınlığı artarak devam etti. Vücut ısısına göre renk değiştiren kıyafetlerden tutun da yara bandına, her yıkamada renk değiştiren kazaklara, ıslandıkça rengi değişen şemsiyelere hatta sıcak ya soğuk suyla doldurulduğunda başka başka renkler alan kupalara kadar her alanda ‘bukalemun etkisi’ bulaşıcı bir hastalık gibi yayıldı. Tabii bu esnada işin uzmanları, buldukları her şeyin rengini çıkarmayı ihmal etmediler. Sosyal medyada dolaşan ‘sen hangi renksin’ testleri de tuz biber oldu bunlara. Bir yatak firması uykunun, boya firmasıysa sesin rengini çıkardı son olarak.
  Duvarınızı sesinizin rengiyle boyar mısınız?
  Hazan sarısı, vanilya çiçeği, kum beji, akide şekeri derken şimdi de huzurlarınızda pardon duvarlarınızda sesinizin rengi! Yok bu öyle, popstar yarışmalarında duymaya alıştığımız “Sesinin rengi çok güzel.” tarzında bir şey değil. Bildiğiniz renk çıkıyor karşınıza sesinizin karşılığı olan. Nasıl mı? Jotun boyanın www.sesiminrengi.com adlı sitesine girip mikrofon ayarlarınızı yapıyorsunuz. Sonrasında 5 saniye konuşmanız ekranda sesinizin rengini görmeniz için yeterli. Sesinizin rengi koduyla beraber verildiğinden firmanın herhangi bir bayisine gidip evinizi ya da işyerinizi bu tonda boyatmanız mümkün!
  Ateş ölçen renkli bebek tulumu
  Renk değiştiren eşyalar, kupa, yüzük ve şemsiyeden ibaret değil. Daha önce de Visual Reference Stüdyosu’ndan Erin Hayne ve Nuno Gonçalves, vücut ısısına göre renk değiştiren mobilyalar yapmıştı. İngiltere’de Chris Ebejer adlı dâhi babanın, bebeklerle ilgili bir belgesel izlerken aklına düşen ısıya hassas bebek tulumu fikri de yansımıştı gazetelere. Ebejer, tulumu geliştirmek için bilim adamlarıyla birlikte hiç üşenmeden 6 yıl çalışmıştı. Mavi, pembe ve yeşil renkte ürettiği tulumlar, bebeğin ateşi 37 derecenin üstüne çıkar çıkmaz beyaza dönüyor. Evhamlı anne-babalara müjde!
  Commonwealth Scientific and Industrial Research Organisation adlı kuruluş da renk değiştiren yara bandı üretti. İltihaplı bölgenin sıcak olmasından yola çıkarak oluşturulan yara bandı, yara iyileşme sürecindeyse ve enfeksiyon yoksa mavi oluyor. İyileşmeyen yara ve enfeksiyon söz konusuysa bant kırmızıya dönüşüyor. İngiliz Tekstil Devi Perolla’nın ürettiği kazakların da ilginç bir özelliği var. Her yıkamada farklı bir renk alıyorlar. Renk çeşitleri 3 ile 7 arasında.
  Uykunuz ne renk?
  Yataş, Sleep to Live sistemiyle uykunun da rengini çıkardı. Vücut tipine özel yatağı sunmak için geliştirilen sistemde, özel ölçüm cihazı yardımıyla vücut ağırlık dağılımı ve doğal yatış pozisyonu ölçümleri yapılarak, ihtiyaç duyulan destek seviyesi belirleniyor. Çift kişilik özel yataklar için eşlerin her biri için ayrı ölçüm yapılıyor. Test yatağı vücudun girinti ve çıkıntılarını doldurarak, 18 farklı ölçüm ve 1.000’den fazla hesaplama yaparak belirliyor, vücut tipinizin ihtiyacı olan destek seviyesini. Ölçüm sonucunda uyku renginiz ve kullanmanız gereken yastık tipi bir reçeteyle elinizde.

 

 

Zaman Bg                                                                                                                           18.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Mozaik Dergisi 4 Yaşını Eğlence İle Kutladı

  Bulgaristan Türklerinin Kültür, Eğitim, Sanat konularını içeren ve  Şumnu Kültür Evi Derneği tarafından yayımlanan Mozaik dergisi, 4 yaşını doldurdu. İlk sayısı Kasım 2011 yılında basılan derginin ekibi ve  severleri, 16 Ekim 2011 tarihinde Şumnu’nun güzel parkı olan Köşkler’de bulunan Borovets Restoranı’nda dördüncü yılını  kutladı.  Soğuk havaya rağmen dergi okuyucuları, ama büyük veya küçük, ama genç veya yaşlı, bir araya geldi. Yaklaşık 150 kişinin bulunduğu bu kutlama, şarkı, türkü, dans ve bol kahkahayla  geçti. Halay çekildi, disko şarkılarıyla büyük küçük herkes kendinden geçti. Bu önemli günde, Bulgaristan Mini Miss Suzan Cemil, Bulgaristan’ın Sesi yarışmasında büyük başarı gösteren solist Nargis, kapatılan Şumnu Türk tiyatrosu sanatçıları Sıdika Ahmedova ve Emel Tabak, Destan Folklor Grubu, Davul Zurna Orkestrası, Kız Saz Orkestrası, Kadın Kororsu üyeleri, iş adamları, iş kadınları ve üç farklı partiden muhtar ve belediye başkanları adayları, Türkçe ve başka ders öğretmenleri, belediyeler görevlileri, Mozaik’in yaş gününde dergi severlerini yalnız bırakmadı. Çok değerli ve ünlü sanatçı Nargis, Lokanta orkestrası ile birlikte kutlama şenliğin açılışını yaptı. Ardından Şumnu Kültür Evi Başkanı Nurten Remzi, herkesi hoş geldiniz ile selamladı.  Ayrıca Mozaik dergisi ekibi üyelerini Cahide Ercan, Velahitin Necattin ve Cengiz Ercan’ı misafirlere tanıttı. Onların ve emeği geçen herkese Bulgaristan Türkleri adına teşekkürlerini sundu. Kutlamaya katılanlara dergi dağıtıldı. Güzel ve şarkı söylemekte de çok yetenekli Mini Miss Suzan herkesi Bulgarca çocuk şarkılarıyla selamladıktan sonra büyük alkışlar aldı. Şimdiden sonra Şumnu Kültür Evi ekiplerine katılacağını açıkça söyledi. Kültür ocağından Destan Folklor Grubu, Saz ve Davul orkestralarından çalışkan ve başarılı kızlar, şenlikte Entarisi Ala Benziyor oyununu sundu. Gruplara katılan genç, yakışıklı erkek çocukları, misafirlere takdim edildi. Kızların oyun oynamasına karşılık Nurten Hanım, erkek üyelerine halay çektirdi. Tabii ki, Mozaik dergisine ve kültür evi çalışmalarına katkısı olan sadece kültür evi gençleri değildi. Kadın Korosu da söyledikleri Yumak Yumak İpliğim ve Şalaşım türküleriyle geceye renk kattılar. 76 yaşında olan en yaşlı üye Kadriye Hanım da şenliğe katılmış bulundu. En küçük üyelerden biri 6 yaşında minik Melek, ablası Merlin ile birlikte türkü söyledi ve herkesi kendine hayran bıraktı. Destan Folkor Grubu solistlerinden olan ve daha küçük yaşta söylediği bir türküyle milli yarışmalarda birincilik kazanan Mirel Tuncay, Ay Oğlan ve Tiren Gelir türküleriyle programa katıldı. T.C Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e türkü söyleyen ve son derece beğeni kazanan solist Şenay Sunay ve genç sazcı Sinan Sezgin, Sallasana Mendilini türküsü ile herkesi neşelendirdiler. Emel Tabak ve Sıdika Ahmet herkesin gönlünde taht kuran Mazide Hatıram ve Denizin Boylarında Parası Olan Gezer türküleriyle kutlamacıların huzurunda yer aldı. Maddi katkısı olan İvelina ve Dimitrin Viçev’ler ailesi sayesinde yapılan ve son derece eğlenceli ve kahkahalı geçen gecenin devamında katılanlar, ev sahipliğii yapan lokanta orkestrasının çaldığı Bulgarca, Çingenece, Türkçe, Makedonca ve Sırpça şarkılar eşliğinde doyasıya eğlendiler, coştular ve coşturdular.

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                          17.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Rusçuk’a Dolu Yağdı

 16 Ekim’de (Pazar), saat 13.30’da Batı Rusçuk’a dolu yağdı. Birkaç dakika süren dolu yağışındaki buz parçacıklarının büyüklüğü, soya tanesi kadardı. Dolunun ardından ise şiddetli rüzgar vardı.

 

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                          17.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Nazım Hikmet, Maya Vapsarova’nın Evinde Konaklamış

 Mozaik dergisine ilgi gösterenlarin arasında Maya Vapsarova da oldu. Şumnu Kültür Evi Başkanı Nurten Remzi ile tanışınca ve Şumnu’da Nazım Hikmet adını taşıyan bir kültür kurumu var olduğunu duyunca Nazım Hikmet ile ilgili çok ilginç anılarını şöyle anlattı: “Türk şairlerinden Nazım Hikmet şiirlerine tutkunum. Dünyada en yetenekli şiirsel düşünceli adam. 1950. Yıldan sonra Bulgaristana geldiğini hepimiz biliyoruz. Onu canlı görmeye şansım varmış. Doğduğum Bansko kasabasında evimize geldi. O ailemizin arkadaşıydı. Birkaç kez bizde konakladı. Çardağımızda oturup sohbet etmeyi çok seviyordu. Bize geldiğinde “Çardakta oturalım”, dediğini hatırlıyorum. O zaman çocuktum, belki 9 yaşındaydım... Bize birkaç kez Blaga Dimitrova  ile birlikte geldi. Blaga onu çok seviyordu. Delice seviyordu. Kadın ruhunu tanıyan biri olduğunu söylüyordu. Ben de hatırlıyorum, o, yakışıklı, çekici ve entel biriydi. “
Maya Vapsarova, bugün Sofya’da oturuyor. Rodoplar’da Traklarla ilgili film yapıyor. “Bütün Rodopları gezdim, tozdum. Trakya dolmenlerin hepsini gezip gördüm. Çok ilginç ve farklı bir uygarlık buralara konmuş. Çok ilginç ve mistik varlıklara rastladım. Sizin Kuzay Bulgaristanı da bu konu ile ilgili gezip incelemek istiyorum, ama bunları yapabilmemiz için maddi destek bulmamız lazım. Orada çok Trakya kaya tuzu  ocakları ve yeraltı mağaraları çok vardır. Onlar, Provadı ve Şumnu etrafında, bildiğim kadar, çoktur. Arkeoloji hobimdir.”

 

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                          17.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan Gençleri Üniversite Eğitimleri İçin
Genellikle İngiltere, Hollanda Ve Danimarka’yı
Tercih Ediyorlar

  Bulgaristan’da liseyi bitiren gençlerden yurtdışında eğitimini sürdürmek isteyenlerin genellikle seçtikleri ülkeler İngiltere, Hollanda ve Danimarka. Bu üç ülke arasındaki en popüler ülke ise İngiltere. Öğrenciler genellikle İngiltere’de okuyabilmek adına en fazla çaba harcıyorlar. Bunun nedenleri olarak İngiltere’deki okullarda daha fazla bölüm seçeneğinin bulunması ve derslerin İngilizce olarak verilmesi olduğu öğrenildi. Bulgaristan’daki en yaygın yabancı dilin İngilizce olması da bu gençlerin bu dili daha iyi öğrenebilmeleri açısından iyi bir fırsat haline geliyor. Ayrıca gençlerin bu ülkelere yönelmesinin bir diğer sebebi ise AB üyesi ülkelerde, Bulgaristan’da olduğu gibi sömestr ücreti ödenmiyor. Bu ülkelerde öğrencilere okul dönemi boyunca eğitim kredisi veriliyor. Öğrencilerin üniversiteden mezun olup bitirip iş sahibi olduklarında bu krediler geri ödeniyor. Hal böyle olunca öğrenciler yurtdışında okumayı daha fazla tercih eder hale geliyorlar.

 

 

Fevzi Ehliman                                                                                                                          17.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

7 Bin Türk Öğrenci Bulgaristan'da Eğitim Görüyor

  Bulgaristan'da 7 bin Türkieli öğrenci eğitim görüyor. Türkiye'nin Sofya Büyükelçisi İsmail Aramaz, Kırcaali'de Teklas fabrikasının yeni üretim tesislerinin açılışında yaptığı konuşmada, şu anda Bulgaristan'da 7 bin Türk öğrencinin eğitim aıldığını açıkladı.

 

 

 

 

 

Kırcaali Bugün                                                                                                                          17.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Şeri Büfesi Mozaik Ekibi Çalışanlarının
Mola Yeri Oldu

  Son günlerde yoğun bir çalışma temposunda olan Şumnu Kültür Evi ve Mozaik dergisi çalışanları, öğlen molası için Shery(Şeri) yerini seçti. Şenol Üsnü sahibi olan yemek yeri, son zamanlarda Şumnu’da çörek ve börekleri ile ün kazandı.  Aynı anda her türlü sağlık kurallarına uygun olan büfe, yakın okullarda okuyan gençlerin sohbet edebileceği ve karınlarını doyurabileceği bir yerdir. Shery büfesinin güleryüzlü personeli, lezzetli, peynirli, reçelli, lokumlu, kaşarlı, sosisli, salçalı  hamurdan yapılan yiyecekler gelenlere ikram ediyor. Mozaik dergisi ekibi, bu çeşit çeşit çörek ve börekleri boza eşliğinde yedikten sonra daha büyük hız ve pozitiv enerji ile Şeri böfesini yeniden ziyaret etme isteği ile çalışnmalarına devam etti.

 

 

 

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                          17.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kötü Hava Koşullarından Dolayı
Bİlde “Sarı Alarm" İlan Edildi 

  Ulusal Metereoloji ve Hidroloji Enstitüsü’nden yapılan açıklamaya göre, Pazartesi günü, yoğun yağışlar ve şiddetli rüzgardan dolayı Haskovo, Yambol, Sliven, Şumen ve Silistra olmak üzere Doğu Bulgaristan’ın toplam beş ilinde “ sarı kod” alarmı verildi. Yağmur, kar ve rüzgar nedeniyle Dobriç, Varna ve Burgas illerinde, ikinci yüksek seviye alarm anlamına gelen “turuncu kod” alarmı yürürlüğe girdi. Varna ve Burgas limanları şiddetli rüzgardan dolayı kapatıldı.

 

 

 

BNR                                                                                                                               17.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Rumeli Dergisi Ve Mozaik Dergisi Kardeş Oldu

  Gebze Darıca Balkan Türkleri Derneği Başkanı Rıfat Yakupoğlu, Şumnu Kültür Evi Derneği’ni ve Mozaik Dergisi ekibini ziyaret ederek umutlu ve heyecanlı anlar yaşattı. Aynı anda  haber, sanat, araştırma ve yorum yapma Rumeli Dergisi sahibi olan Rıfat Bey, kültür, sanat, eğitim konularını içeren Mozaik dergisine çok hayran olduklarını belirtti.  1989 Bulgaristan göçmenleri olan Rumeli dergisi ekip elemanları adına selamlar getirerek Rumeli ve Mozaik dergilerinde çok ortak çalışma noktaları bulduklarını söyledi. Dernekler adına iki dergi  sahibi, kardeş dergiler olmaları için çalışmalara başladıklarından çok memnundu.  Ayrıca Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Adalı aktiv çalışmalarıyla 4 yıl önce çıkmaya başlayan Rumeli dergisinin Genel Yayın Koordinatörü ve  Bulgaristan Türkleri insan hakları uğruna Belene’de yatmış olan Mehmet Türker, Şumnu’da basılan dergiyle ilgili şunları paylaşmakta: “Her iki dergi temsilcileri, birbirilerinin konularına önem veriyor. Bence Mozaik dergisi, tasarım, içerik  konu açısından bu güne kadar Bulgaristan’da yayımlanan tek dergi. En kaliteli dergi. Renkli. Demokratik düzende çıkan. Her türlü konuları güzel bir tarzda, açıkça yayınlayabilen bir dergi.” Şumnu Kültür Evi Başkanı Nurten Remzi, ikisi de dört yaşında olan Mozaik ve Rumeli dergileri, kardeş olup birbirilerine destek ve sahip çıkarak daha başarılı, hayırlı, umutlu ve uğurlu kültür, sanat, eğitim ve araştırma çalışmalarına imza atmış olduklarını söyledi. Bu günden itibaren Rumeli ve Mozaik dergileri kardeşçe çalışmaları hayırlı olsun dilekleri eksik olmadı!

Mozaikdergisi                                                                                                                          14.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kız Saz Orkestrası, Şumnu Yerli Televizyon Sunucusunda
Saz Çalma İsteğini Uyandırdı

  Birkaç gün önce Şumnu yerli televizyonu Denyat programı’nın sorumlusu ve sunucusu Didi, Şumnu Kız Saz Orkestrası’nı Şumen studiosuna davet etti. Canlı yayına Şumnu Kültür Evi yetenekli kızlarından mekan oldukça dar olduğundan dolayı sadece Şeyla, Cahide ve Aslı katıldı. Onlar, saz çalma becerilerini sundu ve saz eşliğinde koro olarak Yoğurt Koydum Dolaba ve Dere Geliyor Dere türkülerini söyledi. Erkek arkadaşları Cengiz ve Velahittin, zilli maşa ve tahta kaşıklarla ritm tutarak onların sunumu daha etkileyici olması için orkestra gösterisine katıldı. Şumnu Kültür Evi Başkanı Nurten Remzi, sunucunun sorularına cevap olarak prova ve çalışmaları, orkestranın 12 Temmuz 2007 yılında kurulması ve her yıl Prof. Fahrettin Olguner sayesi ve çalışmalarıyla İstanbul’da müzik öğretmeni Yaşar Özkan’dan eğitim alması, Romanya, Bulgaristan, Türkiye ve Makedonya festivalleri ve bayramlarına katılım ve aktiviteleri, maddi sorunları ve güzellikleriyle ilgili güzel anlatımlarda bulundu. Zarif, renkli ve güleryüzlü Didi, program biter bitmez eline bir saz aldı ve tellerine dokunarak çalıyormuş gibi sesler çıkarttı. Sazların sesine hayran kalan Didi, “Bu sazlar, beni çok etkiledi, çok duygulandırdı. Hayranım sizin müzisyen öğretmeniniz olamamasına rağmen çalışmalarınıza ve büyük başarılanıza! 27 sazınız mı var? Kim nekadar güzeldir onların hepsini dinlemek! Sizden bir isteğim var....saz çalmayı öğrenmek istiyorum”, diyerek başka programlarına Şumnu Kız Saz Orkestrası kızların hepsini birlikte yeniden davet edeceğini söyledi.

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                           14.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tarihçi Osman İsmail,
Şumnu Kültür Evini Ziyaret Etti

  14 Ekim 2011’de (Cuma), öğlen saatlerinde, değerli tarihçi Osman İsmail, Şumnu Kültür Evi’ni ziyaret etti.  Cuma namazını kıldıktan sonra kültür ocağına Mozaik dergisi’nin çıkan son sayısını almak için gelen tarihçi, derginin her sayısı sabırsızlıkla beklediğini ve biriktirdiğini, ayrıca arkadaşlarına da tavsiye ettiğini belirtti. Mozaik dergisi’nin en son çıkan 47. sayısından alan Osman İsmail,  iyi çalışmalar ve başarılarının devamını diledi.
  Osman İsmail, Mozaik dergisine büyük manevi destekte bulunuyor ve derginin tarih bölümü içeriğini, verdiği tarihi bilgilerle zenginleştiriyor.

 

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                           14.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Çikolataseverler Daha Sevecen Ve Duyarlı

  Deyli Ekspres gazetesi, Amerikalı bilim adamlarının yapmış oldukları araştırma sonucu yayınladığı makalede, çikolata ve şekerli tatlılar seven insanların daha sevecen ve duyarlı olduklarını yazıyor.
  Kuzey Dakota’daki üniversitede görev yapan psikologlar, tatlıyı sevenlerin yardımsever ve topluma hizmet konusunda daha duyarlı olduklarını ortaya koyuyor.
  Araştırmacılar tarafından yapılan bir testte, küçük çikolata parçası yiyen bir kişinin, bisküvi veya kraker türü yiyen bir diğer kişiden daha yardıma meilli olduğu görülmüş. Başka bir araştırma ise, çikolataseverlerin hiç düşünmeksizin ciddi sel felaketi yaşan bir şehirde, büyük sorumluluk gösterip yardım etmeye dahil olduklarını gösteriyor.
  Araştırma ekibine dahil olan Prof. Maykıl Robins’e göre bir insanın ne kadar duyarlı ve sevecen olabileceği yediği tatlı türlerinden belli olabilir.

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                           14.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Katı Yakıt Arayışı

  Havaların soğumasıyla beraber evlerde ısınmak için yakacak kömür ve odun arayışında artış görülmekte. Tırgovişte bölgesinde 1 ton odunun satılık fiyatı yaklaşık 120-125 levadan yapılıyor. Firmalardan yapılan açıklamaya göre, şimdilik odun satış fiyatlarında bir artış yapılmayacağı yönünde. Özellikle son haftalarda, halkın ilgisi ve arayışta odak noktası  kömür oluyor.

 

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                           14.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Şumen’de Zor Durumdaki Vatandaşlara
Ü
cretsiz Muayene Yapılacak

  Şumen bölgesi Sağlık Kurulu, şehirdeki vatandaşların belli bir bölümünün ücretsiz muayene edilmesi için 20 bin leva üzerinde bir bütçe ayırdığını duyurdu. Ücretsiz muayeneden faydalanacak olanlar maddi sıkıntılı kişiler olacağı bildirildi. Yapılan açıklamada maddi gelirleri kötü olanların büyük bir bölümünü Romanlar oluşturuyor. Bu nedenle muayenelerin en çok Romanların yararına olacağı bildirildi. Bulgaristan Sağlık Bakanlığı yaptığı çalışmalar neticesinde ülkenin farklı bölgelerinde en az 500 ücretsiz muayene yapılması amacıyla bölgelerdeki Sağlık Kurulları ile temaslarda bulundu. Yapılan açıklamalarda Şumen’de yapılacak olan ücretsiz muayene için ayrılan miktarın 15 750 levası doktorların yapacağı muayene ücreti olarak, 7000 levanın ise muayenehanelerdeki diğer giderler için ödeneceği bildirildi. Ücretsiz muayenelerin 25 Ekim saat 9,00 ‘da Şumen bölgesi Sağlık Kurulunda başlayacağı açıklandı.

 

 

 

Fevzi Ehliman                                                                                                                           14.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

WWF’in Tuna Turnesi Projesi,
Büyük Avrupa Nehrinin Sürdürülebilir Su Kullanımını
Mercek Altına Alıyor 

  Tuna nehrinin Bulgar kısmı, en az insan müdahalesi görmüş ve buna rağmen 20’nci asırda bu bölgenin doğa güzelliklerinin ve balık varlığının neredeyse yüzde 80’i yokedilmiştir. Tuna, ikinci en uzun Avrupa nehri olup, su toplama havzası 20 ülkeyi birleştiriryor. Bugün ise, doğal çeşitliğinin korunması ve su rezervlerinin doğru bir şekilde kulanımı, Tuna nehrine meydan okuyor. WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı), Tuna Turnesi Projesi ismini taşıyan büyük bir enformasyon kampanya sırasında Tuna’nın su yoluna dönüştürülüp bölgedeki doğal dengeyi tehlikeyi sokabileceğine dair , uyarıda bulundu.
  WWF-Bulgaristan Vakfından Konstantin İvanov, proje hakkında bilgileri veriyor:
 “Tuna Turnesi, yaz aylarında Macaristan’da başlayıp Bulgaristan’da devam etti. Son iki hafta içersinde Tuna nehri boyundaki şehirleri ziyaret ettik. Bunlar Ruse, Silistra, Sviştov, Belene ve Tuna nehri ile sınır olan Pleven ve Veliko Tırnovo bölgeleridir. En fazla ilgi, gençler, üniversite öğrencileri gösterdi. Projenin bir durağı Slovenya idi. Tuna nehrinin Slovenya’den geçmemesine rağmen, Tuna havzası ülkeleri arasında yer alıyor. Enformasyon kampanyası, seneye Romanya ve Sırbistan’da devam edecek.”
  WWF-Bulgaristan Temsilciliği, son 15 yılını, Tuna nehrinin sürdürülebilir su kullanımınına adamıştır. Misyonun eğitici amaçlı olması, başarıda anahtar röl oynuyor. Konstantin İvanov, neden Tuna’nın Avrupa ülkelerini birleştiren bir ulaştırma koridoru olduğu, sorusuna cevap veriyor:
 “Nehir, son derece zengin doğal çeşitlilik sunuyor. Orada, pelikan ve deniz kartalı gibi çok nadir rastlanan kuşlar görülebilir. Diğer taraftan, Tuna nehri birçok sorun ile yüz yüze gelmiş bulunuyor. Bunlardan bir tanesi, nehrin su yoluna dönüştürülüp dönüştürülmemesi veya çevresinde ve içinde barındırdığı zengin hayatıyla, canlı bir nehir olarak yaşamına devam etmesidir. Kampanya sırasında, insanlara hayatlarının büyük derecede bu nehire bağlı olduğunu anlatmaya çalıştık. Bu amaçla bir maket hazırladık. Makette, nehrin dibini ve suyun nehir yatağından nasıl geçtiğini gösterdik. Suyun, nehrin dibinde yatan taşlardan filtre edilip iki kıyının pınarlarına aktağını en iyi şekilde göstermeye çalıştık. Gerçi, nehir olmasa, içme suyu zor bulabileceğimizi çok az insan biliyor. Tek sözle, Avrupa’da 20 milyon kişi Tuna’dan su içiyor.”
  Bulgaristan-Romanya kısmında nehir serbest akıyor, çünkü navigasyonu sağlamak amacıyla nehir yatağında çok az değişiklikler yapılmış. Şimdiye kadar düşük su seviyesinden dolayı gemiler sadece 20 gün Tuna’yı kullanamamış. Meydana gelen iklim değişikliklerden dolayı, son zamanlarda Tuna’yı sığ akarken görmeye alıştık. Bundan sonra, şimdiye kadar nehirden elde ettiğimiz kaynakları almaya devam etmek için nelerin yapılacağına dair, ciddi bir şekilde düşünmemiz lazım. Konstantin İvanov:”İlersini görmek ve ciddi kararlar almak için zaman geldi çattı” diyor ve sözüne şöyle devam ediyor:
 “Asıl soru şurada: Nehrin su yoluna dönüşmesi için onlarca milyar avro harcamak yerine daha az parayla Tuna’dan geçen gemi filosunu yenilemek mi daha iyidir? Eğer Tuna’yı su yoluna dönüştürürsek, nehri, Karadeniz’den Avrupa’nın iç bölümlerine ulaşma amacıyla tranzit yolu olarak kullanan Alman ve Holanda şirketlerinin işine yarayacak. Gerçekçi olursak, Tuna, su yoluna dönüşürse bunun Bulgaristan’a ekonomik yararı olmayacak, çünkü bu ve şu şekilde ülkemizin ihracatının çok az bir kısmi Tuna nehrinden gerçekleşiyor.

 

 

BNR                                                                                                                           14.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Aşk Kimya- Bilim İse Eğlenceli Olabilir 

  Belki de duymuşunuzdur, aşık bir kişi hayallere dalıp, “Aşk bir kimyadır” dediğini...Aslında bunun doğru olduğu hiç geldi mi aklınıza, yoğun olarak yaşadığımız , bizi kanatlandıran heyecan ve duyguların arkasında neredeyse bütün bir kimya laboratuvarı gizlenir. Genç bilim adamı Aneta Yovçeva’nın en sevdiği bilimsel alanlardan birisi de aşktır. Sevgiyle karışık bilimin eğlenceli ve güzel taraflarını göstermeyi amaçlayan genç kız, bilim adamlarının böyle kemik gözlükler arkasından bakan sıkıcı kişiler olduğu fikrini değiştirmek istiyor. Aneta üç yıl önce “FameLab Şöhret Labortatuvarı” adlı yarışmada birincilik kazanır. Bilim için konuşurken gözleri parlayan kız, aşk ve şizofreni için enteresan konusuyla jüriyi büyüleyen genç kız, “Aşk bir kimyadır, bu kimyayı kaçırdığımız an şizofreniye dönüşür” diyor. Bu ilkbahar arkadaşı Bojidar Stefanov ile beraber Sofya Bilim Festivaline katıldılar ve British Council’in girişimiyle yapılan etkinlikte, iki genç bilim adamı izleyenleri “Molekül flörtüne” davet eder.
 “Sevmeyi seviyorum” diyor Aneta. Kendisini çok pozitif, mutlu, şen ve güleryüzkü bir insan olarak tanımlıyor. Dans etmeyi, arkadaşlarla toplanmayı, ufkunu genişleten insanlarla tanışmayı seviyor. 23 yaşında bir genç olmasına rağmen, olaylarda kötüyü yerine, iyilikleri ve iyi olan tarafları görmeyi öğrenmiş. “Hayatınızı sevin, arkadaşlarınızı sevin, işinizi sevin” mesajını veren Aneta, kimyaya tapıyor. Matematikçi ailenin kızı olan Aneta, ailesinin dayatmasına rağmen kimyayla ilgilenmeye başlar. Yambol’da Matematik Fen Lisesini bitirdikten sonra, “Bilgisayar kimya” bölümünde üniversite eğitimine devam eder.
 “Bilgisayar kimyası aslında teoretik kimyadır. Bilgisayar ve bazı matematik konularıyla kimyasal alıştırmalar yapıyoruz. Laboratuvarlarda kullanılan pahalı reaktif ve başka araçlara gerek kalmadan, ekran başında bunları yapıyoruz. İlaç hazırlığında, maddenin insan organizmasına etkisi araştırırken, bilişim programları bize yardımcı oluyor.
  Aneta şimdi “Organik kimya” bölümünde mastırını tamamlıyor. Bazen kimyanın, bilimin eğlenceli taraflarını da tanıtabildiği enteresan bilişimler, tahliller yapmış.
 “Birinci sınıftan itibaren okul arkadaşlarımla beraber bilimi popülarize etme çabasına girdik. Kimyanın ne kadar eğlenceli ve enteresan olduğunu göstermek istedik. Onun sadece Mendeleev maddeler çizelgesinden mevcut olmadığını, bir tek araştırmaya dayalı olan bir laboratuvar mekanizması değil, aynı zamanda bir tiyatro sahnesi gibi düşünmelidir kimya. İzleyiciler önünde bir sahne kurup, deneyler yapmaya başladık, şakalarla karışık, eğlenceli bir tiyatro temsili gibi tanıtıyorduk kimyayı. Bir yıl önce Sofya Üniversitesinin Kimya Fakültesi amfisinde yaptığım bir kimyasal deneyde, kahkülümü yakmayı “başardım”.diyerek, gülüyor Aneta.
İşte kimyanın mutfağından bize ipuçları daha...
 “Gülümseyerek konuşalım. Uğraşılarımızı sıkılarak ve rutin tonla değil, eğlenceli olarak anlatalım. Örneğin Sofya Festivalinde aşktaki kimyadan bahsettik. Herkes “Aşk bir kimyadır” diyor, fakat bunun neden öyle olduğunu bilmiyor. Aslında bu daha çok biyokimyadır. Mesela bir kız bir erkeği beğeniyor,fakat o onun duygularına karşılık vermiyor, o ne yapabilir? O suçlu değil, çünkü bizde feronom denilen bir madde var ve kız- erkek ilişkisi o maddeye bağlı oluyor. Biz böyle koku saçıyoruz, devamlı yakınama, duş almayla onu kapatmaya çalışsak da, parfümler bile bu kokuyu salgılamamıza mani olmuyor”. İşte bundan dolayı aşk-kimyadır.

 

BNR                                                                                                                           14.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

130’un Üzerinde Gönüllü
Tırgovişte Şehrinin Bakımını Sağlıyacak

  15 Ekim 2011  tarihinde, Tırgovişte Sivil Toplum Kuruluşları Forumu, Gönüllü Olmak Farkında Olmak Demek projesi çerçevesinde gönüllülerin katılacağı 8 faaliyet organize ediyor. Proje,   Sofya, Şumnu, Tırgovişte, Loveç, Smolyan ve Gabrovo şehirlerini kapsayan Sonbahar 2011 Gönüllü Günleri’nin ikinci etabının bir parçası. 15 Ekim 2011 tarihinde, kayıtlarını yaptıran gönüllüler ve katılmak isteyenler, çeşitli ve ilginç etkinliklere dahil olacak. Etkinlikler, farklı bilgi ve becerileri olan kişilerin katılımı için seçenekler sunuyor. Planlanan girişimler arasında Roden Kıt Parkı’ndaki dere etrafını temizlemek, Batı 2 mahallesinde bulunan parkları, bankları, salıngaçları boyamak, YUKYA bölgesini temizlemek yer alıyor. Organizatörler, gönüllü olarak faaliyetlere katılan girişimcilerin çocuklarını da unutmamış, onlara Petır Stıpov Bölge Kütüphanesi'nde önemli ve yararlı bilgi alabilecekleri bir program hazırladı.
Gönüllü Olmak Farkında Olmak Demek projesi,  2011 Gönüllü Günleri girişiminin bir parçası.

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                            13.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Glavinitsa Belediyesi Bayramı

  15 Ekim 2011 tarihi, saat 10.00’dan itibaren şehir bayramı nedeniyle Glavinitsa belediyesi, geneleksel motosiklet yarışları düzenliyor. Yarışlar şehrin motopistinde gerçekleşecek. Bugaristan’ın dört bir ucundan  yarışçıların katılması bekleniyor. Organizatörler, bu güzel sporu sevenleri davet ediyorlar.

 

 

 

 

 

 

 

Cafer Mehmed                                                                                                                  13.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Razgrad’taki Ahmet Bey Camii'ne Saldırı

  Dün akşam Razgrad’taki müslümanlara ibadet için tek faalitte olan Ahmet Bey Camii`ne saldırıldı. Gece saat 11.30’da camiye giren mechul kişi, cami sekreterinin odasındaki bir dolabı kırıp içini karıştırdıktan sonra, camiden çıkarken kapı kilidini değiştirdi ve camii terk etti. Yapılan ilk incelemelere göre, eksik olan bir şey yok. Bölge Müftüsü Mehmet Ala “Bu bir kriminal durumdur, lütfen siyasi amaçlar için kullanılmasın” açıklamasında bulundu.
  Ahmet Bey Camii, Razgrad’ta yaşayan müslümanlara ibadete açık tek camii. Bu sabah camide bölgedeki  imamların, yaklaşan Kurban Bayramı’yla ilgili toplantısı vardı.

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                      13.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ardinolu Masa Tenisi Veteranı Yüksel İsmail,
Türkiye’de
Altın Madalya Kazandı

  Ardinolu masa tenisi veteranı Yüksel İsmail, Türkiye’nin Bodrum şehrindeki gerçekleşen 10. Uluslararası Veteran Masa Tenisi Turnuvasında 50 yaşına kadar amatörler grubunda altın madalya kazandı. Finalde Ardinolu veteran 3:2 sonuçla ev sahibi ülkenin temsilcisini yenmeyi başardı. Yarışmada, Danimarka, Rusya, Hırvatistan, Almanya, Hindistan ve İsviçre de olmak üzere, toplam 10 ülkeden 100 tenisçi yer almıştır.
  Yüksel İsmail, “İlk defa kariyerimde masa tenisi amatörler grubunda altın madalya kazandım. Başka ülkelerden tenisçilerle tanışma imkanım olduğu için mutluyum. Kurduğum bağlantıların ileride çok işime yarayacağını düşünüyorum. Özellikle “Yunak 2005” Masa Tenisi Spor Kulübü antrenörü Bahri Ömer’e turnuvaya yaptığım hazırlıkta yardımcı olduğu için teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca yarışmaya üçüncü yıl katılmamda mali destekte bulunan İstanbul’dan Gürsel Şentürk’e ve Momçilgradlı veteranlar Ahmet Daud ve Dimitır Karaivanov’a manevi destekten dolayı teşekkür borçluyum” diye ifade etti.

 

 

Kırcaali Haber                                                                                                                          13.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Çukurova'da Kültür-Sanat

 "Uluslararası Türk Dünyası Kültür ve Sanat Festivali" ile bir hafta süresince Türk dünyasından sanatçılar biraraya gelerek, çeşitli etkinlikler gerçekleştirecek.
  Adana Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi'nin desteğiyle Türk Halkları Medeniyeti Vakfı tarafından organize edilen
"Uluslararası Türk Dünyası Kültür ve Sanat Festivali" ile bir hafta süresince Türk dünyasından sanatçılar biraraya gelerek, çeşitli etkinlikler gerçekleştirecek.
  Farklı coğrafyalarda yaşamlarını sürdüren Türk dünyasının halklarını, bir araya getirerek, birbirlerini tanımaları ve kaynaşmalarını sağlamak amacıyla gerçekleştirilen festival bugün başlayacak ve 19 Ekim Çarşamba gününe kadar Doğalpark ve karşısında oluşturulan festival alanında çeşitli etkinliklerle devam edecek.
  Festival kapsamında 14 Ekim Cuma günü saat 19.00'da Kazakistan'dan gelen halk dansları topluluğu gösteri sunacak, yine Kazakistanlı sanatçı Ermek Serikov ile Bulgaristanlı grup Nazar ve Nino tarafından konser verilecek. Aynı gün çocuklara yönelik saat 13.00'de Mersin Devlet Opera ve Balesi "Kuklacı Müzikali", saat 15: 30'de Kazakistanlı gruplar tarafından folklorik dans gösterisi, saat 18: 00'de Hacıvat Karagöz gölge oyunu sahnelenecek.

 

 

Son Dakika                                                                                                                            13.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Şumnu Kültür Evi  Lunaparkta

  Şumnu Kültür Evi  Destan Folklor Grubu, saz ve davul orkestraları üyeleri, Cumartesi günü her zamnan olduğu gibi prova yapmadı. Şumnu şehri merkezinde yeni kurulan, çocuk ve gençlere heyecanlı anlar yaşatan Lunapark alanına gittiler, doyasıya eğlendiler. Çeşit çeşit eğlence ve oyun kuruluşları bulunan alanda Döner, Gondola , Çarpışan arabalar salıncaklarında gençlerin adrenalin seviyesi  yükseldikçe, kahkahalar bol bol atıldkça sanki hayatın ta kendisi oradaydı.
  Bazı bilgi kaynaklarına göre Lunapark kelimesi İtalyanca’dan dilimize gecmistir. Çok eski bir zamanda İtalya’da bir ağac ve demir ustası varmış. Kızının ismi Luna imiş. Bu usta kızına ağac ve demirlerden güzel bir park yapmış.Zaman içerisinde o çevredeki çocukların hepsi bahçedeki bu parkta toplanır olmuş. Her gün haydi Luna’nin parkına gidelim derlermiş. Böylece o park, Lunapark adını almış. Çocukların bu büyük ilgisi,zamanla bu sektörü yaratmış. Bu makinaların en eskisi ve gezici lunaparklarda bulunanları, atlı karınca prensibine dayanan “tırtıl” veya “bugi bugi” denen makinada, daire şeklinde yol alan ve inişli çıkışlı olarak imal edilen çeşitli tipte arabalar vardır. Bu arabalar, merkezdeki mile kollarla bağlanmıştır. Milin etrafında, üstüne iplerin bağlandığı bir kol bulunur. İplerle arabayı tamamıyla örtecek şekilde bir tente yapılmıştır. Bir diğer makina uçan sandalyedir ki; oturma yerleri zincirlerin uçlarına bağlanmıştır. Ortada bulunan dikey milin dönme hareketiyle ucunda dairesel şekilde dizilmiş zincirleri dolayısıyla bunların ucunda oturanları merkezkaç kuvvet etkisiyle yelpaze şeklinde açar. Çarpışan arabaların etrafında çarpışma neticesi, arabanın içerisinde oturanlara ve arabalara zarar vermemesi için etrafına havalı lastikler konulmuştur. Bunlar, gerekli hareketi, arabaların bulunduğu sahanın üst kısmına yapılmış ağ şeklindeki elektrik verilmiş tellerden alır. Bu arabalar sık sık birbirleriyle çarpıştıklarından otomatik debriyaj mekanizmalarıyle donatılmışlardır. Debriyaj mekanizması, motoru, tekerleklerden ayırarak, büyük yüklerden korur.
  İnsanların eğlenmesini temin maksadıyla yapılmış çeşitli mekanik araç ve eğlence yerlerinin bulunduğu Lunaparklar, eskiden ve günümüzde panayır, pazar, eğlence yerleri ve köy, kasaba bayramlarında sadece çocuk ve gençlerin değil, büyük insanların da eğlence ihtiyaçlarını karşılamış ve karşılıyor.

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                                                                            12.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Dobriç Bölgesinde Meydana Gelen Depremde
Y
aralanan Yurttaşlar Yok

  Dün akşam, Karadeniz kıyısında Şabla burnu bölgesinde kaydedilen depremin ardından Kuzeydoğu Bulgaristan’ın Dobriç bölgesinde ciddi hasarların ve yaralıların olduğuna dair bilgi alınmadı. Karadeniz belediyelerinde komisyonlar, duvarlarda çatlaklar, düşen bacalar ya da diğer olası zararları belirleyecekler. Rihter ölçeğine göre 4 büyüklüğündeki deprem dün saat 22.49’da Sofya’nın 400 km. kuzeydoğusunda meydana geldi.

 

 

 

 

 

BNR                                                                                                                                       12.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Momçilgradlı Tenisçiler Ahmed Daud Ve Dimitır Karaivanov,
İstanbul’dan
Altın Madalyalarla Döndüler

  İstanbul’da gerçekleşen XII. Uluslararası Veteran Masa Tenisi Turnuvasında Momçilgrad kasabasından Ahmed Daud ve Dimitır Karaivanov altın madalya kazandılar. Ahmed Daud, bireysel şampiyonada Kenan Atalay ile yaptığı ağır finalden sonra 3:2 ve İstanbul’dan Subhi Beyoğlu’nu kolaylıkla 3:2 ile yenerek, şampiyon kupasını kazandı. Momçilgradlı tenisçi, ikili yarışmada üçüncü yere dizildi. Dimitır Karaivanov, ikili yarışmada altın, bireysel şampiyonada ise bronz madalyayı kazandı.
  Ayrıca geçen ay Burgas’ta Dimitır Karaivanov, I. Veteran Masa Tenisi Açık Turnuvasına katıldı. Orada o kendi kategorisinde ikinci, ikili yarışmada ise şampiyon oldu.

 

 

 

 

Kırcali Haber                                                                                                                           12.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İki Torun Sahibi Kadın, Bisikletle Dünyayı Dolaşıyor

  Kanada'dan 24 Nisan'da yola çıkan 50 yaşındaki Johanne Lebeau ve yol arkadaşı 54 yaşındaki Pedro Neves, Antalya'nın Gazipaşa ilçesine geldi.

  Kanadalı Johanne Lebeau, Aa muhabirine yaptığı açıklamada, 24 Nisan'da Kanada'nın Quebec eyaletinden bisikletle dünya turuna çıktıklarını, daha önce de Avrupa turu yaptığını söyledi.
  İki kızı ve iki torunu olduğunu belirten Lebeau, "Bisiklet turunda insanlarla tanışıyoruz, değişik kültürler görüyoruz. 4 yıllık dünya turunun sonunda torunlarıma anlatacak çok hikayem olacak" dedi.
  Pedro Neves de dünyayı gezmek için 4 yıllık bir program yaptıklarını, Kanada'dan uçakla Yunanistan'a geldiklerini, buradan Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Slovakya, Çek Cumhuriyeti ve Polonya'ya kadar 6 bin kilometre pedal çevirdiklerini bildirdi.
  Polonya'dan tekrar uçağa binerek Türkiye'ye geldiklerini belirten Neves, Ankara'dan bisikletleriyle yola çıkarak Kapadokya ve Tarsus'u gezdiklerini, oradan da kıyı şeridini takip ederek Gazipaşa'ya ulaştıklarını söyledi. Gazipaşa'da çok iyi karşılandıklarını ve burada dinlendiklerini dile getiren Neves, şunları kaydetti:
 "Türkiye'ye iki ayımızı ayırdık. Bir ayı bitti. Bundan sonra Alanya ve Antalya'ya gideceğiz oradan Pamukkale ve İzmir'i göreceğiz. Ardından İstanbul'a ulaşacağız. Daha sonra yeniden uçağa binip Nepal'e geçeceğiz ve bu ülkede 2 ay doğa yürüyüşü yapacağız. Nepal'den sonra Güney Amerika'ya, oradan da Kanada'ya giriş yaparak, 4 yıllık dünya turunu tamamlamayı hedefliyoruz."

 

Son Dakika                                                                                                                            12.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

UNESCO’dan Uzmanlar
“Pirin” Milli Parkını Ziyarette Bulunuyorlar 

  UNESCO Dünya Miras Merkezi’nden ve Uluslararası Doğa Koruma Birliği’nden/ IUCN/ uluslararası uzmanlar , dünya mirasları listesinde yer alan “Pirin” Milli Parkı’nı ziyarette bulunuyorlar. Ortak monitoring misyonunun amacı, parkın genel koruma durumunun ve benzersiz olma özelliğini etkileyen faktörlerin değerlendirilmesidir. Uzmanlar parkın bazı bölgelerini gezdiler.

 

 

 

 

 

BNR                                                                                                                                   12.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

BDJ, Zararı Azaltmak İçin Hatların Üçte Birini
Hizmet Dışı Bırakıyor

  Bulgaristan Demiryolları (BDJ) yönetimi, demiryollarının iyileştirilmesi çerçevesinde verimli olmayan 200 hattı durdurma kararı aldı. Podkrepa Sendikası Ulaşım Federasyonu Başkanı Rosen Zarkov, bunun yaklaşık vagonların üçte biri anlamına geldiğini, bunun da yaklaşık bin kişinin işten çıkartılmasına sebebiyet vereceğini savundu. Hangi hatların kaldırılacağının belirtilmediğini kaydeden Zarkov, BDJ yönetiminin, bu şekilde daha kaliteli hizmet verileceğini savunmalarına karşılık, az sayıda trenle nasıl daha kaliteli hizmet verileceği sorusunu yöneltti.
  BDJ’de yüzde 80 zararla çalıştığı iddia edilen hatlar Tırgovişte – Çevren Bryag; Pleven-Kaspiçan, Çevren Bryag – Şumen; Karlovo – Sofya; Karnobat – Varna.  Bu hatların kapatılması durumunda onlarca yerleşim yerindeki insanların ucuz ulaşımdan mahrum kalacakları belirtildi.  Bakanlar Kurulu’nda yapılan BDJ görüşmelerinde de bir sonuca ulaşılamadı. Maliye Bakanı Simeon Dyankov, yıllardır verimli bir şekilde çalışmayan kuruma bütçeden para aktarılmayacağını söyledi. Grevden korkmadığını da kaydeden Maliye Bakanı, BDJ’de reel reformları görmeden para aktarılmayacağını kaydetti.  Ulaştırma Bakanı İvaylo Moskovski, 200 hattın kapatılması ile küçük yereşim yerlerinin ulaşımsız kalmayacaklarını, ‘Otomobil Yönetimi’ ile alternatif varyantlar üzerinde görüşeceklerini söyledi. KNSB Başkanı Plamen Dimitrov, toplantıda görüşülen yeni konulardan birinin ülkedeki ulaşım sisteminin yeniden gözden geçirilmesi olduğunu, kasım ayı sonuna kadar kapatılacak tren hatları ile alternatif otobüs hatlarının oluşturumasının yapılacağını söyledi.  Bir diğer konu ise BDJ’deki hırsızlık olaylarının kriminal olay olarak görülmesi ve ‘Terörist eylem’ olarak adlandırılması. Yetkililer, hırsızlıkların azalması durumunda kurumun gelirlerinin artacağı sonucuna vardı. Ele alınan konular arasında çalışanlaın toplu iş sözleşmeleri ile çalışanların haklarının garanti edilmesi de yer alıyor. Bu konu üzerinde görüşmelere devam edilecek. Ulaştırma Bakanı, yaklaşık bin kadar vagonun kaybolduğunu aktardı. Bu vagonların yedi yıllık süre içinde kaybolduğunu aktaran Bakan, bununla ilgili olarak personel değişikliği düşünülmediğini kaydetti.  BDJ’nin kayıp vagonlardan dolayı yaklaşık 10 milyon leva zarar ettiği tahmin ediliyor. BDJ’nin toplam 771 milyon leva borcu bulunuyor.
  Podkrepa sendikası, mart ayından bu yana grev anlaşmasının ihlal edilmesinden dolayı demiryolları çalışanlarının grev hazırlığının sürdüğünü açıkladı. Sendika, holdingin farklı kurumlarında toplu sözleşmelerin olması ve kışlık kıyafetlerin temin edilmesi gerektiğini savundu. Ulaştırma Bakanı da, BDJ’de işten çıkartmaların yapılacağını söylerken, işten çıkartmaların yetkililerle görüşülmeden yapılmayacağını belirtti.

 

 

Zaman Bg                                                                                                                           12.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İlkbahardan İtibaren Loveç Şehrinde
Elektrikli Otomobillerin Üretimi Başlıyor 

 “Şehir gelişiminde istikrar faktörü olarak elektrikli ulaşım araçları” başlıklı konferansın açılışında konuşan Ekonomi, Enerji ve Turizm Bakanı Trayço Traykov, gelecek yılın ilkbaharından itibaren Loveç şehrinde “Liteks motors” fabrikasının ilk Bulgar elektrikli otomobillerinin üretimi için gerekli tesis ve teknolojiye sahip olacağını açıkladı. Devlet, projenin, A sınıf yatırımı olduğundan dolayı fabrikaya kadar yol altyapısının inşaatını sağlayacak. İlk kayıtta ücretlerin hafifletilmesi, elektrikli otomobil sanın alımında KDV’nin iadesi, yerleşim merkezlerinde tercihli hareket ve park etme rejminin uygulanması öngmrülüyor. Bakan Traykov, Sofya, Varna ve Plovdiv şehirlerinde elektrikli otomobiller için şarj istasyonlarının inşaat projesi mevcut olduğunu ekledi.

 

 

 

 

BNR                                                                                                                                 11.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

E- Alışveriş Bulgaristan’da Hız Alıyor 

  Bulgaristan, dünyanın en iyi İnternet bağlantısı olan ülkelerinden biridir. Buna rağmen, Visa Europe’ye göre ülkemizdeki ödemelerin yalnız % 10’u İnternet yolu ile gerçekleştiriliyor. Bulgaristan – e-Ticaret Derneği, büyük kentlerdeki tüketicilerin % 60’ının online, yani çevrimiçi alışveriş gerçekleştirdiklerini ileri sürerken, Avrupa Birliği istatistiği, Bulgar vatandaşlarının toplam % 2-3’ünün bu olanaktan yararlandığını gösteriyor.

  Bulgaristan – e-Ticaret Derneği, çevrimiçi alışverişin ülkemizde önemli derecede artacağı tahmininde bulunuyor. Resmi olmayan verilere göre e-alışverişin 2010’daki tedavülü 50 milyon Avro kadar olup dünya genelinde gerçekleştirilen 8 trilyon dolarlık e-ticarete göre pek fazla değildir. Ülkemizdeki e-alışverişin temel bölümü, e-buy ihaleleri tipinden özel kişiler arasında gerçekleştirilmiştir. Bu yüzden büyük kısmı kayıtlı değildir ve bu piyasanın durumu hakkında doğru bilgi sağlayamıyor.

  Bulgarların İnternet yolu ile alışverişe karşı zayıf ilgisinin temel sebeplerinden biri, ödeme biçimlerine güvensizlik ve ödenen malın alınamayacağı korkusudur. Bulgar tüketicileri, e-ödemelerin özelliğini, bankaların ve kredi ve debit kartları çıkaran şirketlerin kullandıkları koruma yöntemlerini pek iyi bilmiyor. Bunun başka bir sebebi, yurttaşların bilinmeyen bir e-tüccara güvenip güvenmeyeceğinden emin olmadıklarıdır. Buna bağlı olarak İnternet mağazalarının önemli bir bölümü piyasadaki sanal varlıklarından başka reel varlığı da var.Buna rağmen şimdi küçük ve pek bilinmeyen mağazaların sanal varlığı daha yoğundur.
  Bütün bunlar bir tarafa, dikkati çeken olumlu eğilimler herkes tarafından destekleniyor. Elektrikli ev eşyaları ve elektronik ürünler satan ünlü mağaza zincirlerinden bazıları, satışlarının % 10 ile % 30’unun sanal yolla gerçekleştirildiğini bildiriyorlar. Örneğin giyim, ayakkabı ve aksesuar alışverişi çok iyi gidiyor. Ancak şimdi ürün fiyatına ulaşım masrafları eklendiğinde online alışverişin reel mağazalardaki alışverişten daha pahalı olması durumuna gelinmemesi amacıyla tekliflerin iyileştirilmesi için önlemler tartışılıyor.

  Söz konusu sorunlar ‘sosyal’ alışveriş sitelerinde iyi bir çözüm bulmuştur. Çeşitli kaynaklara göre yaklaşık bir yılda bunların sayısı nüfusu 7.5 milyon olan Bulgaristan için 30’dan fazla olmuştur. Bu, kendiliğinden, e-alışverişin gelir sağladığını ve tüketiciler tarafından iyi karşılandığını gösteriyor. Ülkemizdeki en büyük sosyal alışveriş sitelerinin 300 000’den fazla kayıtlı tüketicisi var, aylık tedavülü ise birkaç yüz bin Avro tutarındadır. Bu tür şirketlerin sahipleri, kollektif e-alışverişin Bulgaristan’da bu olguya tutumu tamamen değiştireceğinden emindir.

  Ancak bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli değil.Bunu,bu sektörde faaliyet gösteren şirketlerin sorunları ve bir Bulgar web sitesinin 200’ü aşkı müşterisinin kurban oldukları hilelerin oluşturduğu riskler gösteriyor.
  Bulgaristan’daki Avrupa Tüketim Merkezi’nin verileri de e-alşıverişte sorunlar yaşandığı ve müşterilerin bundan kaygılanmaya hakkı olduğunu gösteriyor. Veriler, tüketicilerin en çok sipariş edilen malların kendilerine ulaştırılmamasından ya da sahte ticari markası olan mallardan şikayetçi olduklarını gösteriyor.

  Uzmanlara gelince onlar teknolojik gelişmenin tüketicilerin yararına olduğu ve gittikçe daha çok Bulgarın sanal bir mağazanın web sitesinde ‘satın alıyorum’ düğmesine basarken güvensizlik ve ikilenmelerini gidereceğini düşünüyorlar. Bulgaristan e-Ticaret Derneği’nin son tahminlerine göre ülkemizdeki çevrimiçi alışveriş bu yıl % 50 oranında artış gösterecek.

 

 

BNR                                                                                                                                   11.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Deliormanda Semah

  Önümüzdeki Cumartesi günü Razgrad Cem Alevi Derneği tarafından şehirdeki Eski Tiyatro salonunda 'Deliormanda Semah' adlı gösterinin sunumu yapılacak. Etkinlik, 'Bulgaristan Türkleri Adım Adım Türkiye' projesi çerçevesinde gerçekleştirilecek. Program Ruse GÜNEŞ Derneği tarafından hazırlanan KAPADOKYA adlı filmi ile başlayacak. Silven Said ve Dinçer Daudov tarafından hazırlanan film, Mecbure Efraimova ve Metin Ebayzerov tarafından izleyicilere tanıtılacak.

 

 

 

 

 

Kırcali Bugün                                                                                                                          11.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Eylül Ayında 18 Bin Kişi Çalışmaya Başladı 

  İstihdam Ajasnı’ndan yapılan açıklamaya göre Bulgaristan’da Eylül ayında 18 bin kişi çalışmaya başladı. Kayıtlı işsizlerin sayısı azalıyor, ülkemizdeki işsizlik oranı ise yüzde 9.4’tür. İşszi olan kişilerin yüzde 20’si 29 yaşına kadar gençlerdir. Yeni kayıt olan işsizlerin yarısı özel sektörden işten çıkarıldı. Çalışma bürolarında 12 bin 800 boş yer ilanı var. Özel sektör, reel ekonomideki yerlerin yüzde 43’nü göstermiştir.

 

 

 

 

 

BNR                                                                                                                                  11.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Batı Trakya’da Türkçe Yayın Yapan Radıo Cıty
Ek
onomik  Krize Yenik Düştü

   Azınlıkça internet sitesinde yer alan bir habere göre, Batı Trakya'da Gümülcine merkezli Türkçe yayın yapan Radio City FM yayınlarına son verme kararı aldığı belirtiliyor.107,6 FM frekansından yayın yapan Radio City, ekonomik krizle birlikte zor günler geçiriyor. Radio City'nin sahibi Halit Halil İbram, 20 yıldan beri kesintisiz yayın yapan radyosunun ekonomik krizden dolayı yayınlarına son vereceğini duyurdu. Yunanistan'da yaşanan ekonomik kriz nedeniyle yayınlarına son verme kararı alan Radio City yetkilileri elektrik faturalarını dahi ödeyemez duruma geldiklerini belirttiler.
   Radio City'nin sahibi ve sorumlusu Halit Halil İbram yaptığı açıklamada, "Batı Trakyanın ilk Türkçe yayın yapma şansına sahip olan Radio City, 20 yıldan beri hiç kesintisiz 24 saat Gümülcine şehrinden yayın yapmaktaydı. Ülkemiz Yunanistan'ın içinde bulunduğu ekonomik krizden dolayı yayınlarımıza bir aya kadar son verme kararı aldık. Üzülerek bu açıklamayı yapmak zorundayım. Halkımızdan bizi bağışlamalarını diliyorum. Maalesef gelirlerimiz yok denecek kadar azaldı ve radyomuzun devam etmesine mevcut durum yetmiyor. Her ay daha fazla borçlanıyoruz" diye konuştu.(Birlikgazetesi)

 

 

Rumeli Balkan Federasyonu                                                                                                10.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

UEFA, Bulgaristan Hakkında Soruşturma Açtı

   Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), Bulgaristan Futbol Federasyonu hakkında, ırkçı tezahürat nedeniyle disiplin soruşturması başlattı. UEFA'dan yapılan açıklamada, Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde, Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da, 2 Eylül'de oynanan ve İngiltere'nin Bulgaristan'ı 3-0 yendiği maçta, Bulgar taraftarların ırkçı tezahüratta bulunduğu iddiaları nedeniyle soruşturma başlatıldığı belirtildi. Açıklamaya göre, Bulgar taraftarlar, en çok siyah oyuncu Ashley Young aleyhinde tezahüratta bulundu. Soruşturmayla ilgili kararın 13 Ekim'de açıklanması bekleniyor.

 

 

 

Kırcaali Bugün                                                                                                                             10.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kırcaali’de Ünlü Türk Şarkıcı KİBARİYE Konser Verecek

   Ünlü şarkıcı KIBARİYE yirmi kişilik orkestrasıyla 15 Ekim 2011 /cumartesi/ akşamı Kırcaali Arena Amfi tiyatroda konser verecek. Kırcaali’nin kardeş Belediyesi olan Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla organize edilecek olan konserin büyük ilgi görmesi bekleniyor. Birçok Avrupa ülkelerinde konser veren KIBARİYE ilk defa Bulgaristan’da Türklerin yoğun olduğu Kırcaali şehrinde büyük bir konser ziyafeti sunacak.

   KIBARİYE, Manisa’nın Akhisar ilçesinden İzmir sahnelerine, oradan İstanbul’a ve derken tüm Türkiye’ye mal olmuş bir yorumcu. Kibariye gerek sesi, gerek yorumu ve her şeyden önemlisi de doğallığıyla tüm seyircilerin gönlünü fethedecek.

  

 

Kırcaali Haber                                                                                                                             10.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Herkesin Hayali Ev Ve Tatil

   MasterCard Europe’ın Bulgaristan için yaptığı bir araştırmaya göre halkın çoğunun hayalinin yeni bir ev veya tatil olduğu tespit edildi. Araştırmaya göre halkın yüzde 20’si yeni bir ev hayal ederken yüzde 15’i  tatil, yüzde 14’ü ise evini tamir ettirmek istiyor. Ankete katılanlara “20 bin Euro’yu ne amaçla kullanırsın” sorusu yöneltildi. MasterCard’ın daha önce iki kez yaptığı araştırma sonuçlarına göre, halkın hayalinde değişme olmadı. 2010’daki araştırmada katılımcıların yüzde 19’u yeni bir ev hayal ederken, yüzde 17’si tatil, yüzde 10’u evini tamir ettirmek istiyordu. Bayanlar yüzde 18 ile tatili erkeklerden daha çok isterken, erkeklerin yüzde 12’si tatili tercih ediyor.
Araştırmaya göre, seyahat etmeyenlerin sayısı bir yılda ciddi oranda artış gösterdi. Farklı yaş gruplarına göre bu oran yüzde 45 ila yüzde 59 arasında değişirken bu oran 2010’da yüzde 32 ile yüzde 46 arasında idi.  35-44 yaşları arasındaki kişiler en fazla seyahat ederken bunların yüzde 9’u her üç ayda yurt dışına çıkarken, yüzde 17’si yılda bir defa yurt dışına çıkıyor. Halkın yüzde 10’u ise iki yılda bir tatile çıkıyor.

 

Zaman Bg                                                                                                                                   10.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Memurlar İşlerinden En Çok Memnun Kişiler

   Bağımsız Sendikalar Birliği’nin (KNSB) yaptığı bir araştırmaya göre, işlerinden en memnun olan kesimin memurlar ve öğretmenler olduğu tespit edildi. Çalışma politikalarının daha iyi yönetilmesi adına yapılan bu çalışmaya göre, işinden en fazla memnun kesim yüzde 60,1 ile öğretmenler. İşini en çok seven kesim arasında ikinciliği yüzde 57,1 ile mali alanda çalışan, üçüncülüğü ise yüzde 57 ile devlet kurumlarında çalışanlar alıyor. İşlerinden en memnun olmayan kesim ise madenciler. Madenciler ile inşaat alanında çalışanların işlerini sevme oranı yüzde 45. Genel olarak ülke genelinde işini sevme oranı yüzde 51,2 iken, avukatlar ve tüccarların işini sevme oranı yüzde 47,4. Bu sıralama belirlenirken çalışma saatleri, maaşlar, arkadaş ilişkileri, kariyer imkanı gibi kriterler ele alındı.
Çalışanlar için işte öncelik maaş olurken, çalışanların yarısı hak ettikleri maaşı aldıklarını düşünüyor. İşte en önemli nokta olarak iş güvenliği ikinci sırayı alıyor. İşinden en memnun olanlar devlet memurları olarak tespit edildi. KNSB, üretimden ne kadar uzaklaşılırsa işteki memnuniyetin o kadar arttığını tespit etti.
Araştırmaya göre her beş kişiden biri 4-5 defa iş değiştirmiş. Çalışanların yüzde 46’sı ise işsizlikle tanışmamış. İşsiz kalanların dörtte biri işsizlik Bürosu’na kayıt olmazken kendi işini kendisi aramayı tercih ediyor.

 

Zaman Bg                                                                                                                                   10.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

“Gülerek Günümüz Daha Aydın”- Dünya Gülme Günü 

  Charley Chaplin’in tarihi bir sözü vardır “Gülme olmadan geçen bir gün, boşuna geçmiş bir gündür”. Dünya Gülme Günü de bu ifadeyi unutmamamız için çağrıda bulunuyor. Herşey Amerikalı bir ressamdan başlar.
 "Smiley" ilk olarak 1963 yılında birleşen iki sigorta şirketinin çalışanlarının moralini düzeltmek için Amerika´lı grafiker Harvey Ball tarafından çizilmiştir. Sarı renkli zemin üzerine çizilen gülen yüz birçok ülkede rozetlere, posterlere basıldı. Ball, yılın en azından bir günün Dünya Gülme Günü ilan edilmesi fikrini yaygınlaştırır. 1999 yılından beri Ekim ayının ilk Cuma günü, yakınlarımızı sevindirme, güldürme ve daha fazla tebessüm etme için uğraşma günü olarak kutlanır. Psikoterapide ve ruhsal bozukluklarda kendini kanıtlayan bir yöntem olan gülme terapisi, şarkılarda, şiirlerde anlatılan tebessüm ve gülme temalarına şahit oluruz sık sık. Gülmenin yol açtığı dostluklar, içten atılan kahkaların hayatımıza yansıyan pozitif etkileri o kadar çok ki...Saint Equpery’nin “Küçük Prens” kitabındaki somurtkan adamı hatırlasak yeter- o hayatı boyunca çiçekleri koklamamış, yıldızları seyretmemiş, kimseyi sevmemiş, hesap, kitaptan başka birşeyle uğraşmamış. “Ben ciddi insanım” deyip, durmuş.
  Genç yazar İvanka Mogilska şunları anlattı :
 “İnsanların çoğu Bulgarların gülmediğini düşünüyor, somurtan bir millet gibi tanınıyoruz. Krizden, çaresizlikten bıkkın halkımızın yüzünde tebessüm eksik. Fakay ben sokakta karşılaştığım insanlara bile gülümsüyorum, mağazada satıcılara, dostlarıma gülümsiyorum...Aynısını almayı istiyorum.Gülümseme bir adet haline geliyor .
İçten gelen kahkahalarla gülmek bağışıklık sistemini güçlendiriyor, hastalıklara geçit vermiyor.

  Moralin bazı hastalıklar için birebir olduğunu, gülmenin de moral üzerinde büyük etkileri olduğunu bilmeyen yok. Uzmanlar hayatı daha pozitif yaşayan insanların daha uzun yaşadığına da dikkat çekiyor. İşte kahkaha ile ilgili bazı bilgiler...
  - Güldüğümüzde yüzümüzde 15 kas birlikte çalışıyor
  - Gülmek erkek ve kadın arasında da farklılık gösteriyor. Erkekler daha kısa süreli gülerken kadınlar daha uzun kahkaha atıyor.
  - Güldüğümüz zaman tümör ve virüslerle savaşan hücrelerimizin sayısı da artıyor.
  - Özellikle ruhsal bazı hastalıkların tedavisinde gülme terapisi kullanılıyor. Hastalar üzerinde olumlu etkileri olduğu gözleniyor. Patch Adams isimli doktorun çalışmaları bu konuda örnek olarak gösteriliyor.
  - Çocuklar günde yaklaşık 300 kez gülüyor, yetişkinler ise günde ortalama 17 kez gülüyor.
  - Yetişkinler günde ortalama 6 dakika gülüyor. Bu sürenin önceki yıllarda daha uzun olduğu biliniyor.
  - Yanımızda biri olduğunda yapılan espri ya da komik bir olaya yalnız olduğumuzdan on kat daha fazla gülüyoruz.
  - En çok yapılan şakalara gülüyoruz. Rakamsal olarak bu oranı yüzde 80 şeklinde ifade etmek mümkün.
  - Kadınlar erkeklerden yüzde 126 oranında daha fazla gülüyor.
  - Öfke ve kin duygusu bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Neşeli ve bol kahkaha atan kişilerin ise bağışıklık sistemi daha kuvvetli.

 

BNR                                                                                                                                   07.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Anamur'da Yazar Osman Şahin'le Söyleşi Düzenlendi

  Anamur'da, sanatında 40.yılını geride bırakan ünlü yazar Osman Şahin'le söyleşi düzenlendi.
  Anamur'da, sanatında 40. yılını geride bırakan ünlü yazar Osman Şahin'le söyleşi düzenlendi.
Eğitim-Sen Anamur Şubesi tarafından düzenlenen söyleşiye gazeteci-yazar Güngör Türkeli, öykü yazarı Mustafa Yalçıner, Kütüphaneler Genel Müdürlüğü'nden emekli Gökçin Yalçın, sendika üyeleri ve davetliler katıldı.
  Söyleşi'de Türkeli, Yalçıner ve Yalçın, yazar Şahin'in hayatını, sanatçı kişiliğini ve edebi özelliklerini anlattı.
  Gökçin Yalçın, Anamur'da Osman Şahin sinema günleri düzenlenerek Şahin'in eserlerinden sinemaya uyarlanmış filmlerin gösterilmesi önerisinde bulundu.
  Bu öneriyi olumlu karşılayan Eğitim-Sen Anamur Şubesi Temsilcisi Mustafa Bakır, bu konuda gerekli girişimlerde bulunacaklarını söyledi.
  Daha sonra söz alan Osman Şahin, Ahmed Arifin "Anadolu'yum ben" adlı şirini okuyarak başladığı konuşmasında şunları kaydetti:
 "Çocukluğum benim zenginliğimdir. Sıfırın altından başlamak bazen iyidir. Her şeye yeniden başlıyorsunuz. 10 yaşında köy enstitüsüne gittiğimde kaç numara ayakkabı giyiyorsun diye soruldu ne diyeceğimi bilemedim. Ben o zamana kadar bir insanın ayağının numarası olacağını bilmiyordum. Çünkü ben o zamana kadar Yalın ayaktım. Bunları acındırmak için anlatmıyorum. Bir çağdaş Alman yazar 'bir yazarın çocukluğu onun baka kasasıdır' diyor."
  Şahin, Bulgaristan'ın Rusçuk kenti doğumlu Elias Canetti ve birçok Türk yazarın söylediği "yazarın sanatı kendi ülkesinin acıları üstünde yükselmelidir" sözünden etkilendiğini belirterek, "Kendi ülkesinin acısını görmeyen bir sanatçı sanatçı sayılmaz. Kalemini satmış sanatçı zaten sanatçı değildir. Bir yazar dünyada nereyi iyi biliyorsa orayı yazmalıdır. Bugün en büyük romancılara baktığımızda onlarında en iyi bildikleri yerleri yazdıklarını görürüz" dedi.
 "Karacaoğlan'a Yunus'a sahip olmak bizim şansımız ve zenginliğimiz" diyen Osman Şahin, 17 yaşında öğretmelik yapmak için gittiği Güneydoğu'da gördükleri ve yaşadıklarının kendini yazar yaptığını belirterek, "Fırat'ın kıyısında yaşadıklarım beni yazar yaptı" diye konuştu.

 

        

Son Dakika                                                                                                                    07.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

“Zlatna Roza” 30. Bulgar Sinema Festivali Düzenleniyor 

  Karadeniz şehri Varna’da 7-13 Ekim tarihleri arasında “Zlatna roza” –Alatın gül Bulgar sinema festivali yapılacak. Bu yılki sinema forumu üç jübileyi birleştiriyor. 1961 yılında düzenlenen ilk “Zlatna roza” festivalinin 50. yıldönümü, bu yıl 30’ncu olması ve Ulusal Film Merkezi’nin 20. yıldönümü. Yarışma programında, yarısı devlet finansmanı ile yapılan 12 uzun metrajlı film yer alıyor. 18 kısa metrajlı film de yarışmaya katılıyor.

 

 

 

 

 

 

BNR                                                                                                                                 07.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Balkan Ressamlar Grubu'nun Sergi

  Balkan Ressamlar Grubu'nun, Sanko Sanat Galerisi'nde açtığı sergi, büyük ilgi görüyor.
  Balkan Ressamlar Grubu'nun, Sanko Sanat Galerisi'nde açtığı sergi, büyük ilgi görüyor.
  Balkan Ressamlar Grubu'ndan Aynur Açıkgöz, açılışta yaptığı konuşmada, Balkan ülkelerinden değerli resim sanatçısı dostlarının selam ve saygılarını sunmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, "Türkiye ile Balkanlar arasında ilişkiler her zaman tüm sıcaklığı ile yaşanmıştır ve yaşanacaktır" dedi.
  Açıkgöz, şöyle konuştu:
 "Bu ilişkileri yaşatmak adına bizler de kültürel bağlarımızı pekiştirmek amacı ile sanat dalında köprü görevini üstleniyoruz. Türkiye'deki sanatçılara Balkan ülkelerine, Balkan ressamlarına da Türkiye'yi tanıtmayı amaçlıyoruz. Bu projemize destek veren Sanko Sanat Galerisi'ne arkadaşlarım ve kendi adıma teşekkür ederim.
  Balkan Ressamlar Grubu, Bulgaristan'dan Kamber Kamber, Kosova'dan Ethem Baymak ve katkım ile oluşturuldu, diğer arkadaşlarımız da büyük destek verdi. Üç yıldır sürdürdüğümüz kültürel ve sanatsal etkinlikler kapsamında, kültürümüzü, gelenek ve göreneklerimizi resmederek gelecek nesillere taşımak ve kültürler arası alışverişi dostluk ve kardeşlik adına geliştirmeyi hedefliyoruz."
  Ülkeler arasında bu tür sanatsal etkinliklerin artmasını dileyen Açıkgöz, şunları kaydetti:
 "Bu serginin bizim için manevi bir anlamı daha var. Yakın zamanda kaybettiğimiz çok değerli Kosovalı sanatçımız Sami Ahmeti'yi saygı ile anmak, ismini eserleri ile yaşatmaktır."
  Karadağ'dan İsmet Hadzic ve Mehmet Suljevic, Bulgaristan'dan Hari Atanasov, Penka Atanasov, Rasim Özgür, Bedri Karayağmurlar, Kamber Kamber, Branimir Manuşev, Şaban Okan ve Aynur Açıkgöz, Makedonya'dan Bige Koçitsa ve Turan Enginoğlu, Kosova'dan Sami Ahmeti, Ethem Baymak ve Enver Hoxhaj, Bosna Hersek'ten Fehmi Huskoviç ve Zoran Radonjiç'ten oluşan Balkan Ressamlar Grubu üyelerinin 37 eserinin yer aldığı sergi, Sanko Park 3. katta bulunan Sanko Sanat Galerisi'nde 13 Ekim'e kadar, her gün 10.00-22.00 saatleri arasında gezilebilecek.

 

 

 

Son Dakika                                                                                                                         07.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Nobel Edebiyat Ödülünü Kazananlar

  İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi'nin bugün İsveç Akademi Salonu'nda Peter Englund tarafından yapılan açıklamada, 2011 yılı Nobel Edebiyat Ödülü'nün İsveçli yazar Tomas Tranströmer'e verildiğini bildirdi. Englund, "Şair Tranströmer'ün anlatımları bize gerçeğe yeni erişimler sağlar" diyerek, şairin dünyanın en büyük şairlerinden biri olduğunu kaydetti.
 -Orhan Pamuk kitapları ilk sırada
Bu arada İsveç'te Nobel Edebiyat Ödülü alan yazarlar arasında en fazla kitabi satılan yazarın Orhan Pamuk olduğu açıklandı.
  İsveç televizyonu SVT'nin internet sitesinde kitapçılardan alınan bilgilere göre, Orhan Pamuk Nobel Edebiyat ödülünü aldığı yıl 2006 yılında sonra yazarın 200 bin adet kitabının satıldığı bildirildi. İsveç'te Orhan Pamuk'un en fazla satan kitapları arasında "Kar" ile birlikte, "İstanbul- Hatıralar ve Şehir" başta geliyor. Orhan Pamuk'u diğer Nobel alan yazarlar arasında Perulu Mario Vargas Llosas ile İngiliz Doris Lessing izliyor.
Nobel Edebiyat ödülü alan yazarlar arasında kitabı en az satan yazarın ise İngiliz Harold Pinter ve İtalyan Dario Fo olduğu açıklandı.

-Son 50 yılda Nobel Edebiyat Ödülünü kazananlar:

-2010 Mario Vargas Llosa (Peru)

-2009: Herta Müller, Alman

-2008: Jean-Marie Gustave Le Clezio, Fransız

-2007: Doris Lessing, İngiliz

-2006: Orhan Pamuk, Türk

-2005: Harold Pinter, İngiliz

-2004: Elfriede Jelinek, Avusturyalı

-2003: J.M. Coetzee, Güney Afrikalı

-2002: Imre Kertesz, Macar

-2001: V.S. Naipaul, Trinidad asıllı İngiliz

-2000: Gao Şingcien, Çin doğumlu Fransız

-1999: Günter Grass, Alman

-1998: Jose Saramago, Portekizli

-1997: Dario Fo, İtalyan

-1996: Wislawa Szymborska, Polonyalı

-1995: Seamus Heaney, İrlandalı

-1994: Kenzaburo Oe, Japon

-1993: Toni Morrison, Amerikalı

-1992: Derek Walcott, St. Lucia

-1991: Nadine Gordimer, Güney Afrikalı

-1990: Octavio Paz, Meksikalı

-1989: Camilo Jose Cela, İspanyol

-1988: Necip Mahfuz, Mısırlı

-1987: Joseph Brodsky, Rusya asıllı Amerikalı

-1986: Wole Soyinka, Nijeryalı

-1985: Claude Simon, Fransız

-1984: Jaroslav Seifert, Çekoslovakyalı

-1983: William Golding, İngiliz

-1982: Gabriel Garcia Marquez, Kolombiyalı

-1981: Elias Canetti, Bulgaristan asıllı İngiliz

-1980: Czeslaw Milosz, Polonya asıllı Amerikalı

-1979: Odisseus Elitis, Yunanlı

-1978: Isaac Bashevis Singer, Polonya asıllı Amerikalı

-1977: Vicente Aleixandre, İspanyol

-1976: Saul Bellow, Kanada asıllı Amerikalı

-1975: Eugenio Montale, İtalyan

-1974: Eyvind Johnson ve Harry Martinson, İsveçli

-1973: Patrick White, Britanya doğumlu Avusturalyalı

-1972: Heinrich Boell, Batı Alman

-1971: Pablo Neruda, Şilili

-1970: Alexander Soljenitsin, Rus

-1969: Samuel Beckett, İrlandalı

-1968: Yasunari Kawabata, Japon

-1967: Miguel A. Asturias, Guatemalalı

-1966: Shmuel Y. Agnon, Polonya asıllı İsrailli ve Nelly Sachs, Alman asıllı İsveçli

-1965: Mihail Şolohov, Rus

-1964: Jean-Paul Sartre, Fransız (ödülü kabul etmedi)

-1963: Yorgo Seferis, Urla doğumlu Yunanlı

-1962: John Steinbeck, Amerikalı

-1961: İvo Andriç, Yugoslav

-1960: Saint-John Perse, Guadeloupe asıllı Fransız - STOCKHOLM

 

Son Dakika                                                                                                                       06.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan'da 1000 Adet Yük Vagonu Kayboldu

  Bulgaristan Ulaştırma Bakanı İvaylo Moskovski, Devlet Demiryolları'nda (BDJ) son 8 yılda 1000'i aşkın yük vagonun kaybolduğunu bildirdi.
  Bulgaristan Ulaştırma Bakanı İvaylo Moskovski, Devlet Demiryolları'nda (BDJ) son 8 yılda 1000'i aşkın yük vagonun kaybolduğunu bildirdi.
  Bakan Moskovski, kayıp vagon skandalının, BDJ'de yapılan kapsamlı Mali denetim sonucu ortaya çıkarıldığını kaydederek, şirketin iflastan kurtarılması için yol arandığını bildirdi.
BDJ Genel Müdürü Vladimir Vladimirov da şirketin yönetim yapısının "karmaşık olduğunu" belirterek, yöneticilerdeki yetki ve sorumluluk belirsizliği yüzünden vagonların nasıl kaybolduğunun anlaşılamadığını itiraf etti. Vladimirov, BDJ envanterinde 11 bin yük vagonu göründüğünü, Mali denetim sırasında ise kayıp vagonların kayıtlara "sayımı yapılmamış" olarak geçtiğinin tespit edildiğini bildirdi.
  İflasın eşiğinde bulunan BDJ'nin hangarlarından kaybolan vagonların hurda olarak satıldığı tahmin ediliyor. Uzmanlar, kayıp vagonların hurda metal olarak bedelinin en az 3 milyon avro olduğunu açıkladı. – SOFYA

 

 

Son Dakika                                                                                                                        06.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan’ın Gençlerine Avrupa Eğitimi 

  Krize rağmen Bulgarlar’ın yurt dışında eğitim alma imkanlarına olan ilgisi düşmüyor. Hatta bunun tersine Avrupa’nın prestijli üniversitelerinde eğitim görmeye talip olanların sayısında artış izleniyor. Ekim ayının başında “Avrupa tahsili” adı ile düzenlenen fuar da bunu ispatladı. “Edlanta” danışmanlık ajansı tarafından ard arda üçüncü yıldır düzenlenen eğitim fuarına bu sene İngiltere, Danimarka, Hollanda, Almanya, İtalya, Avusturya, İspanya ve İsviçre’den üniversiteler katıldı. Yüzlerce Bulgar genci, Avrupa’nın seçkin yüksek okullarının temsilcileri ile göz göze görüşme fırsatını buldular. Aralarında Cambridge University, Oxford University, University of Edinburgh, Hollana Tilburg University ve İşveç
  Malmo University gibi yüksek okullar vardı.
  Yurt dışında eğitim konusunda danışma hizmetini sunan “Edlanta” ajansının yöneticisi Elizabet Tonçeva, 2011/2012 eğitim yılı için yabancı ülkelerde eğitim almak isteyenlerin sayısında yüzde 15’lik bir artışın olduğunu belirtti ve yurt dışı tahsile olan ilginin artarak sürmesinin sebeplerini şöyle sıraladı:
 “Bulgar aileleri, gelenek üzerine çocuklarına daha iyi eğitim vermeye çalışıyorlar. Ayrıca Bulgaristan’ın AB’ye katılması ardından doğan Danimarka, İskoçya, İsveö ve Almanya gibi devletlerde eğitim görme imkanları da etkilidir bu açıdan. Uluslararası şirketlerde staj yapma imkanı da caziptir gençlerimiz için. Prestijli Avrupa üniversiteleri, gittikçe iyi profesyonel gelişme ve karyer olanaklarını sunuyorlar. Elinde böyle bir diploma bulunanlar, diğer Avrupa milletlerinden gençlerle eşit şekilde iş için yarışabilirler. ”
  Bu yılki fuarda mimarlık, moda tasarımcılığı, bilgisayar animasyonu, turizm yönetimi, otelcilik, Avrupa entegrasyonu ve uluslararası ilişkiler, en büyük ilgi topladı.
 “İrtibat içinde olduğumuz tüm öğrenciler çok iyi gelişiyorlar. Ancak sizlere Doçka Hristova’yı anlatmak isterdim. Bundan 4 yıl önce ofisimize ürkek adımlarla giren Doçka, Edinburg Üniversitesine kabul edildi. Orada burs kazandı, eğitimini başarı ile tamamladı ve 2011 yılı için en iyi yabancı öğrenci ödülüne aday gösterildi. Şimdi Doçka Oxford Üniversitesinde diplomasi bölümünde master yapıyor. İşte böyledir bizim gençlerimiz. Onlarla iftihar ediyoruz” diye konuştu “Edlanta” ajansının yöneticisi.

 

 

BNR                                                                                                                        06.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bisikletle Fransa'dan Yola Çıkan Aile Eskişehir'e Geldi

  Sinan Balcıkoca - Çocuklarıyla 6 ay önce Avrupa turuna çıkan Fransız çift, yaklaşık 9 bin 500 kilometre katederek Eskişehir'e geldi.
  Sinan Balcıkoca - Çocuklarıyla 6 ay önce Avrupa turuna çıkan Fransız çift, yaklaşık 9 bin 500 kilometre katederek Eskişehir'e geldi.
  Fransa'da inşaat işleriyle uğraşan Thomas Lroy (31), Aa muhabirine yaptığı açıklamada, eşi Mary, çocukları Luc (2) ve Mano (3) ile 6 ay önce bisikletle dünya turuna çıktıklarını söyledi.
  Bisikleti çok sevdiği için eşiyle böyle bir karar aldıklarını belirten Thomas Lroy, Almanya, Danimarka, İsviçre, Polonya, Avusturya, Macaristan, Sırbistan, Romanya ve Bulgaristan'dan sonra Türkiye'ye geldiklerini kaydetti.
Thomas Lroy, Kapadokya'yı çok merak ettiklerini ifade ederek, şöyle konuştu:
 "Bulgaristan üzerinden Türkiye'ye geldik. Eskişehir'e ise önceki gün ulaşdık. Eskişehir Bisiklet Takımı (ESBİKE) Kaptanı Gökay Konuk ile irtibata geçtik. Bizi evinde ağırladı. Daha sonra Eskişehir'i gezdik. Bisikletin römorkunda taşıdığımız çadırlarda konaklıyoruz. Geceleri çok soğuk oluyor ancak uyku tulumları sayesinde üşümüyoruz. Çocuklarımızın da uyku tulumları var."
  Eskişehir'den sonra kente 80 kilometre uzaklıktaki Yazılıkaya'yı ziyaret edeceklerini dile getiren Thomas Lroy, "Yazılıkaya'dan sonra Afyonkarahisar üzerinden Kapadokya'ya kadar gideceğiz. Oradan Antalya ve Marmaris'e ulaşacağız. Daha sonra Rodos üzerinden Yunanistan'a geçeceğiz" dedi.
  ESBİKE Takım Kaptanı Gökay Konuk da Fransız aileyi evinde ağırladığını anlatarak, "İnternet üzerinden bizimle irtibata geçtiler. Biz de elimizden geldiği kadarıyla onların konaklamasına yardımcı olduk. Eskişehir'i gezdirdik" diye konuştu.
  Bisikletleriyle ortalama 20 kilometre hızla yol alan Lroy ailesi, yaklaşık 20 bin kilometre katederek 1 yıl sonra Fransa'ya ulaşıp turu tamamlamayı planlıyor.

 

 

Son Dakika                                                                                                                        06.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Öğretmenlik Mesleği- Misyon Ve Sevgi

 “Her ağaçtan düdük olmaz” demiş atalarımız. Herkesten de öğretmen olmaz. Bu meslek, misyon ve her röle girebilme kabiliyeti gerektiriyor.
  119’ncu Sofya “Akademik Mihail Arnaudov” okulunda 14 yıldır biyoloji öğretmeni olan Radostina Grigorova” Öğrencilerin dikkatini çekmek için bazen boks maçında hakem da olduğum oluyor” diyor.
  Bugün Radostina Grigorova ve tüm ülkeden meslektaşları, Dünya Öğretmenelr Gününü kutluyor.
  5 Ekim Birleşmis Milletlerin Egitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından ilan edilen Dünya Öğretmenler Günü, aralarında Bulgaristan’ın da olduğu 100 ülkede kutlanıyor.
  Radostina kararlı: “Başarılı öğretmen olabilmek için “çelik sinirlere”, büyük sabır ve incelik, daha fazla hoşgörü ve çocuklara karşı sevgiye sahip olmak gerekiyor.”
  Kendisi genç kuşak öğretmenlerden. Mesleğini sevdiğini paylaşırken “Taş yerinde ağırdır” atasözünü hatırlatıyor.
Radostina Grigorova, mesleğinde mutluluk veren sırları paylaşırken şöyle diyor:
“Çocukların bana karşı sevgisi, daha sonra üniversiteye başvururken ömenli bilgileri benden öğrenmeleri, bana mutluluk veriyor. Başarılı oldukları zaman, ben de çok seviniyorum, çünkü bu başarılar benim emeğimin karşılıdır sonuçta. Ebeveyenlerle kurduğum ilişkiler de benim için mutluluk kaynağı. Onların mutlu olduğunu görünce ben de memnun kalıyorum. Ama çocklarla sağladığım iletişim benim için çok değerli. Yakın zaman önce, bir kız öğrencim, benden esinlenerek öğretmen olmaya karar verdiğini söyleyince, çok duygulandım”
  Öğretmen mesleğiyle ilgili istatistikler endişe verici. Rakamlar, ülkemizdeki öğretmenlerin çoğunlunun 48 ile 55 yaş arasında ve 30 yaşındaki öğretmenlerin ancak yüzde 3 oranını temsil ettiklerini, gösteriyor. Gençlerin bu mesleğe karşı ilgisizliğinin başlıca nedeni, düşük maaşlardır. Son yıllarda, farklı ödeme ve meslekte yükselme ile kalifiye imkanları sağlandı.
  Radostina , çalıştığı okulda çok genç öğretmenin olduğunu paylaşırken “Bu yıl yeni tayin edilen öğretmenlerinin çoğunluğu 30 yaşın altındadır” diye ekliyor.
“Okul bütçelerinden öğretmenlerin eğitimi ve kalifiyesi için kaynak ayrılmıştır.”-diyor Radostina Grigorova ve devam ediyor “Müdürlerin izni ile değişik kurslara katılıyoruz. Kurslar, her öğretmenin ilgi alanına göre seçiliyor. Örneğin ben bilgisayar ve yabancı dil kurslarına katıldım. Bilgilerini zenginleştirmek için farklı seçenekler ve imkanlar var.Yeter ki öğretmen istesin.”
  Radostina şözlerine şöyle devam ediyor: “Son yıllarda okullar modernize ediliyor, yeni teknolojiler ve derslerde multimedya eğitim sistemi uygulanıyor. Okulumuzda çok güzel video salon var. Böylece öğrenciler, derslere daha aktif bir şekilde katılıyor, dersler daha dinamik geçiyor ve bu da öğrencilerinin ilgisinin artmasına neden oluyor” 

 

 

 

BNR                                                                                                                        05.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Varna Limanında Rekor Düzeyde Yükler İşlendi 

  Varna limanı Eylül ayında, tarihinde rekor kırarak, 1 065 000 tonluk yükler işledi.Yılın ilk 9 ayında limanda 6 665 600 ton yükler işlenmiştır ve bu geçen yılın aynı dönemine göre % 12 fazladır. Sağlanan kazanç 3.5 milyon leva (1.75 milyon Avrodur).
  Varna limanında 2011 yılının şirket için en başarılı yıllardan biri olmasını bekliyorlar. Uzman değerlendirmeleri ve alınan sonuçlar, limanın Karadeniz bölgesindeki en önemli lojistik merkezlerinden birine dönüşme olanağı olduğunu gösteriyor.

 

 

 

 

 

BNR                                                                                                                        05.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan, Asya ve Avrupa Arasındaki
Gaz Koridorunda Önemli Faktördür

  Ekonomi, Enerji ve Turizm Bakanı Trayço Traykov, Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen VI. Kazenerji 2011 Avrasya forumunda konuşma yaptı. Bakan Traykov, Avrupa’nın, enerji tedarikinin çeşitlendirilmesi imkanlarını aradığını ve bunun için en uygun alternatifler Hazar ve Orta Asya ülkelerinin kaynakları olduğunun altını çizdi.Bulgaristan vasıtasıyla Güney doğalgaz koridorunun önümüzdeki bir kaç yılda gelişmesi son derece önemlidir. 2-3 yıla kadar doğalgaz taşıma ağımız Yunanistan, Romanya, Türkiye ve Sırbistan ağlarına bağlanacak. Bu ise ülkemizi, Avrupa- Asya arasındaki doğalgaz koridorunda en önemli katılımcı yapıyor.

 

 

 

 

 

BNR                                                                                                                        05.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sofya'nın Adaylığı AB Bölgeler Komitesi’nin “Avrupa Kültür Başkenti” İçin En Başarılı Projelerinden Biridir 

  Sofya, AB’nin Bölgeler Komitesi’ne bağlı Eğitim, Gençlik ve Kültür Komisyonu’nun 10. toplantısının evsahipliğini yaptı. Bütün Avrupa’dan yerel makamların temsilcilerini bir araya getiren toplantı, ilk defa AB’nin yeni bir üye ülkesinde yapılıyor. Uluslararası forum, “Avrupa Kültür Başkenti” girişimine adanmıştı. En eski kentlerden biri olan Bulgaristan’ın başkenti, 2019 yılında Avrupa Kültür Başkenti için adaydır. Eğer Sofya’nın adaylığı onaylanırsa başkentimiz kültür anıtları ve altyapı projelerinin finansmanı için AB’den 1 milyon avro alacak.
  Bulgaristan Radyosu’na konuşan Sofya Büyük Belediyesi’nden Malina Edreva, “Sofya, AB’nin Bölgeler Komitesi’nin “Avrupa Kültür Başkenti” için projelerinin en başarılılarından biridir” dedi. Malina Edreva’ya göre toplantıya katılımcılar, Sofya’nın yeterince erken hazırlıklara başladığını, gerekli sonuçlara varılabilmesi için her şey yolunda olduğunu savunmuştur.
  Malina Edreva, sözlerine devamla şunları belirtti: “Avrupa Kültür Başkenti” ünvanı, 2019 yılında ilan edilecek, ancak buna layık görülecek kentler, eğitim, spor, kültür ve sosyal yakınlaşma ile ilgili altyapıya yatırım yaptığını göstermelidir. Sofya, bu alanlara yatırım yapılması için siyasi irade olduğunu gösterme çabasındadır.”
“Avrupa Kültür Başkenti” ünvanına layık görülmek için bir şehir, üç aşamadan geçmelidir. İlki, kentin adaylığının koyulmasıdır. Sofya, bu aşamada artık 6 yıldır bulunuyor. Adaylığın ikinci aşaması 2014 yılında başlayacak. İkinci aşamada eğer proje çerçevesinde şehir koalisyonu oluşturulursa Avrupa Komisyonu, Bulgaristan’ın hangi kentinin 2019 yılında ünvanın sahibi olacağını belirleyecektir. Sofya ile koalisyon yapmaya niyetli olan, zengin kültürü ve doğa güzellikleri olan ve böyle bir gelişime artık kaynaklar yatıran diğer şehirler Varna, Ruse, Burgas, Plovdiv ve Veliko Tırnovo. 2019 yılına kadar Sofya, AB’den kaynaklardan yararlanarak altyapıya yatırımlar yapmaya devam edecek. Şu an Sofya, şehir altyapısına ve modernizasyonuna yatırımlar yapıyor.
  Malina Edreva, şunları da belirtti: “Bu çalışmaları büyük hevesle, büyük içtenlikle yapıyoruz. Çünkü gerçekten şehrimiz harikadır. AB’nin Bölgeler Komitesi’nden meslektaşlarımızla bu konuda hemfikiriz. Ancak başarmak için, amacımızı yerine getirmek için hepimiz elele vermeliyiz. Vatandaşların aktif katılımıyla Sofya başarılı bir Avrupa Kültür Başkenti olabilir. Altı yıldır bu proje üzerinde çalışıyoruz. İlk sonuçlar da gecikmedi. Sofya’da birçok kültür enstitüsü kapılarını açtı. Sokaklarda veya parklarda çeşitli kültür etkinlikleri vatandaşların dikkatine sunuluyor.”
 “Avrupa Kültür Başkenti” projesi, AB’nin en başarılı projelerinden biridir. Bulgaristan ve İtalya, şu anki kurallara göre Avrupa Kültür Başkenti olacak olan son üye ülkeler olacak. 2020 yılı itibariyle yeni kurallar olacak. Malina Edreva, finansman şemasını izah ederek AB’den kaynaklardan başka Sofya Büyük Belediyesi’nin de kaynaklar yatırdığını söyledi ve sözlerini şöyle noktaladı: “Avrupa’dan gelen kaynaklar semboliktir. Ancak bu çok büyük bir ivmedir. Çünkü bunun sayesinde şehirler bütün bölgeye ekonomik gelişim sağlıyor. Böylece kültür, şehirlerin ekonomilerinin yapılanmasına ve gelişmesine katkıda bulunuyor.”

 

 

BNR                                                                                                                             05.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Balkanlılar İzmir'de Buluşacak

  İzmir Büyükşehir Belediyesi, Atatürk'ün mirası olan Balkanlılar Halk Dansları Festivali'ni 7. kez düzenlemeye hazırlanıyor.
  11 ülkeden yüzlerce konuğun katılacağı festival, 7-12 Ekim 2011 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, ilki 1935 yılında gerçekleştirilen Balkanlılar Halk Dansları Festivali'nin 7.sini 7-12 Ekim 2011 tarihleri arasında düzenleyecek. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk`ün talimatıyla 1935 ve 1936 yıllarında İstanbul Beylerbeyi Sarayı'nda başlayan Balkanlılar Halk Dansları Festivali, sonraki yıllarda kesintiye uğramış, daha sonra ise İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin çabalarıyla yeniden hayat bulmuştu. Büyükşehir Belediyesi, bu yıl da çok renkli görüntülere sahne olacak festival kapsamında Arnavutluk, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Karadağ, Kosova, Makedonya, Romanya, Sırbistan, Slovenya ve Yunanistan olmak üzere 11 Balkan ülkesinden yüzlerce konuğu ağırlayacak.
  7. Balkanlılar Halk Dansları Festivali, 7 Ekim 2011 Cuma günü Cumhuriyet Meydanı'nda saat 15.30'da gerçekleştirilecek açılış seremonisi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Halk Dansları Topluluğu'nun gösterisi ile başlayacak. Seremoni ve çelenk sunma töreninin ardından, Büyükşehir Belediyesi Bando Takımı'nın eşliğinde tüm ülke dansçılarının katılımıyla Konak Meydanı'na doğru kortej yürüyüşü gerçekleştirilecek. Saat 17.00'de Konak Meydanı'ndaki program çerçevesinde ise katılımcı ülkeler kendi halk danslarından örnekler sunacaklar. Aynı günün akşamında saat 21.00'de, Kültürpark Atatürk Açıkhava Tiyatrosu'nda Muammer Ketencoğlu halka açık, ücretsiz bir konser verecek.
  Konuk ülkelerin kentin çeşitli noktalarında birbirinden güzel danslar sergileyeceği festivalin kapanışı ise 12 Ekim 2011 Çarşamba günü Kültürpark Atatürk Açıkhava Tiyatrosu'ndaki Havva Karakaş konseri ile yapılacak.
Ücretsiz konserin başlama saati 21.00.
  7. Balkanlılar Halk Dansları Festivali programı kapsamında, halk dansları ekipleri İzmirlilere bir çok gösteri sunacak.

 

 

Son Dakika                                                                                                                        05.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Komşuda Kaynayan Kazan  

  Komşu ülke Bulgaristan’da son günlerde tansiyon hayli yükseldi.
Filibe’nin Katunitsa köyünde Bulgarlarla Romanlar arasında başlayan kavga, ülke geneline yayılan etnik bir krize dönüştü. Roman asıllı Çar Kiro’nun adamları 19 yaşında bir Bulgar gence minibüsle çarparak öldürmesinin ardından, duruma isyan eden Bulgar köylüler, Çar Kiro’ya ait olan 5 evi ateşe verdiler. Olaylar kısa sürede büyürken; köye yüzlerce kolluk kuvveti sevk edildi.
  Olayın hemen akabinde Filibe’de protesto gösterileri yapılırken; sanal alemde sosyal paylaşım sitelerinde yapılan duyurularla gösteriler diğer büyük şehirlere de sıçradı. Ancak yapılan gösteriler, Çar Kiro’nun kanun tanımazlığından çok; Türk, Pomak ve Roman karşıtlığı üzerine kurulu, ülkeyi kısır bir etnik kaosa sürükleyecek profile büründü. Gösteriler esnasında nefret içerikli sloganlardan tutalım, camilere atılan taşlara ve HÖH’e parti binalarına saldırılara kadar protesto gösterilerinin ana hedefi Bulgaristan’da 600 yıllık Türk-İslam varlığıydı.
Protesto gösterilerinin giderek devasal bir boyut kazanması üzerine, 1 Ekim’de iç güvenlik konularını görüşmek için Pırvanov başkanlığında Ulusal Güvenlik İstişare Kurulu toplanması kararı alınırken; son yaşanan gelişmelerin masaya yatırılması bekleniyor. Ne var ki, Çar Kiro’nun gözaltına alınması dahi tansiyonu düşürmüşe benzemiyor. Bulgaristan etnik meseleleriyle yeniden yüzleşme(me)ye çalışıyor.
  Kriz esnasında dikkati çeken bir husus ise, başta Türk azınlık olmak üzere, diğer etnik azınlık grupların da Türklere paralel doğrultuda kimilerine göre derin bir uykuda olması, kimilerine göre ise itidal içinde hareket etmeleri. Dolayısıyla, yine sineye çeken ve çoğunluğu tolere eden taraf azınlık grupları olması sıradanlığın somut bir ifadesi gibi gözüküyor.
  GERB yönetiminin 2009’da iktidara gelmesiyle birlikte, geçen süre zarfında etnik tansiyonun sıkça artması olağan bir durum haline geldi. Ülkedeki aşırı milliyetçi grupların uç noktadaki azınlık karşıtı talepleri, provokasyonlarla birleşince zaman zaman kışkırtıcı nitelikli eylemlere, zaman zaman da fiili şiddet uygulanmasına neden oldu. Bulgaristan’ın 1984-1989 yıllarındaki asimilasyon faaliyetleri ve 1989 göçü sonrasında ilk defa azınlık meseleleriyle bu ölçekte meşgul olması, akla ister istemez geçmişteki acı günleri getirirken; uluslar arası ilişkiler literatürüne yerleşen “Bulgaristan Etnik Modeli” kavramının da çatırdamasına neden olmakta.  
  Son yaşanan olaylarda Bulgarlar Çar Kiro ve yasadışı eylemlerine yönelik eylemlerinde başlangıçta haklıyken, birkaç gün içerisinde yaşananlarla birlikte haksız duruma düşmüştür. Adalet ve asayişle ilgili bir mesele, sisteme isyan etme boyutundan çıkıp; ülkeyi etnik anlamda kaotikleştirdi. Azınlık karşıtı propagandanın hâkim hale gelmesi, Türk azınlığın hali hazırda göz ardı edilen azınlık haklarının iade edilmesi bir tarafa, geleceğe ilişkin karamsar tablolar çizilmesine neden oluyor. Umarız, etnik barış ve güvenlik komşuda kısa zamanda yeniden tesis edilmiş olur.

 

 

 

Kader Özlem                                                                                                                        04.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

KİTAP - Bulgaristan Alevileri Ve Demir Baba Tekkesi

  Prof. Dr. Ivaniçka Georgieva tarafindan hazirlanan Bilgarskite Aliani (Bulgaristan Alevileri) adli bu kitap, Kuzeydogu Bulgaristan denilen Deliorman bölgesindeki Nasreddin (Bisertsi) ve Mesim-mahalle (Midrevo) köylerinde oturan Alevi Türklerinin halk kültürünün baslica konulari ve sorunlari üzerine derlenen bilimsel materyalleri içermektedir. Bu incelemede, ayrica Demir Baba Tekkesi (Sboryanovo) üzerine de daha çok tarihsel-kazibilimsel bilgiler bulunmaktadir. Alevilerin aile gelenek ve görenekleri, halk inançlari, geleneksel giyim-kusamlari vb. ayrintilariyla incelenmis, betimlenmistir. Alevilerin moral birligini desteklemek, halk geleneklerini korumak ve kusaktan kusaga iletmek üzere, gizli toplumsal ve dinsel-ritüel toplulugun rolü de gösterilmistir. Rumeli Aleviliginin bilinip anlasilmasinda önemli katkilari olacak bu kitabi okurlara sunuyoruz.

Author: Ivaniçka Georgieva
ISBN: 9753432348
Edited By: Ivaniçka Georgieva
Translated by: Türker Acaroglu
Publisher: Kaynak Yayınları (Beyoğlu)
Published: Istanbul, Ilkbahar 1998
Pages: 277

 

 

 

Kırcaali Bugün                                                                                                                        04.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Türk Sanayicilerden Bulgaristan'a Vize Tepkisi

  Trakya Bölgesi'ndeki ticaret ve sanayi odaları ile ticaret borsaları yönetim kurulu üyeleri, Bulgaristan'ın vize uygulamalarını protesto etmek amacıyla Bulgaristan'a gitmeme ve vize talep etmeme kararı aldı. TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Edirne Ticaret Borsası (ETB) Başkanı Mustafa Yardımcı, yaptığı açıklamada, yaptıkları toplantıda bir dizi karar aldıklarını söyledi. Trakya bölgesindeki oda ve borsa üyesi iş adamlarının en önemli sorunlarının başında Bulgaristan ile vize problemi olduğunu, belirten Yardımcı, bu nedenle de toplantıda Bulgaristan'ın vize uygulamasını protesto etmek amacıyla Bulgaristan'a gitmeme ve vize talep etmeme kararı aldıklarını bildirdi.
  Bulgaristan'ın vize konusunda yaptıklarına anlam veremediğini ifade eden Yardımcı, şunları kaydetti:
 "Biz oda ve borsalar olarak bir süre Bulgaristan'a gitmeme ve vize talep etmeme kararı aldık. Mecbur olan üyelerimiz gidebilir. Ancak biz böyle bir karar aldık. Çünkü, bizden üstünlüğü olmayan bir ülkenin bize bu şekilde uygulama yapması bizim gücümüze gidiyor. Hatta ben sabahları arabam ile Bulgaristan'ın Edirne Başkonsolosluğu'nun önünden geçerken kapılarda bekleyen insanları gördüğümde benim gücüme gidiyor. Türkiye kim, Bulgaristan kim? Kumarhanelere gidenlere anında vize veren bir ülke, benim oda, borsa başkanıma ve Bulgaristan'da iş yapan iş adamına vize vermiyor. Biz bu açıklamaları internet sitelerimize de koyacağız. Bu şekilde sesimizi duyurmak istiyoruz. Bu sadece iş adamı, bizim için değil, sizler için, esnaf içinde geçerli bir şey. Böyle bir tepki göstereceğiz.
  Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül, Bulgaristan'da katıldığı bir toplantıda Bulgaristan Cumhurbaşkanı'ndan vize sorununun çözümü için girişimlerde bulunmasını istedi. Ama buna rağmen hala bu uygulamayı yapıyorlar. Dolayısıyla bu bizim gücümüze gidiyor. Türk olarak benim gücüme gidiyor. Başkonsolos, bana (ben sana vize veriyorum) diyor. Bana vize veriyorsun bu önemli değil. Ama benim üyeme vermiyorsun. Bana (ben senin gönderdiğin kişiye vize veriyorum. Senin gönderdiğin kişi benim için makbuldür) diyor ama vize vermiyor. Biz Başkonsolosu ne zaman ziyarete gitsek (No problem, no problem) diyor. Nasıl yok problem? Problemden başka bir şey yok."
  Mustafa Yardımcı, Bulgaristan ile ilgili vize problemini Ankara'ya, Dışişleri Bakanlığına bir kaç kez aktardıklarını sözlerine ekledi. (Kırcaalihaber ve aa)

 

Rumeli Balkan Federasyonu                                                                                             04.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ekonomi Bakanlığı: Bu Yılki Turizm Sezonu Verimli Geçti

  Ekonomi, Enerji ve Turizm Bakanlığı, bu yılki turizm sezonunun iyi geçtiğini açıkladı. Bu yıl yabancı turist sayısı yüzde 10 artarken, Alman turist sayısı yüzde 10, Rus turist sayısı ise yüzde 20 artış gösterdi. Ukrayna ve Moldova’dan gelen turist sayısında da artışın gözlendiği belirtildi. Ocak-Temmuz döneminde turizmden elde edilen gelir de 1,54 milyar Euro olarak açıklandı. SPA turizminden elde edilen gelirlerde de yüzde 10 artış yaşandığı gözlendi. Ancak iş amacıyla kullanılan otellerdeki doluluk oranında ise düşüş gözlendi.
Resmi verilere göre, 2010 yılında Sofya’daki ve ülke genelindeki otellerde iş amacıyla konaklamalarda yüzde 30 azalma tespit edildi. Bu düşüşü yabancı yatırımların azalmasına bağlayan sektör yetkilileri, bu tür konaklamalara yönelen otellerin özellikle işadamlarına hizmet verdiklerini aktardı. Sofya’daki otellerde bu alanda doluluk oranının çok düşük olduğunu aktaran yetkililer, bu yılın ilk dokuz aylık döneminde yatak kapasitesinin yüzde 22’sinin dolduğunu, turistlerin Sofya’da ortalama 2,2 gece konakladıklarını belirtiyor. Buna karşın Sofya bölgesi ise kültür turizminde yüzde on artış kaydetti. Yetkililer, kış turizminden de geçen yılki gibi turist sayısında yüzde 5 artış bekliyor.
  Rus turistlerle yaşanan sorunun kış turizmine nasıl etki edeceğinin daha bilinmediğini aktaran Ekonomi, Enerji ve Turizm Bakanı Trayço Traykov, ancak bu etkinin çok az olacağını savunarak, Bulgaristan turizmi için Rus pazarının hiç bir şekilde kaybedilmediğini aktardı. Bulgaristan’daki turistlerin sigortalanması sisteminde bir sorun olmadığını, sorunun Rusya tarafından kaynaklandığını aktaran Bakan Traykov, tur operatörü ile havayolu şirketi arasında yaşanan sorundan dolayı Türkiye ve Yunanistan’dan Bulgaristan’a dönemeyen Bulgaristan vatandaşları için Türkiye veya Yunanistan’daki ilgili bakanın konuya hiç müdahil olmadığını ve bunun da Bulgaristan’ın görevini yerine getirdiğini gösterdiğini belirtti.
  Tur operatörlerinin sigortası cirolarına göre olacak
  Tur operatör şirketlerinin ‘Profesyonel sorumluluk’ adı altındaki sigortalarının en yüksek tavan değeri şirketlerin cirolarına göre belirlenecek. Bu değişiklik, yüksek miktarda borcu bulunduğu için Alma Tur şirketinin iflas etmesi ve yüzlerce turistin geri dönememesinden dolayı mahsur kalması sonucu yapıldı. Bunun sonucu olarak sigorta şirketi, Türkiye ve Yunanistan’da mahsur kalan turistleri geri getirmek zorunda kaldı. Alma Tur, mevcut yasaya göre en yüksek miktar olan 20 bin leva sigorta ile sigortalı. Ancak bu rakamın her bir turist için uygulandığında az gelebileceği belirtildi. Bu nedenle sektör yetkilileri ile Ekonomi Bakanlığı, sigorta tavan miktarının tur operatörünün cirosunun belirli bir oranı ile baz alınmasını kararlaştırdı. Bu değişiklik gelecek yıldan itibaren yürürlüğe girecek.

 

 

 

Zaman Bg                                                                                                                        04.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Beyaz Perde ‘Digital Aktörlerin’ Olacak

  Animasyon çizgi film stüdyolarından Pixar Animasyon, donanım geliştiricisi olarak başladı, fakat şimdi Hollywood’un ikonu oldu. Firmanın bugüne kadar aldığı bilimsel ve teknik akademi ödülleri, altın küre ve grammy ödüllerinin sayısı artıyor. Bu yıl Pixar animasyon stüdyoları, bağımsız bir işletme olarak 12. animasyon filmi olan Cars2’yi yayınlayıp 25. yılını kutluyor.
  Pixar’ın filmleri birçok açıdan çeşitli teknolojik gelişmelerin mimarı oldu. “Finding Nemo” isimli bilgisayar animasyonu dijital ışıklandırmada yeni tekniklere öncülük etti. “The Incredibles” ve “Ratatouille” isimli animasyonlar ise insanlar ile çizgi film karakterlerini bir araya getirdi.
  Fakat, geçtiğimiz yıllarda bu teknolojik başarıların derecesi değişti. Eski filmlerle kurulan fiziksel etkileyicilik 2009 yılında gösterime giren “Up – Yukarı Bak” animasyon filmiyle dijital olarak taklit edildi. Bu nedenle Pixar ve onun rakip animasyon stüdyolarının yeni şeyleri keşfi bitme noktasına geldi mi?
Başarıların her zamanki gibi kolay elde edilmeyeceğini söyleyen Cars 2 filminin denetleyici teknik yöneticisi Apurva Shah, “10 yıl önce bunu nasıl yapacağımızı bilmiyorduk, ancak bu süreç bugün için geçerli değil” dedi. Shah’a göre, 3 boyutlu animasyon en gerçekçi dünya fenomenini daha az kolaylık derecesiyle yeniden oluşturabilir. Kendilerinin her şey için mükemmel bir çözümü olmadığını söyleyen Shah, “Fakat, biz bir filmin gerektirdiği herhangi bir şeyi nasıl oluşturacağımız konusunda akıllıyız” dedi.
  İnsanlarla ilgili problem
  Bir çok modern animasyon problemi ekstra hesaplama gücüyle çözülebilirken, stüdyolar halen seyircinin tüylerini diken diken yapmayacak, beklenmeyen efektlere sahip dijital insanlar oluşturmak için çabalıyor. 2004 yılında The Polar Express filminde oynayan fotorealistik insan karakterler, donuk gözleri nedeniyle çok eleştirildi. Bundan sonra insan cildinin tasvir edilmesi için yeni tekniklerin gelişimi daha gerçekçi dijital ciltlere liderlik etti. Yeni avantajlar sayesinde yüz şekilleri karakterlere nakledilmeden önce aktörün yüz hareketlerini kaydetmeyi başardılar. Tüm gelişmeler sayesinde ekranda dijital aktörlerin gerçek olduğuna inanmamıza ramak kaldı. Fakat, Sony Pictures Imageworks’te Şef Teknoloji Yöneticisi olan ve “Köfte Yağmuru” gibi animasyon filmlerinde görsel efekt denetmeni olan Rob Bredow’ a göre, bu bir tutarlılık meselesi. Bireysel bileşenlerin, unsurların muhtemelen birçoğuna sahip olduklarını belirten Bredow, modellerimiz oldukça doğru, gözler için yapılan optik hesaplamalar da çok iyi ve animasyonlarımız gerçeğe yakın şekilde gelişti. Ancak bazen vücudun bazı parçalarında çok iyi sonuçlar alamıyoruz” dedi.
  Sürecin saflaştırılması
  Stüdyolar animasyonlarını mükemmelleştirmek için önemsiz ayrıntılar üzerinde odaklanırken, gelecekte sinemaya gidenler öncekilerden daha fazla beklentiye sahip olacaklar. Donanımlar her yıl gelişmesine rağmen, yine bir animasyon sahnesinin oynadığı ortalama süre aynı kalıyor. Bu fazladan işlem gücü karmaşıklık (daha detaylı modeller, daha büyük setler ve ekranda daha fazla karakter) artırılarak telafi edilebilir. Ayrıca daha hızlı, güçlü bilgisayarlar daha fazla dikkat gerektiren teknikler de kullanılabilir. Animasyon şirketleri şimdi daha canlı aksiyon filmleri gibi bir etki oluşturmak için bu gerçek zamanlı teknolojiyi kullanıyorlar. Geleneksel olarak stüdyolar, bir klip çekilmeden önce karakterleri ve seti canlandırmak zorundaydı. Direktör buna geri bildirim yapana kadar haftalarca ya da aylarca bu iş erteleniyordu. Ancak şimdi akıllı grafik işlemciler, üretimde her şeyi önceden daha erken sürede inceleyebiliyor.

 

 

Zaman Bg                                                                                                                        04.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan Ticari Alan Sıralamasında 13. Sırada Yer Alıyor

  Bulgaristan, 2012 sonuna kadar inşa edilen ticaret merkezlerinde ticari alan bakımından uluslar arası sıralamada 13. sırada yer alıyor. Uluslar arası danışmanlık şirketi Cushman&Wakefield tarafından yapılan araştırmaya göre, 2012 yılına kadar ülkede ticaret merkezlerinde 181 bin 500 metrekare yeni ticari alanın da tamamlanması bekleniyor. Bulgaristan şu anda her bin kişiye 67,5 metrekare ticari alan ile 30. sırada bulunuyor. Avrupa'da ise bin kişiye 240 metrekare alan düşüyor. Bulgaristan, 2010 yılında en çok inşa edilen ticari alan bakımından ilk beş sırada yer alıyordu. 2011 yılında Bulgaristan'da hiçbir yeni ticaret merkezi hizmete açılmadı. Bu da yatırımcıların biraz nefes alması ve yeni yatırım alanları hakkında düşündükleri yorumlarına neden oldu.

 

 

 

Zaman Bg                                                                                                                        03.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kendi Enerjisini Kendi Üreten Evler Geliyor

  Bu yılki Plovdiv Sonbahar Fuarı’nda yeşil enerji anlayışı hakimdi. “Yeni hayat, yeni teknolojiler” sloganıyla öne çıkan organizasyona 44 ülkeden bin 500 şirket iştirak etti. 80’in üzerinde yeniliğin tanıtıldığı fuarda, 31’i dünya çapında olmak üzere, 12’si Avrupa çapında yenilik teşkil ediyor. Plovdiv Fuarı Müdürü İvan Sokolov, biomadde ve güneş enerjisine ilginin oldukça yoğun olduğunu belirtirken, gün geçtikçe iş adamlarının yatırımlarını yenilenebilir enerjiye doğru yönlendirdiğini söyledi. Eko Energo konsorsiyumu 200 milyon Euro değerinde iki mukavele imzaladı.
Fuarın ilk gününde 100 milyon Euro anlaşma imzalayan MKM, Rus Enerji Ajansı’ndan ilk siparişini aldı. Bu anlaşma aynı zamanda uluslararası fuarda yapılan en büyük anlaşma olarak tarihe geçti. MKM Grubu Müdürü Mihail Mihov, şirketin ürününün standart evlere göre yüzde 10 daha fazla tasarruf sağladığını ve Batı Avrupa’ya göre buradaki fiyatların 4 kat daha düşük olduğunu aktardı. Rusya’da kapalı sistem yerleşim yerleri yapacak olan şirket; akülü evler, biogaz sistemleri, çöp atıklarını değerlendiren makine, seralar ve hayvan çiftlikleri üretecek. Akü evler kendi enerjisini de kendi karşılıyor. Akü ev olarak bilinen bina, güneş enerjisini elektriğe dönüştürüyor. Akü ev, 10 kat daha az elektrik harcıyor. Akü evin metre karesi Bulgaristan’da bin Euro’ya satılırken, Batı’da 3 bin 500 Euro’ya müşteri buluyor. Ahşap yapı ve izolasyonlu olan ev, enerji tasarrufu sağlayacak doğrama ve bulutlu havada dahi enerji kullanan güneş sistemiyle donatılı. ‘Yeşil’ ev, tüm elektrikli alet ve ışık kaynaklarına enerji sağlayıp, şofben ve kaloriferi ısıtabiliyor ve merkezi sistemden tamamen bağımsız olarak çalışıyor.
  Şirket ayrıca Çuvaş Cumhuriyeti ile 25 milyon Euro değerinde konut inşa anlaşması yaptı. Yeni binaların inşasında bin kişi istihdam edilecek. Yeni şehir, kendi su ve enerji sistemini temin edecek. Her ev, elektrik üretimini yapan fotovoltaik (güneş) paneller, soğutma ve ısıtma sistemi, su sondaları ve atık suları arıtma cihazlarıyla göz dolduracak. Bu tür evlere yapılan yatırım 5 yıl içinde kendini amorti ediyor. Fuarda tanıtılan 130 metre kare iki katlı eko evin fiyatı 80 bin Euro. Eko Energo’nun ikinci anlaşmasında Çuvaş Cumhuriyeti’nde atık çöp ve biogaz üretim fabrikasının inşasını öngörüyor. Kuş dışkılarından elde edilecek biogaz sayesinde 50 dekarlık seralar ısıtılacak. Fuarda evde kullanılmak üzere üretilen ve pellet ile çalışan sobalar ve şömineler de ilgi gördü.
  Yerli üretim Çin otomobillerine ilgi
Plovdiv Fuarı çerçevesince düzenlenen otomobil fuarında da 12 yeni araç tanıtıldı. BMW, Bulgaristan’da ilk kez beş kapılı Seri 1 spor arabasını ve Seri 6 Coupe 650i’yi otomobil meraklılarına sundu. Nissan, Micra modelinin yenisini gösterdi. Toplam 27 marka aracın sergilendiği fuarda Loveç’de üretilecek Çin “Great Wall” marka otomobiller de ilgiyle takip edildi. Bunlardan Voleex C10 şehir otomobili dikkatleri üzerine topladı. Bahovitsa köyündeki fabrikadan çıkan ilk otomobil olması beklenen Voleex C10’un fiyatı sadece 16 bin leva olup, 1.5i VVT motor ve  97 beygir gücüne sahip. 5 yıl veya 100 bin kilometre garantisi bulunuyor. Araç 20 km/h hızı aşar aşmaz kapılar otomatik kilitleniyor. Kaza anında ise yakıt kesiliyor. Fabrikanın ilk otomobilleri gelecek yıldan itibaren piyasaya sunması bekleniyor.
  Kiremitlerden elektrik üretiliyor
Sonbahar Fuarı’nda kiremitlerin enerji sağladığı yeni teknoloji de tanıtıldı. Çatının tamamen normal kiremit yerine fotovoltaik panellerle kaplanma seçeneğini tanıtan VJF şirketi, ülkede ilk kez bu tip teknolojiyi sunuyor. Ziyaretçiler, güneş panellerine yerleştirilen bitum ve silisyum sayesinde, çatıyı küçük bir elektrik üretim merkezi haline dönüştürebilecek. Yeşil enerjinin önceliklerini tanıtan farklı şirketler, bu yıl düşük enerji tüketen ‘pasif’ binaların tanıtımına ağırlık verecek.
  Hem raylarda, hem de karada giden lokomotif geliyor
Ruseli Ekspres Servise şirketi, Bulgaristan’daki rayda ve karada giden ilk lokomotifini tanıttı. Lokomotif, Bulgaristan’da ilk olsa da Batı Avrupa’da geniş çapta kullanılıyor. Modern lokomotif, zamandan tasarruf ederek bir kolovozdan diğerine hızlı bir şekilde geçebilecek. Aynı zamanda depo ve bazı üretim yerlerinde römork çekmek için de kullanılması öngörülüyor. 200 ve 600 ton manevra kapasiteli olmak üzere iki farklı makine üreten şirket, bunların elektrik gücüyle çalıştırılmasını planlıyor. Sonbahar Fuarı’nda Avrupa çapında yenilik sayılan balıkçı gaz ısıtıcı modeli de ilgi çekiyor. Alev olmadan ısı veren yeni model, katalitik teknoloji kullanıyor.

Zaman Bg                                                                                                                          03.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ekim Ayının Yağışsız Ve Sıcak Geçmesi Bekleniyor

  Ulusal Meteoroloji ve Hidroloji Enstitüsü (NİMH), ekim ayının oldukça sıcak ve yağışsız geçeceğini açıkladı. Aylık ortalama sıcaklık dereceleri normallerin üzerinde olması, yağış oranının ise normalin altında seyretmesi bekleniyor. En düşük sıcaklıklar 1 ila 6 derece, en yüksek sıcaklıklar ise 24 ila 25 derece arasında olacağı tahmin ediliyor. İlk güz kırağının ise ayın sonuna doğru düşeceği tahmin ediliyor. Ekimin ilk 10 gününde güneşli hava hakim olurken, en düşük sıcaklıklar 6-11 derece, en yüksek sıcaklıklar 22-27 derece arasında olacak. Ayın 7. ve 8. gününün biraz daha soğuk olacağını aktaran NİMH, yağış için az ihtimal bulunduğunu kaydediyor. İkinci 10 günlük periyodun sıcak ve yağışsız havayla başlaması, sadece 13. güne doğru biraz soğuması bekleniyor. Her ne kadar bu dönemde bulutlu hava hakim olması tahmin edilse de, yağışların az olacağı aktarılıyor. Ekimin son 10 günlük periyodunda sonbaharın hissedilmesi ve 23 Ekim’den sonra havanın yağışlı olması, daha sonra da ilk kırağıların düşmesi bekleniyor

 

 

 

Zaman Bg                                                                                                                          03.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bu Yıl Çok İyi Bir Üzüm Hasadı Bekleniyor

  Bağcılık ve Şarapçılık Ajansı Yürütme Müdürü Krasimir Koev BTA haber ajansına evrdiği demeçte, Bulgaristan’ın bu yılki üzüm hasadının son 10 yılın en iyilerinden biri olacağını açıkladı. Ülkemizde yaygınlaştırılan yeni şarap türleri, yüksek kalitede ve düşük maliyettedir, bu ise onları yabancı piyasalarda rekabetgüçlü kılıyor. Uzmanın verdiği bilgiye göre, bu seneden itibaren, Bulgar şarabı özellikle Çin’e olmak üzere Asya pazarlarına sürülecek.

 

 

 

BNR                                                                                                                                     03.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tüm Acil Numaralar 112'ye Yönlendiriliyor

  Tüm acil numaralar hafta başından itibaren 112’ye aktarılacak. Ulusal 112 Sistemi Müdürü Stoyan Gramatikov, birçok Avrupa ülkesindeki uygulamanın bu şekilde olduğunun altını çizdi. Hollanda ve Danimarka gibi bazı ülkelerde ise eski acil numaraların kullanılmasının yasaklanmış olduğunu belirten Gramatikov, uygulamanın kurumlar arasında daha iyi koordinasyon sağlanmasına imkan vereceğini savunuyor. “Acil numaraları, insanlar arasında daha popüler oldukları için bıraktık. Gramatikov, “Onları birden durdurmaya hakkımız yoktu, çünkü bu, halka sunulan hizmetin kısılması anlamına gelecekti. Şu anda herkes 112’yi hala tanımıyor ve bu vesileyle eskilerini durduramayız. İnsanlar 150, 160 veya 166’yı arasınlar, sonuçta 112’yi karşısında bulacak” diye konuştu. Şu anda halkın yüzde 66’sının 112 numarasını bildiğini aktarırken, ülke çapında yapılan acil aramaların yüzde 60’ının sahte olduğu belirtiliyor.

 

 

 

Zaman Bg                                                                                                                                     03.10.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Şumnu Nazım Hikmet 1881 Kültür Evi,
130 Yaşını Kutladı

  23 Eylül 2011 tarihinde, Şumnu Nazım Hikmet 1881 Kültür Evi, 130 yaşını kutladı. Çok eski bir tarihe sahip olan kültür ocağı, Şumnu Gençlik Evi Salonu'nda saat 18.00'de düzenlenen  ve programın sunuculuğunu Nurten Remzi ve Cahide Ercan yapan gösteri programı ile kutlandı. Misafirleri selamlamaları ve orada bulunanları takdim etmenin ardından Deliorman'ın Adı Deli şiiri okundu.
  Kutlama progrmında misafir olarak Rus, Çingene ve Bulgarlar da yer aldı. Ayrıca Ermeniler Kiltir Kurumundan ve başka Okuma evlerinden tebrikler ve sepet sepet çiçekler geldi.
  Program iki bölüm olarak izleyenlere sunuldu. İlk bölümde, Şumnu Kültür Evi Kız Saz Orkestrası, Dere Geliyor Dere ve Yoğurt Koydum Dolaba türkülerini, grupta yer alan ve ritim tutan erkek üyeleriyle beraber seslendirdi. Destan Folklor Grubu, geçen yıl Balıkesir'de öğrendikleri o yöreye ait olan oyunu ve Deliorman oyunlarından Entarisi Ala Benziyor oyunlarını sergiledi. Solistlerden Mirel ve Hülya, Ay Oğlan, Tatarmısın ve Tiren Gelir Hoş Gelir türküleriyle izleyenleri coşturdu. Şumnu Belediye Başkanı Krasimir Kostov ve Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Kültür Evi ziyaretinde onlara türkü söyleyen solist Şenay Sadık ve genç sazcı Sinan Sezgin, söyledikleri türkülerle programda sahne aldılar. Misafirlerin arasında Şumnu'nun en ünlü ve en yetenekli usta sanatçılardan Emel Tabak, Nargis ve Sıdika Ahmedova, bu önemli gecede izleyenleri değerli ve olağanüstü seslerini mahrum bırakmadı. Kültür ocağı daimi üyelerinden Kladenets köyü Muhtarı Hasan Üzeyir, kültür evi çalışanlarına ve üyelerine iyi dileklerini sundu, başarılarının devamını diledi ve bir türkü ziyafeti de o verdi. Programın ilk bölümü, Şumnu Davul Zurna Grubu'nun yaptığı davul, zurna ve güreş şovuyla sona erdi.
  İkinci bölümde, 130 yaşında olan Şumnu Nazım Hikmet 1881 Kültür Evi tarihçesi ve faaliyetlerini tanıtan, yaklaşık 40 dakikalık bir sinevizyon gösterisi sunuldu. Sinevizyon, büyük bir sabır, çaba ve emekle Nurten Remzi ve Cengiz Ercan tarafından hazırlandı ve büyük ilgi gördü.
  Kültür evi faaliyetleri durmaksızın devam ediyor. Geleneksel hale gelen Genç Kalemler Şiir Şöleni ve Çift Eğlence İkizler Bayramı en yakın zamanda yapılacak olan faaliyetleri Sinevizyonda da yer aldı.

Mozaikdergisi                                                                                                                               30.09.2011

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------